RAHMAN SURESİ 1 ila 4. Ayetlerin Güncel Bilimsel Bulgular Işığında İncelenmesi

Ben bir Uzman Doktor, Tıp Doçenti olarak, Kur’an’ı bilimsel açıdan incelemekle mükellef görürüm kendimi. Âlemlerin Rabbi Yüce ALLAH, bütün bilimin sahibi ve yaratıcısıdır. İnsanlara ‘’rahmet’’ olarak indirdiği Kur’an’ın ki Kur’an Yüce ALLAH’ın ifadesiyle bir kanıttır, mucize sayılabilecek bilimsel gerçeklere işaret etmemesi düşünülemez, böylesi bir durum akılla da bağdaşmaz. Bu nedenle, makalelerimde fazlaca bilimsel bulgulardan bahsetmem inşallah sizleri sıkmaz, biraz siz de bu konulara eğilerek bilginizi artırabilirsiniz. Kur’an’ı incelemeye başladığımdan bu yana bilimsel bulguların Kur’an’la tam bir uyum içinde olduğunu gördüm, inşallah zamanım oldukça bunların bir kısmını paylaşmak istiyorum. Hatalarım ve eksiklerim mutlaka olacaktır, bunlar için Yüce ALLAH’ımdan mağfiret dilerim. Çalışmalarımda emeklerinden faydalandığım Sayın Prof. Dr. İbrahim Esinler ve Sayın Mustafa Kılavuzoğlu’na teşekkürü borç bilirim. Yüce ALLAH hem onlardan hem de bu yolda emeklerini esirgemeyerek gece gündüz demeden çalışan tüm müminlerden razı olsun. 

Âlemlerin Rabbi Yüce ALLAH en doğrusunu bilendir.

Doç. Dr. Engin Eren Desteli

RAHMAN SURESİ 1 ila 4. Ayetlerin Güncel Bilimsel Bulgular Işığında İncelenmesi

Bismillahirrahmanirrahim

بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّح۪يمِ

55/1 Rahman Suresi Birinci Ayet

Rahman.

اَلرَّحْمٰنُۙ

Er rahman

Surenin Rabbimizin’’ Rahman’’ sıfatı ile başlaması surede Yüce ALLAH’ın bu sıfatının tecelli edişinin gösterildiğine işaret etmektedir. Yüce ALLAH’ın Rahman sıfatı O’nun yüce merhametini ifade eder. Rabbimizin ‘’Rahim ‘’ sıfatı ise bu merhametin tecelli edişi, vücut bulmasıdır. Rabbimizin ‘’Rahman’’ sıfatı, tüm varlıkları kuşatan, ayırt etmeyen rahmet anlamına gelir. Yüce ALLAH’ın merhameti, tüm evrenleri ve yarattığı tüm boyutlardaki varlıkları kuşatmıştır. Yarattığı tüm varlıklara, kâfir, münafık veya müşrik demeden rızkını dünya hayatında vermiştir. ‘’Rahman’’ sıfatı böylece Yüce ALLAH’ın ‘’er-Rezzak’’ sıfatını da kapsar. Bu isim, Allah’ın merhametinin sadece inananlara değil; bütün insanlara, hayvanlara, bitkilere ve tüm varlıklara ulaştığını gösterir. Güneşin doğması, yağmurun yağması, havanın verilmesi, rızık, sağlık, akıl, aile, sevgi gibi nimetler Yüce ALLAH’ın Rahmân oluşunun tecellilerindendir.

Rahmân sıfatının insana verdiği mesajlar nelerdir?

  1. Ümitsizliğe düşmemek gerekir, Müminler ümitsizliğe hiçbir zaman düşmemelidir, çünkü Yüce ALLAH’ın rahmeti çok geniştir.
  2. Müminler Rabbinin sunduğu nimetlerin her daim farkında olmalıdır. İnsan sahip olduğu her şeyi kendi gücüyle değil, Allah’ın lütfuyla elde eder.
  3. Müminler merhamet sahibi olmalıdır, gücü yettiği nispette insanlara, hayvanlara ve doğaya şefkatle davranmalıdır.
  4. Şükretmek gerekir. Her nefes, her lokma, her iyilik ALLAH’ın rahmetindendir.
  5. ALLAH’a güvenmek gerekir. Rahmân olan Allah, kullarını başıboş bırakmaz; onlara yol gösterir, rızık verir, tövbe kapısını açık tutar.

