Bismillahirrahmanirrahim
بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّح۪يمِ
55/5 Rahman Suresi
Güneş ve Ay her açıdan bir hesap iledir.
اَلشَّمْسُ وَالْقَمَرُ بِحُسْبَانٍۖ
Eş şemsu vel kameru bi husban
Güneş ve ayın bir ölçüyle hareket etmesinin birçok tezahürü vardır ama en güzel örneklerden bir tanesi ‘’Meton Döngüsü’dür’’. Bu döngü Rabbimizin bir tasarımıdır. Süresi 19 güneş yılıdır veya 235 aydır. 19 senede bir aynı tarihte ay aynı halinde olur, örnek vermek gerekirse 21 Ocak 1978 tarihinde ay, Dolunay’a yakın ‘’şişkin ay’’ evresinde ise, bir daha 21 Ocak tarihinde Dolunay’a yakın ‘’şişkin ay’’ evresinde olması tam 19 sene sonra, 1997 yılında olacaktır. Kur’an’da bu döngü nasıl işaret edilmiş olabilir? Rahman Suresi 5. Ayette bir işaret var ancak bir diğer işaret de Kur’an’da güneş ‘’şems’ ve ay ‘’kamer’’ kelimelerinin birlikte geçtiği ayetlerde gizlidir. Bu iki kelime toplam 19 ayette bir arada geçer, bu ayetler sırasıyla 6/96, 7/54 10/5, 12/4, 13/2, 14/33, 16/12, 21/33, 22/18, 29/61, 31/29, 35/13, 36/40, 39/5, 41/37 (Bu ayette ikişer kere geçer), 55/5, 71/16, 75/9 ayetleridir. Sadece bu 19 ayette bu iki kelime bir arada geçer. 19. birlikte geçişleri de 75/9. Ayettedir ve ‘’incelikli bir şekilde’’ adeta ölçüye işaret edercesine Güneş’in ve ayın bir araya getirilmesini buyurmuştur Yüce ALLAH.
75/9 Kıyame Suresi
Güneş ve Ay bir araya getirildiği zaman.
وَجُمِعَ الشَّمْسُ وَالْقَمَرُۙ
Ve cumiaş şemsu vel kamer.
Kur’an’da tam 33 güneş ‘’şems’’ ve 33 ‘’nur’’ kelimeleri geçer. Ay’ın Güneş’ten gelen ışığı yansıttığını düşünürsek burada da ince bir ölçü olduğu görülür.
91/2 Şems Suresi
Ve onu izleyen Ay’a,
وَالْقَمَرِ اِذَا تَلٰيهَاۙۖ
Vel kameri iza telaha
Bu ayette çok büyük mucize vardır. Güneş’in Uzay-Zaman dokusunu bükerek dünyayı ve ayı sürüklemesi, Kur’an’da ‘’Ay’ın Güneşi takip etmesi’’ şeklinde ifade edilmiştir. Kur’an’da asla çelişki olmaz.
Galaksilerin merkezlerinde dev Kara Delikler vardır. Bu dev Kara Delikler milyarlarca yıldızı çevirecek kütle çekimine sahiptirler.
Şimdi büyük bir Kur’an mucizesine tanık olacaksınız; Yüce ALLAH, Kur’an’da, Galaksi içerisinde, Galaksinin merkezinde bulunan Kara Delik etrafında yörüngede dolanan Güneş’i, Güneş’in yörüngesinde dolanan Dünya’mızı ve Dünya’nın yörüngesinde dolanan Ay’ı işaret etmiştir. Bunu özel olarak seçilmiş harflerle iki ayette işaret etmiştir. ‘’Kullün fi felekin’’
36/40 Yasin Suresi
Güneş’in Ay’ı yakalaması uygun olmaz ve gece de gündüzün önüne geçemez. Hepsi de bir yörünge içinde yüzmektedir.
لَا الشَّمْسُ يَنْبَغ۪ي لَـهَٓا اَنْ تُدْرِكَ الْقَمَرَ وَلَا الَّيْلُ سَابِقُ النَّهَارِۜ وَكُلٌّ ف۪ي فَلَكٍ يَسْبَحُونَ
Leş şemsu yenbegi leha en tudrikel kamere ve lel leylu sabikun nehar, ve kullun fi felekin yesbehun
21/33 Enbiya Suresi
Geceyi ve gündüzü, Güneş’i ve Ay’ı yaratan O’dur. Onların her biri kendi yörüngesinde yüzmektedir.
وَهُوَ الَّذ۪ي خَلَقَ الَّيْلَ وَالنَّهَارَ وَالشَّمْسَ وَالْقَمَرَۜ كُلٌّ ف۪ي فَلَكٍ يَسْبَحُونَ
Ve huvellezi halakal leyle ven nehare veş şemse vel kamer, kullun fi felekin yesbehun
Ayetlerde geçen ‘’gece ve gündüz’’ ifadeleri ile işaret Dünya’mızadır. Kur’an terminolojisinde gece-gündüz bir arada geçiyorsa işaret Dünya’mıza olmaktadır. Her iki ayette de Güneş, Ay ve Dünya’ya işaret edildikten sonra ‘’her biri bir yörüngede’’ ifadesini geçiriyor Yüce ALLAH.
‘كُلٌّفِىفَلَكٍ’ ‘kullun fi felekin’ ‘her biri içinde bir yörünge’
Şimdi bu tümceyi inceleyelim;
İlk dikkat çeken bu tümcenin 3 kelimeden oluşmasıdır.
Bu tümceyi oluşturan Arapça harfleri açalım ve yazalım;
ك ل ف ى ف ل ك
Türkçe harfler karşılığı düşünülürse;
K L F Y F L K
Kef, Lam, Fe, Ye, Fe, Lam, Kef
Ye harfi ortada, bir ayna görüntüsü
Ortada Kara Deliği simgeleyen Y harfi iki tarafında Güneşi simgeleyen F (Güneşin simgesinin F harfi olması tabii ki boşuna değildir, Yıldızların ve tabii Güneş’in merkezinde demir vardır. Aynı zamanda yıldızlarda sürekli devam eden nükleer füzyon reaksiyonları evrendeki en stabil atom olan demirde son bulur ve demir bu şekilde yıldızın büyüklüğüne göre patlayarak beyaz cüce, nötron yıldızı veya kara deliğe dönüşmesine neden olur), demir elementinin bilimsel sembolü Fe’dir, onun iki yanında Dünyayı simgeleyen L (Litos, Lityum, taş, kaya toprak demektir) ve her iki tarafta da en sonda bulunan Ay’ı simgeleyen K (Ay’ın simgesi de L’dir ama ortasında Kara Delik simgesi vardır) harfleri vardır. ‘her biri içinde bir yörünge’ tümcesini oluşturan Arapça harfleri açtığımızda siz de hemen göreceksiniz ki bu tümceyi baştan ve sondan okumak aynı. Toplam 7 harf var. 3 harf tek harf olan ‘ى’ harfinin iki tarafında yer almış.
Dikkat edilirse aşağıdaki resimde görüldüğü gibi 3 harf bir ‘ى’ harfinin bir sağında bir de solunda bulunuyor. Bu da demektir ki bu 3 harf ‘ى’ harfinin etrafında dönmektedir.

Güneş sembolündeki tek nokta Güneş’in etrafında dönen Dünyayı simgeliyor. Esasen bir yıldızın başlangıcı ve sonunu ancak ve ancak üç atomla simgeleyebiliriz: Hidrojen (H), Helyum (He) ve Demir (Fe). Evreni Yüce ALLAH’ımız yaratınca ilk olarak oluşan atomlar olan hidrojen atomları kütle çekimiyle bir araya gelerek yeterli ağırlığa ulaştığında birleşerek nükleer füzyon reaksiyonu ile helyuma dönüşmeye başlarlar. Bu dönüşüm Güneş’in enerjisini ortaya çıkarır. Kuran’da güneş anlamında 91. sıradaki Şems suresinin her ayeti de bu yüzden “He” ile biter, büyük mucizedir, rastgele olması astronomik değerde düşük bir ihtimaldir, bizim güneşimizde sadece H ve He var, yeterince büyük olmadığı için başka atomlar oluşamıyor. Yeterince büyük yıldızlarda nükleer füzyon tepkimeleri devam eder sırasıyla Hidrojen, (H), Helyum (He), Karbon (C), Neon (Ne), Oksijen (O), Silikon (Si) ve en son Fe yani Demir oluşur. Demir çok kararlı yapıda olduğundan füzyon tepkimeleri burada durur, Kütleçekimi dengelenemez ve yıldız içe çökmeye başlar ve sonunda patlar, büyüklüğüne göre; beyaz cüce, nötron yıldızı (Tarık Yıldızı) veya Kara Deliğe dönüşür. Ama patlayıp dönüşüm sürecini başlatan element Fe yani Demirdir. Demir yıldızların da gezegenlerin de merkezlerindedir. Kur’an’da Yüce ALLAH demiri merkeze yerleştirmiştir, 114 surenin tam merkezine 114/2= 57. Suredir Demir Suresi. Kur’an’da bir Yıldız olan Güneşimiz bu nedenle Fe ف harfi ile gösterilmiştir.

Temelinde; Güneş, Dünya ve Ay madde ve enerjidir, Kara delik ise maddenin/enerjinin sonunu ifade ediyor. Arap Alfabesinde de son harf Kara Deliğin simgesidir, yani ‘ى’ harfidir. Maddenin sonu. Kara delik için, maddeyi oluşturan veya maddenin sonu olan öz suyu, harç da diyebiliriz.
Kullün fi felekin yazısının Arapça tersten ve düzden okunuşunun aynı olmasının hikmeti şudur. Samanyolu Galaksimiz Uzayda hareket halindedir, Karanlık Enerji içinde yüzmektedir, bir yönden bakıldığında saat yönünde dönüyor ise tam tersinden bakılacak olursa (Galaksinin ön ve arkasından bakılması gibi 3 boyutlu düşünün) saat yönünün tersinde dönüyor olacaktır.
Güneş, Dünya ve Ay bu harflerle gösterilmiş. Peki, Güneş, Dünya ve Ay hangi gök cisminin etrafında dönüyor? Diğer bir deyiş ile ‘ى’ harfi neyi tarif ediyor?
ى
‘ى’ harfi galaksimizin merkezindeki kara deliği (Sagittarius A) temsil etmektedir. Galaksimizin merkezinde yer alan dev Kara Delik çekim gücü nedeniyle galaksimiz içindeki milyarlarca yıldızı kendi etrafında dönmeye zorlamaktadır. Tabii ki Güneş’i, Dünya’yı ve Ay’ı da birlikte.
Ay, Dünyanın etrafında dönmektedir, Dünya da Güneş’in etrafında dönmektedir. Güneş de Galaksimizin merkezindeki dev Kara Deliğin etrafında bir yörüngede dönmektedir. Aslına bakılırsa bu 3 gök cismi kara deliğin yörüngesinde dönmektedirler.

Astronomi bilgisi ile harflerin sıralanışı eşleştirildiğinde Y harfine en uzak olan (ك) (K) harfi Ay olmalıdır. Aynı mantıkla (ل) (L) harfi Dünya’yı, (ف) (F) harfi ise Güneş’i temsil eder. Sagittarius A olan (ى) (Y) harfine uzaklıkları açısından bu sıralama bu şekilde olmalıdır. Zaten birazdan bu sıralamanın ve seçilen harflerin de Yüce Allah tarafından özellikle seçildiğini apaçık olarak göreceğiz inşALLAH.
Ay, Dünya, Güneş ve Sagittarius A’yı temsil eden harflerin Ebced değerleri aşağıdaki resimde gösterilmiştir.

Ebced değerleri nedir?
Arap alfabesinde her harfin bir sayısal değeri vardır. Kuran’ı Kerim’in indiği dönemde de Ebced sistemi kullanılmaktaydı. Kur’an’da Ebced değerlerleriyle gösterilen apaçık, insan kabiliyetini aşan bir matematik bilgisi ile düzenlenmiş örüntüler mevcuttur. Bu mucizeleri de inşALLAH ileriki makalelerimde yazacağım. Kelimelerin Ebced değerleri hesaplanırken kelimeyi oluşturan harfler ayrılır ve aşağıdaki tablodan her harfin karşılığı olan sayı bulunur ve tüm harfler için toplama yapılır. Elde edilen sonuç o kelimenin ebced değerini verir. Kur’an’ın indiği dönemde harfler aynı zamanda sayı olarak kullanılıyordu.

Sagittarius A (Kara Delik) sadece kendi etrafında döner: 10
Güneş hem kendi etrafında hem de Kara delik etrafında döner: 10+ 80 = 90
Dünya hem kendi etrafında hem Güneşin etrafında hem de Kara delik etrafında döner: 10+ 80 +30 = 120
Ay kendi etrafında, Dünya etrafında Güneşin etrafında ve de Kara delik etrafında döner: 10+ 80 +30 + 20 = 140
140+120+90+10 = 360
Bir tam tur, 360 dereceye işaret. Çok ince bir şekilde Ebced değerleri ile bir tam tur 360 dereceyi göstermiştir Yüce ALLAH. Her biri bir yörüngede yüzerler ‘’Kullün fi Felekin’’ ve her biri 360 dereceyi bir turda tamamlar.
Beşinci Ayette Güneş ile Ay bir hesaba göredir ifadesi, Güneşimizin bir yıldız ve Dünya’mızın bir gezegen olması dolayısıyla; geniş anlamında tüm astronomik olaylara izafe edilebilir,
Güneş tutulması da (Solar Eclipse), Güneş ve Ay’ın bir hesap ile olmalarına delildir. Güneş Tutulması’nda Güneş’ten çok daha küçük olan Ay, Güneş’in önünü tamamen kapatır. Tamamen kapatabilmesinin nedeni Ay’ın Dünya’ya uzaklığının Güneş’in Dünya’ya olan uzaklığına oranı ile Ay ve Güneş’in yarıçaplarının oranının yaklaşık aynı olmasındandır yaklaşık 1/400, tam Güneş Tutulması bu oran bu kadar ince hesaplanıp bu kadar birbirine yakın olmasaydı, asla gerçekleşemezdi.
Tam Güneş Tutulması

Tam ve Kısmi Güneş tutulması olabilir. Güneş Tutulması’nda Ay, Dünya ile Güneş’in arasına girer. Aşağıdaki görsel gerçek oranlarda değildir, demonstrasyon amaçlıdır.


36/40 Yasin Suresi
Güneş’in Ay’ı yakalaması uygun olmaz ve gece de gündüzün önüne geçemez. Hepsi de bir yörünge içinde yüzmektedir.
لَا الشَّمْسُ يَنْبَغ۪ي لَـهَٓا اَنْ تُدْرِكَ الْقَمَرَ وَلَا الَّيْلُ سَابِقُ النَّهَارِۜ وَكُلٌّ ف۪ي فَلَكٍ يَسْبَحُونَ
Leş şemsu yenbegi leha en tudrikel kamere ve lel leylu sabikun nehar, ve kullun fi felekin yesbehun
Yukarıda da hatırlattığım Ayette birden çok mucize vardır, 1) ‘’her biri bir yörüngede yüzerler’’ Kullün fi Felekin’’mucizesi; 2) Ay’ın Güneş’i takip ettiğine yönelik vurgu vardır, ve mucizedir, çünkü Ay, Güneş’i takip eder (Uygun olmaz Güneş’in Ay’a erişmesi); Ay’ın Güneş’in kütle çekimi ile Güneş’in peşinde sürüklenmesi. 3) Güneş Sistemi’nde gezegen ve uydularının Güneş’i görmeyen/Arkada kalan, kısımları hariç, tüm Güneş Sistemi’nin aydınlık içinde olmasının işaret edilmesidir. (Gecenin Gündüzün önüne geçememesi). İlim Sahipleri için apaçık mucizelerdir bunlar.