’’Rahman’’ ismi, Rabbimizin ‘’yaratma’’ sıfatını da kapsar (Rahman/3). Rahman Suresi’nde Yüce ALLAH’ın rahmetinin tecelli edişinin en güzel örnekleri buyrulmaktadır.

Yüce ALLAH’ımızın rahmeti tüm varlıkları kuşatmıştır.

17/18 İsra Suresi

Kim bu geçici dünyayı isterse, orada istediğimize dilediğimiz kadar veririz. Ancak daha sonra onu, kınanmış ve kovulmuş olarak cehenneme mahkûm ederiz.

مَنْ كَانَ يُر۪يدُ الْعَاجِلَةَ عَجَّلْنَا لَهُ ف۪يهَا مَا نَشَٓاءُ لِمَنْ نُر۪يدُ ثُمَّ جَعَلْنَا لَهُ جَهَنَّمَۚ يَصْلٰيهَا مَذْمُوماً مَدْحُوراً

Men kane yuridul acilete accelna lehu fiha ma neşau li men nuridu summe cealna lehu cehennem, yaslaha mezmumen medhura

17/19 İsra Suresi

Kim ahireti seçer ve mümin olarak gereken çabayı gösterirse, işte onların çabası takdir edilir.

وَمَنْ اَرَادَ الْاٰخِرَةَ وَسَعٰى لَهَا سَعْيَهَا وَهُوَ مُؤْمِنٌ فَاُو۬لٰٓئِكَ كَانَ سَعْيُهُمْ مَشْكُوراً

Ve men eradel ahırete ve saa leha sa’yeha ve huve mu’minun fe ulaike kane sa’yuhum meşkura

55/2 Rahman Suresi İkinci Ayet

Kur’an’ı öğretti.

عَلَّمَ الْقُرْاٰنَۜ

Allemel kur’an

Kur’an’ımızın Öğretmeni Yüce ALLAH’tır. 

Bu ayeti takip eden ayette ‘’Rahman’’ olan Yüce ALLAH’ımızın insanı yarattığı buyruluyor. Demek ki insan bu dünyada diriltilmeden önce Kur’an’ı öğrenmiştir. Önceki makalelerimden olan ‘’İnsanın Yaratılışı ve İman Sahibi İnsan’ın Sorumlulukları’’ isimli yazımda insanın Kur’an’a göre yaratılış süreci ve Yüce ALLAH ile yaptığımız antlaşma yani ‘’misak’’ ayetlerine örnekler vermiştim. Biz bu dünyaya gelmeden önce Kur’an’ı öğrendik ve Yüce ALLAH’a söz verdik, kendimize güvendik.

Öğretmeni Yüce ALLAH olan Kur’an’ımızın ayetlerinde işaret edilen hikmetleri vardır; Kur’an’ın, Kur’an’da sıklıkla işaret edilen bazı sıfatlarını hatırlayacak olursak; ‘’Kur’an, tartışmasız kanıt olan bir ‘’burhan’’dır (Nisa/174), bir beyyine ‘’dir (Beyyine/1)’’, apaçık bir kitaptır, ‘’mubin’’ dir. (Hicr/1, Şuara/2, Kasas/2, Zuhruf/2, Duhan/2), ayrıntılı yani ‘’mufassal’’ (Fussilet/3) bir kitaptır. Mutlak gerçektir, ‘’Hak’’tır (Bakara/147, Rad/2, Casiye/6). Takva sahipleri, yani ‘’erdemli’’ olanlar için bir hidayet rehberidir. (Bakara /2). Kendinden önceki kitapları onaylar (Ali İmran/3), Onunla uyarıda bulunulması emrolunan kitaptır (Araf/2), Hakim yani ‘’Hikmet dolu, hükümleri yerli yerinde olan’’ kitaptır (Yunus/1, Lokman/2). İnsanları karanlıktan aydınlığa çıkaran kitaptır (İbrahim/1). Hiçbir çelişki içermeyen kitaptır (Nisa 82, Kehf 1). Hatırlatıcıdır (Zikr) (Taha/3, Tekvir/27, Müddessir/54, Sad/2, Fussilet/4). Doğru ile yanlışı bir ışın kılıcı gibi ayırır (Furkan/1). Müjde yani ‘’Büşra’’dır, (Neml/2). Kuşku içermeyen kitaptır (Secde/2). Gerçeği gösterir, (Casiye/20). Rahmettir, Casiye /20). Mecid, ‘’En yüce şan ve şeref sahibi, övgüye değer’’ olandır (Büruc/21, Kaf/1). Satır satır, iner inmez yazılmıştır, (Tur/2, Kalem/1). Dinlendiği zaman hayranlık uyandıran kitaptır (Cin/1).