Güneş Sisteminin Yaratılışı ve Güneş ve Ay Takvimlerine İşaret
Güneş Sistemi’nde Güneşin ilk defa ortaya çıkışıyla Gece karanlığı silinmiş, Gündüz Aydınlığı başlamıştır. Gece Karanlığı’na ayette ‘’İsra Suresi 12’’ işaret edilmesi mucizevidir, çünkü bundan 4. 6 milyar sene önce Güneş Sistemimiz yaratılırken Göğe baksaydık, gece karanlığı görürdük, yani uzaydaki yıldızları görürdük, mutlak, zifiri bir karanlık olmazdı. Bu nedenle ayette ‘’ayetel leyli’’ ifadesi geçmektedir. Zifiri karanlığı ifade eden ‘’zulumati’’ kelimesini buyurmamıştır Yüce Rabbimiz.
Ayette aynı zamanda Güneş ve Ay Takvimlerine de işaret vardır. O dönemde Araplar ‘’Ay Takvimi’’ kullanıyorlardı, ancak Ay’ın Işığı da Güneşten geldiği için, Güneş Sisteminin yaratılması ile yılların hesabının yapılmasına vurgu yapılması (Aydınlatan gündüzün delili) büyük bir mucizedir. (İsrâ/12)
17/12 İsra Suresi
Biz geceyi ve gündüzü iki ayet (delil) olarak yarattık. Rabbinizin lütfundan aramanız ve yılların sayısını ve hesabı bilmeniz için gecenin delilini silip, aydınlatan gündüzün delilini (Güneş) getirdik.Bu şekilde her şeyi detaylı olarak anlattık.
وَجَعَلْنَا الَّيْلَ وَالنَّهَارَ اٰيَتَيْنِ فَمَحَوْنَٓا اٰيَةَ الَّيْلِ وَجَعَلْـنَٓا اٰيَةَ النَّهَارِ مُبْصِرَةً لِتَبْتَغُوا فَضْلاً مِنْ رَبِّكُمْ وَلِتَعْلَمُوا عَدَدَ السِّن۪ينَ وَالْحِسَابَۜ وَكُلَّ شَيْءٍ فَصَّلْنَاهُ تَفْص۪يلاً
Ve cealnel leyle ven nehare ayeteyni fe mehavna ayetel leyli ve cealna ayeten nehari mubsıraten li tebtegu fadlen min rabbikum ve li ta’lemu adedes sinine vel hisab, ve kulle şey’in fassalnahu tafsila.
Kur’an’da (يوم) yevm ‘’gün’’ kelimesi tam 365 kere geçer. Mucizedir. Dünyanın Güneş etrafında Yıldız Referansı ‘’Sidereal Reference’’ına göre 1 tam tur dönmesi süresince kendi etrafında tam 365, 24 tur döner, tam sayı olarak 365 gündür.
Önemli Bilgi: Kur’an’da kelime sayımları yapılırken kelimenin çoğul ve sonuna ek almış formları sayıma dahil edilmez. Bu bütün kelime sayımları için kuraldır. Mucizeler bu şekilde yapılan kelime sayımları ile tecelli ediyor. Genel kural budur, asla değiştirilmez.
365 sayısı aslında Dünya’nın Güneş etrafında tam olarak 1 tur döndüğünde (sidereal dönüş, yıldızlar referans olarak alınır, Zodiak kuşağı yıldızları) kendi etrafında dönme sayısıdır ve 1 güneş yılındaki gün sayısına eşittir.
Araplar Kuran indiğinde Ay takvimi (lunar)kullanıyorlardı. 1 ay yılında 12 ayolup, 1 ay yılında toplam 354 günvardır. Yani 1 ay yılındaDünya kendi etrafında tam olarak 354 kezdöner.
Acaba Yüce ALLAH şerefli Kuran’da 1 ay yılındaki 354 gün sayısıile ilgili bir işaret vermiş mi?
‘’yevm’’ geçişlerini gösteren tablomuzu gösterelim;
| Arapçası | Okunuşu | Geçiş sayısı |
| يوم | yevm | 217 |
| ويوم | ve-yevm | 44 |
| اليوم | el-yevm | 41 |
| واليوم | vel-yevm | 23 |
| يوما | yevmen* | 16 |
| ليوم | li-yevm | 8 |
| فاليوم | fel-yevm | 8 |
| بيوم | bi-yevm | 5 |
| باليوم | bil-yevm | 2 |
| وباليوم | vebil-yevm | 1 |
| Toplam=365 |
*Sondaki (ا) harfi ek olmayıp Arapça gramer kuralıdır.
Yüce Allah Kuran’da ayların (takvim) sayısının kendi katında 12 olduğunu belirtmiştir.
9: 36; ‘’ Gökleri ve yeri yarattığı gündeki yazısına göre, Allah katında ayların sayısı onikidir.’’
2: 189; ‘’ Sana, ayın evreleri hakkında soruyorlar; şunu söyle: “İnsanlar ve hac için zaman ölçüleridir!” Gerçek erdemlilik, sözü dolaştırmanız değildir. Gerçek erdemlilik, sorumluluk bilinci taşımaktır. Sözü dolaştırmayın; doğru olun. Allah’a yönelik sorumluluk bilinci taşıyın; böylece, belki kurtuluşa erişirsiniz.’’
Açıkça görülüyor ki ay (lunar) takvime ve 1 ay yılında 12 ay olduğuna atıf var.
Kur’an’da Yüce ALLAH hem Güneş takviminin 365 gün olduğunu hem de Ay takviminde tam 354 gün olduğunu buyurmuştur. Büyük mucizedir. Aşağıdaki kanıtları lütfen dikkatle inceleyiniz.
Kuran’da 1. ay (شهر) (şehr) kelimesi geçişi 2: 185 ayetinde olup 12. ay (شهر) (şehr) kelimesi geçişi 97: 3 ayetindedir. İlk ve son geçişleri ‘’şehr’’ kelimesinin, 1. ve 12. geçişleri arasında tamı tamına 354 tane gün yani ‘’yevm’’ kelimesi geçmesi Yüce ALLAH’ın tasarımıdır. Aşağıdaki tabloda gösterilmiştir.
Yüce ALLAH, Kur’an’ın kendi katından olduğunu bize Kur’an’daki bu detaylı işaretlerle göstermektedir.
Aşağıda geçişler gösterilmiştir;
| Arapçası | Okunuşu | Geçiş sayısı |
| يوم | yevm | 213 |
| ويوم | ve-yevm | 43 |
| اليوم | el-yevm | 41 |
| واليوم | vel-yevm | 20 |
| يوما | yevmen* | 14 |
| ليوم | li-yevm | 8 |
| فاليوم | fel-yevm | 8 |
| بيوم | bi-yevm | 5 |
| باليوم | bil-yevm | 2 |
| Toplam=354 |
*Sondaki (ا) harfi ek olmayıp Arapça gramer kuralıdır.
Detaylı bilgi ve analizler ‘’kelime sayımları’’ için linke tıklayınız
Kamer (قمر) kelimesi dünyamızın etrafında dönen Ay (Uydumuz olan Ay) anlamındadır.
Çok ilginç şekilde tüm Kur’an’da (قمر) Kamer (Ay) kelimesi 27 defa geçmektedir. Ay’ın dünyamız etrafında bir tur dönmesi yıldız referansıyla ‘’Sidereal Reference’’ tam 27. 32 günde olmaktadır. Ay’ın kendi etrafında dönmesi de çok ilginç şekilde 27 gün sürer. Bu nedenle biz Ay’ın her zaman tek bir yüzünü görürüz. Ay’ın arka kısmını göremeyiz.
Sidereal Referans ‘’Dönüş’’ nedir?
Sidereal dönüş Ay’ın dönüşünün hesaplanmasında başlama noktası (referans noktası) olarak bir yıldız alınır (Güneş değil). Uzaktaki bir yıldız hizalanır ve başlama noktası olarak alınır. Ay Dünya etrafında dönerken tekrar aynı yıldız hizasına gelmesi ne kadar süre aldı hesaplanır. Buna sidereal dönüş denir ve 27 gündür. Yani Ay üstündeki bir adam 27 günde bir aynı yıldız ile hizalanır.
Synodic Referans dönüş nedir?
Arapların ve başka toplumların kullandığı ay takvimidir. Burada Ay’ın dönüşünün hesaplanmasında başlama noktası (referans noktası) Güneş olarak alınır. Güneş ile hizalanmış olan Ay’nı kaç gün sonra tekrar hizalanacağı hesaplanır ki bu 29. 5 gündür.
Bir ayı 29. 5 gün olarak kabul edildiği topluma gelen Kur’an 29 veya 30 değil tam 27 kere Kamer kelimesini geçirerek yani sidereal referansa göre kamer sayısını düzenlemesi gerçekten büyük bir mucizedir, uzaysal hesaplamalarda Kur’an sidereal referansı baz alır. Örn Kur’an’da ışık hızı mucizesi, Işık Hızı mucizesi için linke tıklayabilirsiniz.
Kuran’da (قمر) Kamer (Ay-Moon) kelimesi 27 kez geçiyor ve bir sidereal dönüşü bize bildiriyordu. Ay’ın Synodic dönüşü ile sidereal dönüşü arasında 26. 928 derecelik bir açı olması yani 27 derecelik bir açı da Kuran’ın bize gösterdiği ayrı bir mucizedir.
Kelime sayım kurallarımız geneldir ve değişmez.
| Arapçası | Okunuşu | Geçiş sayısı |
| والقمر | vel-kamer | 20 |
| القمر | el-kamer | 5 |
| وقمرا | ve-kameran* | 1 |
| للقمر | lil-kamer | 1 |
| Toplam=27 |
*Sona ek olmayıp Arapça gramer kuralıdır.
Kur’an’da mucizeler bitmez, Ay yani ‘’Kamer’’ suresinin bütün ayetleri, Hilal şeklinde olan ‘’Ra’’ harfiyle Güneş yani ‘’Şems’’ suresinin bütün ayetleri de ‘’He’’ harfiyle biter. Hidrojen ve Helyuma işarettir, Güneşin 91. 2%’si Hidrojen, 8. 7%’si ise Helyumdur, bu iki element Güneş’in %99. 9’unu oluşturur.
Önce Güneş yani ‘’Şems’’ Suresi’nde olan büyük mucizeye değinelim;
ه (H) harfi e harfi olan Elif (ا) ile birleşince ها (He) olarak yazılır.
Arapça harfler kelimenin başında farklı ortada farklı, sonda farklı yazılırlar. Kelime sonunda ها (He) üstte gösterildiği gibi şekilde yazılır.
91 Şems Suresi
| 1. Veş şemsi ve duhâhâ. |
| 2. Vel kameri izâ telâhâ. |
| 3. Ven nehâri izâ cellâhâ. |
| 4. Vel leyli izâ yagşâhâ. |
| 5. Ves semâi ve mâ benâhâ. |
| 6. Vel ardı ve mâ tahâhâ. |
| 7. Ve nefsin ve mâ sevvâhâ. |
| 8. Fe elhemehâ fucûrehâ ve takvâhâ. |
| 9. Kad efleha men zekkâhâ. |
| 10. Ve kad hâbe men dessâhâ. |
| 11. Kezzebet semûdu bi tagvâhâ. |
| 12. İzin baase eşkâhâ. |
| 13. Fe kâle lehum resûlullâhi nâkatallâhi ve sukyâhâ. |
| 14. Fe kezzebûhu fe akarûhâ fe demdeme aleyhim rabbuhum bi zenbihim fe sevvâhâ. |
| 15. Ve lâ yehâfu ukbâhâ. |
Kuran’da sonu ‘he’ ile biten toplam 35 ayet vardır. Böylece anlarız ki Kuran’da bir ayetin ‘he’ ile bitme olasılığı 35/6234’tür. Oldukça düşük bir olasılıktır. 15 ayetin ardışık olarak ‘he’ harfi ile bitmesi olasılığı (35/6234)15 olur ki bu sayıyı hesaplamak bile zordur. Kabul edilemeyecek kadar düşük bir olasılıktır. Bu da bize adı ‘Şems’ yani Güneş olan suresinin 15 ayetinin de sonunun ‘he’ ile bitirilmesinin mutlak şekilde kasıtlı olarak yapıldığını gösterir. Muhteşem bir edebi yöntem olmakla birlikte Güneş’in çok büyük bir kısmını oluşturan hidrojen (H) ve helyum (He) atomlarının periyodik tablodaki simgelerinin işaret etmesi Kuran’ın Yüce ALLAH katından geldiğine kesin bir kanıttır.
4845/54/1 Kamer Suresi
ٱقْتَرَبَتِ ٱلسَّاعَةُ وَٱنشَقَّ ٱلْقَمَرُ
İkterebettis saatu ven şakkal kameru
Yaklaştı Sa’at ve Yarıldı Ay
‘’Kamer’’, Ay demektir ve Mecid Kur’an’ın 54. Suresinin adıdır ve bu sure 55 ayet içerir. Surenin ilk ayeti saatin yaklaşmasına ve Ay’ın yarılmasına bir vurgu yapar. Yukarıda Besmeleyi takiben ilk ayetini yazdığım Kamer Suresi’nin bütün ayetlerinin istisnasız olarak (ر) Ra harfiyle bittiği görülür. Şerefli Kur’an’ın bütününe baktığımızda yaklaşık %7 ayetin sonu Ra harfiyle bitmektedir. Elli beş ayet içeren surenin yaklaşık 4 ayetinin sonunun Ra ile bitmesi beklenirken 55 tanesinin hepsinin R ile bitmesi istatistiksel olarak (1/10)61 dir ki imkansızdır. Rabbimizin bir mucizesi olduğu apaçıktır.
25/61 Furkan Suresi
Bereketlendirdi; O ki yaptı gökte burçlar ve yaptı orada bir lamba ve bir Ay aydınlatıcı
تَبَارَكَ الَّذ۪ي جَعَلَ فِي السَّمَٓاءِ بُرُوجاً وَجَعَلَ ف۪يهَا سِرَاجاً وَقَمَراً مُن۪يراً
Tebarekellezi ceale fis semai burucen ve ceale fiha siracen ve kameren munira
‘’siracen’’ kelimesi kendinden ışık yayan Güneş’i ifade ederken, ‘’munira’’ kelimesi ile ‘’bir aydınlatıcı’’ buyruluyor. Ay, kendi fotonlarını üretmez, Güneş’ten gelen ışığı yansıtır. Kur’an bu ayette bu fiziksel gerçeğe güzel bir gönderme yapmıştır. Ayrıca ‘’Şems’’ kelimesi Kur’an’da tam 33 kez geçer burada Şems kelimesi yerine Yüce ALLAH ‘’siracen’’ kelimesini geçirmiştir, hem Güneş’in kendi ışığını yaymasına bir vurgu olmuştur bu; hem de böylelikle Kur’an’da geçen eşit sayıda tam 33’er kere geçen şems ve nur kelime eşitliği de bozulmamış oluyor. SubhanALLAH
55/6 Rahman Suresi
Yıldızlar ve Ağaçlar secde etmektedir
وَالنَّجْمُ وَالشَّجَرُ يَسْجُدَانِ
Ven necmu veş şeceru yescudan
Rahman Suresi’nin 6. Ayeti’nde Yüce ALLAH, ‘’Yıldızlar ve Ağaçlar’’ kelimeleri ile neyi kast etmiş olabilir, tabi ki ilk akla gelen gördüğümüz yıldızlar ve ağaçlardır ki pek tabi tüm varlıklar gibi onlar da Yüce ALLAH’a secde ederler ve O’nu tesbih ederler (Önceki makalelerimde tesbih konusunu detaylı olarak ele almıştım, okumamış olanlar dönüp okuyabilir)
Ancak Ayeti okuyunca akla bir başka Ayet ister istemez geliyor:
41/53 Fussilet Suresi
Onlara ufuklardaki ve kendi nefislerindeki delillerimizi ileride göstereceğizki O’nun (Kur’an’ın) Hak/gerçek olduğu apaçık ortaya çıksın. Rabbinin her şeye şahit olması yetmez mi!