85/21 Büruc Suresi

Bilakis, O ‘’mecid’’ şanı yüce, şerefli bir Kur’an’dır

بَلْ هُوَ قُرْاٰنٌ مَج۪يدٌۙ

Bel huve kur’anun mecid.

72/1 Cin Suresi

De ki: “Bana, cinlerden bir topluluğun dinledikten sonra gidip; biz gerçekten hayranlık uyandıran bir Kur’an dinledik, dedikleri, vahyolundu. “

قُلْ اُو۫حِيَ اِلَيَّ اَنَّهُ اسْتَمَعَ نَفَرٌ مِنَ الْجِنِّ فَقَالُٓوا اِنَّا سَمِعْنَا قُرْاٰناً عَجَباًۙ

Kul uhıye ileyye ennehustemea neferun minel cinni fe kalu inna semi’na kur’anen aceba

52/2 Tur Suresi

Satır satır yazılmış Kitap’a

وَكِتَابٍ مَسْطُورٍۙ

Ve kitabin mesturin

52/3 Tur Suresi

ki o, açılıp yayılan parşömendedir

ف۪ي رَقٍّ مَنْشُورٍۙ

Fi rakkın menşurin

Tur Suresi 2 ve 3. Ayetlerde ‘’Kur’an’’ açık olarak ‘’Kur’an’ın indiği anda’’ satır satır parşömenlere yazıldığını buyurmaktadır. Kur’an’ın korunması için bu elzemdi, Aksi zaten düşünülemez, Bunu asla unutmayın.

81/27 Tekvir Suresi

O (Kur’an), alemler için bir hatırlatıcıdan başka bir şey değildir.

اِنْ هُوَ اِلَّا ذِكْرٌ لِلْعَالَم۪ينَۙ

İn huve illa zikrun lil alemin.

18/1 Kehf Suresi

Hamd, kendisinde hiçbir çelişki olmayan Kitab’ı indiren Allah’a aittir.

اَلْحَمْدُ لِلّٰهِ الَّـذ۪ٓي اَنْزَلَ عَلٰى عَبْدِهِ الْـكِتَابَ وَلَمْ يَجْعَلْ لَهُ عِـوَجا۔ًۜ

El hamdulillahillezi enzele ala abdihil kitabe ve lem yec’al lehu ıveca.

2/2 Bakara Suresi

Bu kitap, erdemliler (Takva sahipleri) için yol gösterici, kuşku içermeyen kitaptır.

ذٰلِكَ الْكِتَابُ لَا رَيْبَۚۛ ف۪يهِۚۛ هُدًى لِلْمُتَّق۪ينَۙ

Zalikel kitabu la reybe fih, huden lil muttekin.

2/147 Bakara Suresi

Gerçek, Rabb’inden gelendir. Sakın kuşku duyanlardan olma.

اَلْحَقُّ مِنْ رَبِّكَ فَلَا تَكُونَنَّ مِنَ الْمُمْتَر۪ينَ۟

El hakku min rabbike fe la tekunenne minel mumterin.

4/174 Nisa Suresi

Ey insanlar! Kesinlikle Rabb’inizden size burhan’ ‘’apaçık kanıt’’geldi. Ve size bir nur indirdik.

يَٓا اَيُّهَا النَّاسُ قَدْ جَٓاءَكُمْ بُرْهَانٌ مِنْ رَبِّكُمْ وَاَنْزَلْـنَٓا اِلَيْكُمْ نُوراً مُب۪يناً

Ya eyyuhan nasu kad caekum burhanun min rabbikum ve enzelna ileykum nuran mubin

12/1 Yusuf Suresi

Elif. Lam. Ra. Bunlar açık ve anlaşılır Kitab’ın ayetleridir.

الٓـرٰ۠ تِلْكَ اٰيَاتُ الْـكِتَابِ الْمُب۪ينِ۠

Elif lam ra tilke ayatul kitabil mubin.

36/69 Yasin Suresi

Biz ona şiir öğretmedik. Ve bu, ona yakışmaz da. O, yalnızca bir zikr ‘’hatırlatıcı’’ve mubin ‘’apaçık ‘’ Kur’an’dır.

وَمَا عَلَّمْنَاهُ الشِّعْرَ وَمَا يَنْبَغ۪ي لَهُۜ اِنْ هُوَ اِلَّا ذِكْرٌ وَقُرْاٰنٌ مُب۪ينٌۙ

Ve ma allemnahuş şi’re ve ma yenbagi leh, in huve illa zikrun ve kur’anun mubin.

7/52 Araf Suresi

Gerçekten Biz, onlara, iman etmek isteyen bir halk için, ilme dayalı ‘’bilgiye göre ayrıntılı olarak açıkladığımız’’; yol gösterici ve rahmet olan bir Kitap getirdik.

وَلَقَدْ جِئْنَاهُمْ بِكِتَابٍ فَصَّلْنَاهُ عَلٰى عِلْمٍ هُدًى وَرَحْمَةً لِقَوْمٍ يُؤْمِنُونَ

Ve lekad ci’nahum bi kitabin fassalnahu ala ilmin huden ve rahmeten li kavmin yu’minun

6/55 Enam Suresi

Mücrimlerin yolu besbelli olsun diye ayetleri ayrıntılı biçimde açıklıyoruz.

وَكَذٰلِكَ نُفَصِّلُ الْاٰيَاتِ وَلِتَسْتَب۪ينَ سَب۪يلُ الْمُجْرِم۪ينَ۟

Ve kezalike nufassılul ayati ve li testebine sebilul mucrimin

11/1 Hud Suresi

Elif-Lam-Ra Bu (Kur’an); daima doğru hükümler veren ve her şeyin iç yüzünü bilen ALLAH tarafından, ayetleri hem muhkem (hüküm içerir) hale getirilmiş hem de ayrıntılı olarak açıklanmış bir kitaptır

الٓـرٰ۠ كِتَابٌ اُحْكِمَتْ اٰيَاتُهُ ثُمَّ فُصِّلَتْ مِنْ لَدُنْ حَك۪يمٍ خَب۪يرٍۙ

Elif lam ra kitabun uhkimet ayatuhu summe fussılet min ledun hakimin habir

14/1 İbrahim Suresi

Elif, Lam, Ra. Bu; insanları, Rabb’lerinin izni ile karanlıklardan aydınlığa çıkarman; onları Mutlak Üstün Olan’ın, Övgüye Değer Yegâne Varlık Olan’ın yoluna iletmen için sana indirdiğimiz bir Kitap’tır.

الٓـرٰ۠ كِتَابٌ اَنْزَلْنَاهُ اِلَيْكَ لِتُخْرِجَ النَّاسَ مِنَ الظُّلُمَاتِ اِلَى النُّورِ بِـاِذْنِ رَبِّهِمْ اِلٰى صِرَاطِ الْعَز۪يزِ الْحَم۪يدِۙ

Elif lam ra kitabun enzelnahu ileyke li tuhricen nase minez zulumati ilen nuri bi izni rabbihim ila sıratıl azizil hamid

55/3 Rahman Suresi Üçüncü Ayet

İnsanı yarattı.

خَلَقَ الْاِنْسَانَۙ

Halakal insan.