سَنُر۪يهِمْ اٰيَاتِنَا فِي الْاٰفَاقِ وَف۪ٓي اَنْفُسِهِمْ حَتّٰى يَتَبَـيَّنَ لَهُمْ اَنَّهُ الْحَقُّۜ اَوَلَمْ يَكْفِ بِرَبِّكَ اَنَّهُ عَلٰى كُلِّ شَيْءٍ شَه۪يدٌ
Se nurihim ayatina fil afakı ve fi enfusihim hatta yetebeyyene lehum ennehul hakk, e ve lem yekfi bi rabbike ennehu ala kulli şey’in şehid
Rahman Suresi 6. Ayet’te Yüce ALLAH ‘’Yıldızların’’ secde ettiğini buyurduktan hemen sonra ‘’Ağacın’’ da secde ettiğini buyurmuştur. Bu ağacın bildiğimiz bir ‘ağaç’ olmasından ziyade başka bir kavrama işaret ettiği açıktır. Büyük ölçekte; yıldızlar ele alındığında, yıldızların oluşturduğu galaksiler düşünüldüğünde Rabbimizin işaret ettiği ufuklardaki delillerin de ortaya çıktığı görülür. Tıpkı bir ağacın dalları gibi tüm evreni saran milyarlarca ışık yılı büyüklüğünde olan ‘’Kozmik Ağ’’dır (Cosmic Web) işaret edilen;
Cosmic Web: V. Springel, Max Planck Institut für Astrophysik, Garching bei München

Yüce ALLAH’ın ‘’ufuklarda’’ki delillerinin bir örneği olan Kozmik Ağ’ın fotoğraflanma çalışmaları çok zorlu bir süreçtir. 1989 yılında başladı (Harvard-Smithsonian Ekibi) ancak teleskopların gelişmesiyle 2010 yılı’ndan sonra net fotoğraflar elde edilmeye başlandı. Filament yapılarına lütfen dikkat edin, tüm evren yıldız kümelerinin oluşturduğu bu Ağaç dalı gibi olan dallar ile örülüdür.
Bu defa ‘’Yüce ALLAH’ın Fussilet/53’te buyurduğu gibi’’ bu defa elimizdeki teleskopları bırakıp dikkatimizi ‘’Ufuklardan’’ alıp kendi ‘’nefsimize’’ odaklayalım. ‘’nefs’’ kelimesinin Kur’an terminolojisi’nde olan karşılığı ‘’bilinç’’tir.
İnsan’ın kendi nefsinde yani ‘’kendi bilincinde’’ de bu ayetin bir karşılığı vardır.
2020 yılında İtalya’da ‘Frontiers of Physics’ isimli dergide bir makale yayınlandı
Makalenin adı ‘’Kozmik Ağ ile Beyin Nöron Ağının Niceliksel Karşılaştırması’’ idi.
F. Vazza & A. Feletti. The Quantitative Comparison Between the Neuronal Network and the Cosmic Web. Front. Phys, published online November 16, 2020; doi: 10. 3389/fphy. 2020. 525731
Makalede insan beyinde olan madde dağılımı ile Kozmik Ağ’da var olan madde dağılımı karşılaştırılmış; Beynin, Cerebellum bölümünde 1 mikrometre ve 1 mm’lik bir skaladaki ‘’distribution of the fluctuation’’ yani madde dalgalanmalarının dağılımı ile Kozmik Ağ’daki aynı dağılım -tabii kozmik ağ’da çok çok daha büyük bir skalada, yaklaşık 5 milyon ile 500 milyon ışık yılı aralığında-karşılaştırılmış ve her ikisi’nde maddenin eşit dağılım progresyonunu gösterdiği bulunmuş. Çok ilginç bir bulgu.

Üstteki resmin solunda beyin hücrelerinin oluşturduğu nöron ağı sağında ise galaksilerin oluşturduğu kozmik ağ görülmektedir.
Bu noktada bilincin tanımını yapalım; Bilinç deneyimleyen bir ‘’ben’’in var olmasıdır. Yani sadece görmek değil, gördüğünü fark etmek, sadece hissetmek değil, hisettiğini bilmektir. Klasik Nörobilim, bilincin, nöronların çalışarak bilginin işlenmesi sonucu ortaya çıktığını söyler ancak Nobel Ödüllü Fizikçi Roger Penrose ile Anesteziolog Hameroff tarafından geliştirilen ve oldukça ilgi gören ‘’Orch-OR Teorisi’’ne göre bilinç, nöronların mikrotübüllerinde oluşan kuantum durumlarının çökmesi ile oluşur. Ayeti bu bilgiler ışığında tekrar değerlendirirsek, Yıldız; İnsanın Beyin Hücresi, yani ‘’Nöron’’ olur ve Ağaç ta, insanın ‘’nefs’’ yani bilinci olur. Böylelikle ayette geçen ‘’Yıldız ve Ağaç secde eder’’ ifadesi; insanın beyin hücresi ve bilincinin secde etmesi anlamına gelir. Bilincin secde etmesi de bu şekilde anlamını bulur.
En doğrusunu Alemlerin Rabbi Yüce ALLAH bilir.
55/7 Rahman Suresi
Ve Gök. Yükseltti O’nu. Ve koydu şaşmaz ölçüyü, mizanı.
وَالسَّمَٓاءَ رَفَعَهَا وَوَضَعَ الْم۪يزَانَۙ
Ves semae refeaha ve vedaal mizan
Ayeti 2 parçada inceleyelim, birincisi Yüce ALLAH’ın Göğü yani ‘’Sema’’ yı yükseltmesi, ikincisi ise şaşmaz ölçüyü, mizanı koyması.
- Yüce ALLAH’ın Göğü Yükseltmesi
Gök, Kur’an terminolojisinde kafamızı kaldırıp yukarı baktığımızda gördüğümüz her şeydir. Ayette evrenin ilk yaratılma anında saf enerjinin dönüştüğü evrenin genişlemesini sağlayan temel parçacıklar kastediliyor. Bunlar ‘’Bozonlardır’’ bozonlar 7 adettir. Bütün temel parçacıklar ‘’elementary particles’’ ise 31 adettir.
Yüce Allah evreni ve içindekileri oluşturan tüm nimetleritam olarak 31 temel parçacıktan (‘elementary particles’) oluşturmuştur.
Konuyu iyi anlamakiçin kısa bilimsel bilgileröğrenelim.
Evrende maddeler atomlardan oluşmuştur. Modern fiziğin gelişimi ile atomların da atom çekirdeğindeki nötron ve protonlardan ve çekirdek etrafında dönen elektronlardan oluştuğu anlaşıldı. Nötron ve protonların da kuarklardan oluştuğu gösterildi.
Parçacık fiziğininen gelişmiş laboratuvarı olan CERN laboratuvarındaparçacıklar birbirine çarpıştırılarak nelerden oluştuğu anlaşılıyor. Bu şuna benzetilebilir. Bir saati duvara çarparak parçaladıktan sonra nelerden oluştuğunu görmek gibi.
Parçacık fiziğinin yapmış olduğu deneyler sonrası;
Evrenimiz toplam 31 temel parçacıktan (‘elementary particles‘) oluşmuştur. Diğer deyiş ile Yüce Allah’ın evrendeki tüm nimetleri toplam 31 adet temel parçacık (‘elementary particles‘) ile yaratılmıştır.
Bu 31 adet temel parçacık, kendisinden daha küçük parçaya bölünmezler, Bu nedenle kendileri temel parçacık olarak isimlendiriliyor. Örnek olarak; proton bir temel parçacık değildir. Çünkü 3 adet kuarktan oluşmuştur. Ancak bir kuark temel bir parçacıktır. Çünkü kendisi daha küçük parçacıklardan oluşmamıştır.
Aşağıdaki resimde bu 31 temel parçacık sembolleri ile birlikte gösterilmiştir. 12 adet Lepton, 12 adet Kuark (Lepton ve Kuarklara Fermion da denir) ve 7 adet Bozon. Bir bozon olan Graviton, matematiksel modellerde ispatlanmıştır, ancak deneysel olarak henüz tespit edilememiştir, ancak mutlaka tespit edilecektir; tıpkı Higgs Bozonu, Antimadde veya Kara Delikler gibi, saydıklarımın üçünün de önce matematiksel olarak varlığı ispat edildi, onlarca yıl sonra varlıkları laboratuvarda veya fiziksel olarak kanıtlandı, Yüce ALLAH evrenin dilini matematik olarak yazmıştır, o yüzden matematik hep önden gider ve hep doğru söyler, Graviton için de mutlaka durum aynı olacaktır.

Rahman Suresi’nde 31 kez tekrar edilen bir ayet vardır. Evrendeki temel parçacık sayısı kadar tekrar… ve de Rahman’ın yarattığı cinler ile insanlar alemlerini anlattığı, verdiği nimetleri detaylıca anlattığı surede, bu nimetlerin ve aynı zamanda insan ve cinlerin yaratıldığı 31 temel parçacığı ALLAH Subhanahu ve Teala tam 31 kere aynı ayeti tekrar ettirerek göstermiştir.
55/13 Rahman Suresi
O halde ikiniz, Rabb’inizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz?
فَبِاَيِّ اٰلَٓاءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ
Fe bi eyyi alai rabbikuma tukezziban
Dikkat edilirse yukardaki tabloda 24 adet Fermiyon (12 adet Lepton, 12 adet Kuark) ve 7 adet bozon vardır. Lepton ve Kuarklar’ın 6’şar taneleri anti-particle’dır (anti-parçacık), yani 31 temel parçacığın 12 tanesi anti-parçacıktır. Örneğin elektron bir leptondur, elektronun antiparçacığı pozitrondur. Antiparçacıklar hariç olarak toplam 19 adet temel parçacık vardır. Peki bu 19 parçacık Kur’an’da işaret edilmiş olabilir mi?
Müddessir Suresi 30. Ayet
Üzerinde On dokuz vardır
عَلَيْهَا تِسْعَةَ عَشَرَۜ
Aleyha tis’ate aşer.
Müddessir Suresi 31. Ayette Yüce ALLAH
Biz ateşe bekçi olarak sadece melekleri atadık. Onların sayısını (ONDOKUZ’U) da, (1) inkarcılar için bir fitne (sınav/huzursuzluk kaynağı) yaptık, (2) kitap verilmiş olanları ikna etsin, (3) iman edenlerin onayını güçlendirsin, (4) kitap verilmiş olanlarla iman edenlerin kuşkularını ortadan kaldırsın ve (5) kalplerinde hastalık olanlarla inkarcılar da, “ALLAH bu örnekle ne demek istiyor?” desinler. Böylece ALLAH dilediğini/dileyeni saptırır ve dilediğini/dileyeni de doğruya iletir. Efendinin ordularını kendisinden başkası bilmez. Bu (sayı) halklara bir mesajdır.
وَمَا جَعَلْنَٓا اَصْحَابَ النَّارِ اِلَّا مَلٰٓئِكَةًۖ وَمَا جَعَلْنَا عِدَّتَهُمْ اِلَّا فِتْنَةً لِلَّذ۪ينَ كَـفَرُواۙ لِيَسْتَيْقِنَ الَّذ۪ينَ اُو۫تُوا الْـكِتَابَ وَيَزْدَادَ الَّذ۪ينَ اٰمَنُٓوا ا۪يمَاناً وَلَا يَرْتَابَ الَّذ۪ينَ اُو۫تُوا الْـكِتَابَ وَالْمُؤْمِنُونَۙ وَلِيَقُولَ الَّذ۪ينَ ف۪ي قُلُوبِهِمْ مَرَضٌ وَالْـكَافِرُونَ مَاذَٓا اَرَادَ اللّٰهُ بِهٰذَا مَثَلاًۜ كَذٰلِكَ يُضِلُّ اللّٰهُ مَنْ يَشَٓاءُ وَيَـهْد۪ي مَنْ يَشَٓاءُۜ وَمَا يَعْلَمُ جُنُودَ رَبِّكَ اِلَّا هُوَۜ وَمَا هِيَ اِلَّا ذِكْرٰى لِلْبَشَرِ۟
Ve ma cealna ashaben nari illa melaiketen ve ma cealna ıddetehum illa fitneten lillezine keferu li yesteykınellezine utul kitabe ve yezdadellezine amenu imanen ve la yertabellezine utul kitabe vel mu’minune, ve li yekulellezine fi kulubihim maradun vel kafirune maza eradallahu bi haza mesela, kezalike yudıllullahu men yeşau ve yehdi men yeşa, ve ma ya’lemu cunude rabbike illa hu, ve ma hiye illa zikra lil beşer.
Buyurmaktadır. 31. Ayet’te işaret edilen Cehennem’deki 19 melek, 19 temel parçacık olabilir, bu da Cehennem evreninde maddenin evrenimizdeki maddeden farklı olmayacağı, bu evrendeki maddeye benzer veya aynı olacağı anlamına gelir. Cennet evreni ise evrenimizdeki temel parçacıklardan oluşmayacak ve bu evrenden farklı olacaktır.
Mecid Kur’an’da tüm evreni oluşturan toplam 31 temel parçacık ve antiparçacıklar çıkarıldığında kalan 19 temel parçacık işaret edilmiş olabilir.
31 Temel Parçacığın 12’si çift haldedir, 6 Lepton ve 6 Kuark, Kur’an’da bu temel parçacıkların çift halde olmasına da işaret vardır.
51/49 Zariyat Suresi
Her şeyi çift yarattık. Umulur ki öğüt alırsınız.
وَمِنْ كُلِّ شَيْءٍ خَلَقْنَا زَوْجَيْنِ لَعَلَّكُمْ تَذَكَّرُونَ
Ve min kulli şey’in halakna zevceyni leallekum tezekkerun
Ayette her şeyi çift yarattığını buyuruyor Yüce ALLAH, evrenimizde her şeyin 31 temel parçacıktan yaratıldığını biliyoruz, bu nedenle ayette işaret edilen ‘’çiftler’’ temel parçacıklar Fermiyonlar (Kuark ve Leptonlar) olabilir.
Enbiya suresi 30. Ayette Kur’an tartışmasız şekilde ‘’Big Bang’’ yani Büyük Patlama’yı işaret etmişti. Gök ve yer bitişikti, yapışıktı ‘’kaneta retkan’’, patlatarak ayırdık ‘’fetaknahuma’’ buyurmuştu.
21/30 Enbiya Suresi
İnkar edenler, görmezler mi ki gökler ve yer bitişik durumda idi de biz onları patlattık? Ayrıca her canlıyı da sudan yarattık. Hala gerçeği onaylamayacaklar mı?
اَوَلَمْ يَرَ الَّذ۪ينَ كَفَرُٓوا اَنَّ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضَ كَانَتَا رَتْقاً فَفَتَقْنَاهُمَاۜ وَجَعَلْنَا مِنَ الْمَٓاءِ كُلَّ شَيْءٍ حَيٍّۜ اَفَلَا يُؤْمِنُونَ
E ve lem yerellezine keferu ennes semavati vel arda kaneta retkan fe fetaknahuma, ve cealna minel mai kulle şey’in hayy, e fe la yu’minun
Rahman Suresi 7. Ayet’te göğün yükseltilmesi, işte bu patlatarak yer ve göğün ayrılmasını takiben ‘’Big Bang’’, erken evrenin son derece enerjik kuantum alanlarıyla dolu olması nedeniyle oluştu. Bu alanlardaki enerji, parçacık uyarımları meydana getirdi. Bozonlar, evren çok sıcakken sürekli oluştu, etkileşti, bozundu ve yeniden oluştu.
Bu dönemde temel etken, evrenin genişlemesine yol açan muazzam yoğunluktaki enerjinin ve negatif basıncın oluşturduğu kozmik enflasyon süreciydi. O ilk genişleme sürecinde bozonlar, yani kuvvet taşıyıcı parçacıklar, önemli rol oynadı. Özellikle Higgs bozonu, temel parçacıklara kütle kazandıran alanı sağladığı için, evrenin madde ve enerjiyi şekillendirme sürecinde kritik bir rol oynadı. Yani, genişlemeyi, Semanın yükseltilmesini başlatan temel etken enerjinin yoğunluğu ve kozmik enflasyonken, bozonlar da evrenin yapı taşlarını şekillendirmede görev aldı.