Rahman Sıfatı, ‘’Yaratma’’ yı da kapsar. Önceki makalelerimden olan ‘’İnsanın Yaratılışı ve İman Sahibi İnsan’ın Sorumlulukları’’ isimli makalemde’’ insanın Kur’an’a göre yaratılış süreci’’ni anlatmıştım. Okumadıysanız okumanızı öneririm, ancak insanın yaratılma sürecinde Kur’an’da geçen bazı önemli noktaları tekrar hatırlamakta fayda var.

Rabbimiz insanı yarattığı zaman insan Rabbinin isimlerinin tecellisini de öğrenmiştir. İnsanın meleklerden üstün olmasının nedeni öğrenebilme becerisidir. Yüce ALLAH’ın isimlerini insan saymış ve Yüce ALLAH’ın ‘’Subhan’’ sıfatına tanık olmuştur.

Bakara Suresi 31. Ayet

ALLAH, Adem’e bütün isimleri öğretti. Sonra onları meleklere sunup: “Eğer doğru söyleyenlerden iseniz bunların isimlerini bana bildirin. ” dedi.

وَعَلَّمَ اٰدَمَ الْاَسْمَٓاءَ كُلَّهَا ثُمَّ عَرَضَهُمْ عَلَى الْمَلٰٓئِكَةِ فَقَالَ اَنْبِؤُ۫ن۪ي بِاَسْمَٓاءِ هٰٓؤُ۬لَٓاءِ اِنْ كُنْتُمْ صَادِق۪ينَ

Ve alleme ademel esmae kulleha summe aradahum alel melaiketi fe kale enbiuni bi esmai haulai in kuntum sadikin.

Bakara Suresi 32. Ayet

Melekler de: “Sen Subhansın. Bize öğrettiklerinden başka bizim hiçbir bilgimiz yoktur. Şüphesiz Sen her şeyi gerçeği ile bilensin. ” dediler.

قَالُوا سُبْحَانَكَ لَا عِلْمَ لَنَٓا اِلَّا مَا عَلَّمْتَنَاۜ اِنَّكَ اَنْتَ الْعَل۪يمُ الْحَك۪يمُ

Kalu subhaneke la ilme lena illa ma allemtena inneke entel alimul hakim

Bakara Suresinin 28 ve Mümin Suresinin 11. Ayetleri’nde ALLAH’ın insanı bu evrende yaratmadan önce insanoğlunun başka bir cennet evreninde yaşadığını o cennet evreninde insanın acıkmadığı, susamadığı, derisinin yanmadığı ‘’Taha Suresi 118-119’’, o cennet evreninde, üreyebildiği, kadın erkek olarak cinsiyeti ile var olduğu ancak yine ölümlü olduğunu Rabbimiz Kur’an’da buyuruyor.

Bakara Suresi 28. Ayet

ALLAH’a, nasıl küfrediyorsunuz? Siz ölüler iken sizi var etti, sonra sizi öldürecek, sonra tekrar dirilterek kendisine döndürecektir.

كَيْفَ تَكْفُرُونَ بِاللّٰهِ وَكُنْتُمْ اَمْوَاتاً فَاَحْيَاكُمْۚ ثُمَّ يُم۪يتُكُمْ ثُمَّ يُحْي۪يكُمْ ثُمَّ اِلَيْهِ تُرْجَعُونَ

Keyfe tekfurune billahi ve kuntum emvaten fe ahyakum, summe yumitukum summe yuhyikum summe ileyhi turceun

‘emvaten’ ölüler demektir, bu ayette Yüce ALLAH; dünya gezegeninde ve bu evrende diriltilmeden önce başka bir evrende/boyutta yaşayıp ölmüş olduğumuzu buyuruyor. Sonra bu dünyada da ölüp tekrar ahiret hayatında diriltileceğiz.