Şimdi kritik bir noktaya temas edeceğiz inşALLAH,
Sicim Teorisi’nin ‘’String Theory’’ öngördüğü şekilde, bozonlarla fermiyonlar yani ‘’Kuark ve Leptonlar’’ arasında süpersimetri adı verilen bir simetri vardır, her bozona karşılık bir fermiyon, her fermiyona karşılık da bir bozon vardır (Zariyat/49’un işareti) ancak Talak Suresi 12. Ayette müthiş bir işaret vardır; 7 bozon, semanın yükseltilmesini sağladığı için ‘’Sema’’yı buna mukabil 7 fermiyon da Arz’ı temsil etmektedir
65/12 Talak Suresi
Yedi göğü ve yerden/topraktan da onun benzerini yaratan ALLAH’tır. Emir onların arasında akıp durur. Böylece ALLAH’ın her şeye gücü yettiğini ve ALLAH’ın her şeyi bilgiyle kuşatmış olduğunu bilesiniz
اَللّٰهُ الَّذ۪ي خَلَقَ سَبْعَ سَمٰوَاتٍ وَمِنَ الْاَرْضِ مِثْلَهُنَّۜ يَتَنَزَّلُ الْاَمْرُ بَيْنَهُنَّ لِتَعْلَمُٓوا اَنَّ اللّٰهَ عَلٰى كُلِّ شَيْءٍ قَد۪يرٌۙ وَاَنَّ اللّٰهَ قَدْ اَحَاطَ بِكُلِّ شَيْءٍ عِلْماً
Allahullezi halaka seb’a semavatin ve minel ardı mislehunn, yetenezzelul emru beynehunne li ta’lemu ennallahe ala kulli şey’in kadirun ve ennallahe kad ehata bi kulli şey’in ilma
- Yüce ALLAH’ın Şaşmaz Ölçü ve Mizanı Koyması
Antimadde
Zariyat Suresi 49. Ayette buyrulan ‘’Her şeyi çift yarattık’’ ifadesine canlı-cansız her şey girer, Antimadde de bu kapsamdadır çünkü Maddenin bu anlamda çiftidir. Bu noktada Kur’an’ın ifadelerinin ne kadar özenli ve hassas olduğuna dikkat edin örneğin Necm Suresi 45. Ayette (Besmele ile 46. Ayet olur ve İnsanın kromozom sayısını verir); O (ALLAH), erkek ve dişi çiftler yarattı. Buyurmaktadır; Kıyame Suresi 39. Ayet de yine insan çiftine işaret eder, Kur’an’ın bu ayetlerde zikrettiği çiftler, Zariyat Suresi’nde zikredilenden farklıdır.
Antimadde, Maddenin “karşı parçacıklardan” oluşan hâlidir. Yani bildiğimiz parçacıkların aynı kütleye sahip ama bazı özellikleri ters olan eşleri vardır.
Örneğin: Elektronun karşı parçacığı pozitrondur. Protonun karşı parçacığı antiprotondur. Nötronun karşı parçacığı antinötrondur. Kuarkların karşı parçacıkları antikuarklardır. Bir parçacık ile onun antiparçacığı genellikle: aynı kütleye sahiptir, aynı spin değerine sahiptir, fakat elektrik yükü gibi bazı kuantum özellikleri ters işaretlidir. Örneğin: e⁻elektron e⁺ = positron Elektronun yükü negatiftir, pozitronun yükü pozitiftir. Ama kütleleri aynıdır. Bir elektron ile pozitron karşılaşırsa birbirlerini yok edebilirler. Buna yok oluş veya anihilasyon denir: Evet, büyük ölçüde antimadde maddenin simetrik karşılığıdır diyebiliriz. Evet. Büyük Patlama’dan hemen sonra evren inanılmaz derecede sıcak ve yoğundu. Bu ortamda enerji sürekli parçacıklara dönüşebiliyordu: erken evrende kuarklar ve antikuarklar, leptonlar ve antileptonlar da oluştu.
Asıl büyük soru budur. Eğer Büyük Patlama’dan sonra madde ve antimadde tam olarak eşit miktarda oluşsaydı, birbirlerini yok ederlerdi:
madde + antimadde → ışık/enerji
O zaman geriye neredeyse sadece fotonlar kalırdı. Yıldızlar, galaksiler, gezegenler, insanlar oluşamazdı.
Ama gözlediğimiz evren maddeyle dolu. Antimadde ise çok az miktarda görülüyor.
Bu durum bize şunu gösteriyor:
Erken evrende madde, antimaddeden çok çok az fazla olmalıydı.
Tahminen yaklaşık olarak:
1. 000. 000. 001 madde parçacığı ve 1. 000. 000. 000 antimadde parçacığı
gibi bir oran vardı.
Madde ve antimadde çiftleri birbirini yok etti. Ama her milyarda yaklaşık bir fazla madde parçacığı kaldı. Bugünkü galaksiler, yıldızlar ve biz işte bu küçük fazlalıktan oluşmuş olabiliriz.
Bilimsel olarak şunu söyleyebiliriz:
Büyük Patlama’dan sonra evren genişledi, soğudu ve enerji parçacıklara dönüştü. Madde ve antimadde oluştu. Sonra çoğu birbirini yok etti. Çok küçük bir madde fazlalığı kaldı. Bu fazla madde: protonları, nötronları, atomları, yıldızları, galaksileri, gezegenleri oluşturdu. Yani bugünkü maddesel evren, madde ile antimadde arasındaki çok küçük asimetrinin sonucudur.
Antimadde, maddenin karşı parçacıklardan oluşan simetrik eşidir. Big Bang’den hemen sonra enerji hem madde hem antimadde üretti. Normalde eşit miktarda oluşmaları beklenirdi. Fakat erken evrende çok küçük bir madde fazlalığı ortaya çıktı. Madde ve antimadde birbirini yok etti; ama fazla kalan madde bugünkü yıldızları, galaksileri, gezegenleri ve bizi oluşturdu. Bu fazlalığın kesin nedeni hâlâ fiziğin en büyük açık sorularından biridir.
Evrensel Sabitler (Şaşmaz Ölçü ve Mizan)
Evrenin Big Bang’den Sonra Oluşmasında Önemli Evrensel Sabitler
Evrensel sabitler, doğa yasalarının içine gömülü görünen sayılardır. Işık hızı, kütleçekim sabiti, Planck sabiti, ince yapı sabiti, kozmolojik sabit gibi değerler evrenin nasıl genişlediğini, atomların oluşup oluşamayacağını, yıldızların yanıp yanamayacağını ve galaksilerin oluşup oluşamayacağını belirler.
Bu sabitlerin Big Bang’den sonra “üretilmiş parçacıklar” gibi oluştuğunu bilmiyoruz. Daha doğru ifade şudur: Big Bang’den itibaren evren, bu sabitlerle tanımlanan fizik yasalarına göre evrimleşti. Bu sabitlerin neden tam bu değerlere sahip olduğu ise hâlâ fiziğin en büyük sorularından biridir.
Bir evrensel sabit, doğanın her yerinde aynı olduğu düşünülen temel bir sayıdır. Örneğin
Işık hızı her yerde aynıdır. Elektronun yükü aynıdır. Planck sabiti kuantum olaylarının ölçeğini belirler. Kütleçekim sabiti yerçekiminin gücünü belirler. Kozmolojik sabit evrenin hızlanan genişlemesiyle ilişkilidir.
Işık Hızı
Işık hızı sadece ışığın hızı değildir. Uzay-zamanın temel hız sınırıdır.
Kütle Çekim Sabiti (G)
G, yerçekiminin gücünü belirler.
Şunlar için çok önemlidir: Galaksilerin oluşması, Yıldızların çöküp yanmaya başlaması, Gezegenlerin yörüngeleri, Kara delikler, Evrenin genel genişleme dinamiği
Newton’un yasasında:
F = G × m₁m₂ / r²
Einstein’ın genel göreliliğinde ise kütle/enerjinin uzay-zamanı nasıl büktüğünü belirleyen katsayılardan biridir. G Farklı olsaydı? Çok büyük olsaydı: Evren çok hızlı çöker, yıldızlar çok kısa ömürlü olurdu. Çok küçük olsaydı: Madde kolay kolay yıldız ve galaksi oluşturamazdı.
G, evrenin büyük ölçekli yapısını belirleyen en kritik sabitlerden biridir.
Planck sabiti:
h = 6. 62607015 × 10⁻³⁴ J·s
ℏ ise:
ℏ = h / 2π
Planck sabiti,
Kuantum dünyasının temel ölçeğidir.
Şunu belirler:
E = hf
Yani bir fotonun enerjisi frekansıyla orantılıdır.
Planck sabiti olmasaydı veya çok farklı olsaydı:
Atomların enerji seviyeleri farklı olurdu. Elektronlar atomlarda kararlı şekilde bulunamayabilirdi. Kimya farklı olurdu. Moleküller ve hayat için gerekli karmaşık yapılar oluşamayabilirdi.