Mümin Suresi 11. Ayet

Dediler ki: “Rabb’imiz! Bizi iki kez öldürdün, iki kez dirilttin. Artık suçlarımızı itiraf ettik. Şimdi bu durumdan kurtulmanın bir yolu var mı? “

قَالُوا رَبَّنَٓا اَمَتَّنَا اثْنَتَيْنِ وَاَحْيَيْتَنَا اثْنَتَيْنِ فَاعْتَرَفْنَا بِذُنُوبِنَا فَهَلْ اِلٰى خُرُوجٍ مِنْ سَب۪يلٍ

Kalu rabbena emettenesneteyni ve ahyeytenesneteyni fa’terefna bi zunubina fe hel ila hurucin min sebil

Bu ayette de Yüce ALLAH iki kez insanın öldüğünü ve iki kez diriltildiğini buyurmaktadır. Öldürdün fiili, ‘emettena’ geçmiş zaman kipiyle gelmiştir. Mutlak daha önce canlı olan bir varlığın öldürülmesi eylemi işaret edilir.

Taha Suresi 118. Ayet

“Senin için orada acıkmak ve açıkta kalmak yoktur. “

اِنَّ لَكَ اَلَّا تَجُوعَ ف۪يهَا وَلَا تَعْرٰىۙ

İnne leke ella tecua fiha ve la ta’ra

Taha Suresi 119. Ayet

“Orada susuz kalmazsın ve sıcaktan zarar görmezsin. “

وَاَنَّكَ لَا تَظْمَؤُ۬ا ف۪يهَا وَلَا تَضْحٰى

Ve enneke la tazmeu fiha ve la tadha

Bakara Suresi 35. Ayet

Dedik ki: “Ey Adem! Eşinle birlikte cennette oturun. Orada dilediğiniz her şeyden bol bol yiyin. Fakat şu ağaca yaklaşmayın; yoksa haksızlık yapmış olursunuz. “

وَقُلْنَا يَٓا اٰدَمُ اسْكُنْ اَنْتَ وَزَوْجُكَ الْجَنَّةَ وَكُلَا مِنْهَا رَغَداً حَيْثُ شِئْتُمَاۖ وَلَا تَقْرَبَا هٰذِهِ الشَّجَرَةَ فَتَكُونَا مِنَ الظَّالِم۪ينَ

Ve kulna ya ademuskun ente ve zevcukel cennete ve kula minha ragaden haysu şi’tuma ve la takraba hazihiş şecerete fe tekuna minez zalimin.

Araf Suresi 20. Ayet

Derken şeytan, kötülüklerini kendilerine göstermek için onlara fısıldadı. Rabb’iniz size bu ağacı melik olmayasınız veya kalıcılardan olmayasınız diye yasakladı. ” dedi.

فَوَسْوَسَ لَهُمَا الشَّيْطَانُ لِيُبْدِيَ لَهُمَا مَا وُ۫رِيَ عَنْهُمَا مِنْ سَوْاٰتِهِمَا وَقَالَ مَا نَهٰيكُمَا رَبُّكُمَا عَنْ هٰذِهِ الشَّجَرَةِ اِلَّٓا اَنْ تَكُونَا مَلَكَيْنِ اَوْ تَكُونَا مِنَ الْخَالِد۪ينَ

Fe vesvese lehumuş şeytanu li yubdiye lehuma ma vuriye anhuma min sev’atihima ve kale ma nehakuma rabbukuma an hazihiş şecereti illa en tekuna melekeyni ev tekuna minel halidin.

Araf Suresi 21. Ayet

Ve ikisine: “Ben gerçekten ikinizin de iyiliğini istemekteyim. ” diye yemin etti.

وَقَاسَمَـهُمَٓا اِنّ۪ي لَكُمَا لَمِنَ النَّاصِح۪ينَۙ

Ve kasemehuma inni lekuma le minen nasıhin.

Araf Suresi 22. Ayet

Böylece ikisini aldatıp baştan çıkardı. O ağaçtan tadınca, çirkinlikleri açığa çıktı. Cennet yapraklarını üst üste koyup örtünmeye başladılar. Rabb’leri onlara: “Ben sizi o ağaçtan men etmedim mi? Bu şeytan size apaçık bir düşmandır demedim mi? ” diye seslendi.