İnce Yapı Sabiti
Yaklaşık değeri: α ≈ 1/137 Daha açık yazarsak: α ≈ 0. 007297
Bu sabit elektromanyetik kuvvetin gücünü belirler. Formülü kabaca: α = e² / 4πε₀ℏc
Yani içinde şunlar va elektron yükü e
• Planck sabiti ℏ
• ışık hızı c
• boşluğun elektrik geçirgenliği ε₀
atomların yapısını belirler.
Eğer α farklı olsaydı:
Elektronlar çekirdeğe daha farklı bağlanırdı. Kimyasal bağlar değişirdi. Karbon, oksijen gibi elementlerin davranışı farklı olurdu. Yıldızlarda nükleer süreçler değişebilirdi. Bu yüzden α, “evrenin kimya ayarı” gibi düşünülebilir.
Elektron Yükü
Değeri:
e = 1. 602176634 × 10⁻¹⁹ C
Elektrik yükünün temel birimidir.
Şunları belirler:
• Atomlarda elektron-çekirdek çekimini
• Kimyasal bağları
• Elektromanyetik kuvvetin parçacıklarla etkileşimini
Elektron yükü farklı olsaydı, atomların boyutu ve kimyasal bağların gücü değişirdi.
Proton Kütlesi ve proton-Elektron kütle Oranı
Proton kütlesi yaklaşık:
mp = 1. 6726 × 10⁻²⁷ kg
Ama evren açısından özellikle önemli olan oran şudur:
mp / me ≈ 1836
Bu oran atomların ve moleküllerin davranışını belirler.
Eğer proton ve elektron kütleleri birbirine çok yakın olsaydı:
• Atomların yapısı çok farklı olurdu.
• Moleküllerin titreşimleri değişirdi.
• Kimyasal süreçler bambaşka olurdu.
Güçlü Nükleer Kuvvet Sabiti
Güçlü nükleer kuvvet, kuarkları proton ve nötronların içinde bağlar. Ayrıca proton ve nötronları atom çekirdeğinde bir arada tutar.
• Proton ve nötronların kütlesinin büyük kısmını belirler.
• Atom çekirdeklerinin kararlı olup olmayacağını belirler.
• Yıldızlarda nükleer füzyonun mümkün olmasını sağlar.
Eğer güçlü kuvvet biraz farklı olsaydı:
• Döteryum oluşmayabilirdi.
• Yıldızlarda hidrojen helyuma dönüşmeyebilirdi.
• Karbon ve oksijen üretimi değişebilirdi.
• Ağır elementler oluşmayabilirdi.
Zayıf nükleer kuvvet Sabiti
Zayıf nükleer kuvvet şunlarda önemlidir:
• Beta bozunması
• Nötrino etkileşimleri
• Güneş’teki proton-proton zinciri
• Erken evrende nötron-proton oranı
Big Bang nükleosentezinde, yani ilk hafif elementlerin oluşumunda, nötron/proton oranı çok önemlidir. Bu oran helyum miktarını belirler.
Zayıf kuvvet farklı olsaydı:
• Evrendeki hidrojen/helyum oranı değişirdi.
• Yıldızların yakıtı ve ömrü değişirdi.
• Element oluşumu farklı olurdu.
Boltzmann Sabiti
Değeri:
kB = 1. 380649 × 10⁻²³ J/K
Sıcaklık ile enerji arasındaki ilişkiyi kurar:
E ~ kBT
Erken evrende sıcaklık çok yüksek olduğu için hangi parçacıkların oluşabileceği bu ilişkiyle anlaşılır.
Örneğin evrenin sıcaklığı yeterince yüksekse:
kBT ≥ mc²
o parçacık üretilebilir.
Kozmolojik sabit
Einstein’ın genel görelilik denklemlerinde görünen bir terimdir.
Basitçe:
Boş uzayın enerjisi veya karanlık enerji ile ilişkilidir.
Bugünkü evrende genişlemenin hızlanmasını açıklar.
Eğer Λ çok büyük olsaydı:
• Evren çok hızlı genişlerdi.
• Madde galaksiler oluşturacak kadar bir araya gelemezdi.
Eğer negatif ve büyük olsaydı:
• Evren tekrar çökebilirdi.
Bu yüzden kozmolojik sabit, galaksilerin oluşabilmesi için çok hassas görünen sabitlerden biridir.
Hubble sabiti
Tam anlamıyla temel parçacık sabiti gibi değildir. Daha çok evrenin bugünkü genişleme hızını veren kozmolojik parametredir.
H0 ≈ 70 km/s/Mpc
Evrenin bugün ne kadar hızlı genişlediğini gösterir.
• Evrenin yaşıyla ilişkilidir.
• Galaksilerin uzaklaşma hızını belirler.
• Kozmolojik modellerde temel parametredir
Özetleyecek Olursak
Sabit | Sembol | Evren için önemi
Işık hızı | c | Uzay-zamanın hız sınırı, görelilik, enerji-kütle ilişkisi
Kütleçekim sabiti | G | Galaksiler, yıldızlar, gezegenler, kara delikler
Planck sabiti | h | Kuantum fiziği, atomların kararlılığı
İnce yapı sabiti | α | Elektromanyetik kuvvet, atomlar ve kimya
Elektron yükü | e | Elektrik, atom bağları, kimyasal yapı
Elektron kütlesi | me | Atom boyutları, kimyasal bağlar
Proton kütlesi | mp | Atom çekirdeği, madde kütlesi
Güçlü kuvvet ölçeği | ΛQCD | Proton, nötron, çekirdekler
Zayıf kuvvet/Fermi sabiti | GF | Beta bozunması, nötrino, erken evren element oranları
Boltzmann sabiti | kB | Sıcaklık-enerji ilişkisi, erken evren termodinamiği
Kozmolojik sabit | Λ | Karanlık enerji, hızlanan genişleme
Hubble sabiti | H0 | Evrenin bugünkü genişleme hızı
Evrenin Big Bang’den sonra bugünkü hâline gelebilmesi için bazı temel sabitler kritik rol oynadı:
• G maddeyi galaksiler ve yıldızlar hâlinde topladı.
• c uzay-zamanın yapısını belirledi.
• h atomların kuantum kararlılığını sağladı.
• α elektromanyetik kuvvetin gücünü belirledi.
• güçlü kuvvet protonları, nötronları ve çekirdekleri mümkün kıldı.
• zayıf kuvvet erken evrendeki element oranlarını etkiledi.
• Λ evrenin genişlemesini ve bugün hızlanmasını belirledi.
Bu sabitlerin neden tam bu değerlere sahip olduğunu bilmiyoruz. Bazıları yaşam ve yapı oluşumu açısından çok hassas görünüyor.
Şimdilik bilimsel olarak en doğru ifade şudur: Evren, bu sabitlerin değerleri sayesinde atomların, yıldızların, galaksilerin ve yaşamın oluşmasına izin veren bir fiziksel yapıya sahip oldu; fakat bu değerlerin nihai nedeni hâlâ açık bir problemdir.
Kaynaklar
1. CERN, “The early universe” — erken evren ve Big Bang kozmolojisi.
2. CERN, “Antimatter” — antimadde ve madde–antimadde asimetrisi.
3. CERN, “Largest matter-antimatter asymmetry observed” — CP asimetrisi ve madde–antimadde farkları.
4. NASA, “Cosmic History” — evrenin erken dönemleri, enflasyon, nükleosentez.
5. NASA, “What is Dark Energy?” — karanlık enerji ve hızlanan genişleme.
6. ESA, “Planck and the cosmic microwave background” — kozmik mikrodalga arka planı ve kozmoloji.
7. ESA, “Planck’s new cosmic recipe” — evrenin madde/karanlık madde/karanlık enerji oranları.
8. ESA, “Cosmic energy budget” — evrenin enerji bütçesi.
9. NIST, “Fundamental Physical Constants” — temel fizik sabitleri.
10. NIST/CODATA, “CODATA values of the fundamental physical constants” — temel sabitlerin önerilen değerleri ve ölçüm yöntemi.
En doğrusunu Alemlerin Rabbi Yüce ALLAH bilir.