فَدَلّٰيهُمَا بِغُرُورٍۚ فَلَمَّا ذَاقَا الشَّجَرَةَ بَدَتْ لَهُمَا سَوْاٰتُهُمَا وَطَفِقَا يَخْصِفَانِ عَلَيْهِمَا مِنْ وَرَقِ الْجَنَّةِۜ وَنَادٰيهُمَا رَبُّهُمَٓا اَلَمْ اَنْهَكُمَا عَنْ تِلْكُمَا الشَّجَرَةِ وَاَقُلْ لَكُمَٓا اِنَّ الشَّيْطَانَ لَكُمَا عَدُوٌّ مُب۪ينٌ

Fedellahuma bi gurur, fe lemma zakaş şecerete bedet lehuma sev’atuhuma ve tafika yahsıfani aleyhima min varakıl cenneh, ve nadahuma rabbuhuma e lem enhekuma an tilkumeş şecereti ve ekul lekuma inneş şeytane lekuma aduvvun mubin

Araf Suresi 23. Ayet

“Ey Rabb’imiz! Biz, kendimize zulmettik. Eğer bizi bağışlamaz ve merhamet etmezsen hüsrana uğrayanlardan oluruz. ” dediler.

قَالَا رَبَّـنَا ظَلَمْنَٓا اَنْفُسَنَا وَاِنْ لَمْ تَغْفِرْ لَنَا وَتَرْحَمْنَا لَنَكُونَنَّ مِنَ الْخَاسِر۪ينَ

Kala rabbena zalemna enfusena ve in lem tagfirlena ve terhamna le nekunenne minel hasirin.

Bakara Suresi 37. Ayet

Derken Adem, Rabb’inden kelimeler aldı. Böylece, Adem’in tevbesini kabul etti. Kuşkusuz O, Tevbeleri Kabul Eden’dir, Rahmeti Kesintisiz’dir.

فَتَلَقّٰٓى اٰدَمُ مِنْ رَبِّه۪ كَلِمَاتٍ فَتَابَ عَلَيْهِۜ اِنَّهُ هُوَ التَّوَّابُ الرَّح۪يمُ

Fe telekka ademu min rabbihi kelimatin fe tabe aleyh, innehu huvet tevvabur rahim

Her bir insan birinci cennetten ölerek çıkmıştır, İnsan, Yüce Allah’a verdiği yemini tutmamış ahdine sadık olmamıştır. Dolayısıyla maalesef ilk savaşı iblis kazanmıştır.

Ayetlerde Arapça gramer olarak çoğul ifadesi olduğu için sadece Hz Adem ve eşine değil (Kur’an’da Havva ismi zikredilmez) burada cennet evreninden kovulanların dünyada yaşayan bütün insanlar olduklarını anlarız. Bakara Suresi 38. Ayet

Bakara Suresi 38. Ayet

“Oradan topluca ininiz” dedik, “Benden size bir yol gösterici geldiği zaman, o yol göstericiye uyanlar için artık bir korku yok ve onlar üzülmeyecekler. “

قُلْنَا اهْبِطُوا مِنْهَا جَم۪يعاًۚ فَاِمَّا يَأْتِيَنَّكُمْ مِنّ۪ي هُدًى فَمَنْ تَبِعَ هُدَايَ فَلَا خَوْفٌ عَلَيْهِمْ وَلَا هُمْ يَحْزَنُونَ

Kulnahbitu minha cemia, fe imma ye’tiyennekum minni hudenfe men tebia hudaye fe la havfun aleyhim ve la hum yahzenun

Rabbimiz bu ayette İnsana dünya hayatını yaşarken yol göstericiler göndereceğini, onlara uyanların kazanacağını bildirmektedir. Bu rehberler, Yüce ALLAH’ın resulleri ve Kitaplarıdır.

Araf Suresi 24. Ayet

“Bir kısmınız bir kısmınıza düşman olarak inin. ” dedi. Yeryüzünde, size belli bir süreye kadar yerleşme ve yararlanma imkanı vardır. ” dedi.

قَالَ اهْبِطُوا بَعْضُكُمْ لِبَعْضٍ عَدُوٌّۚ وَلَكُمْ فِي الْاَرْضِ مُسْتَقَرٌّ وَمَتَاعٌ اِلٰى ح۪ينٍ

Kalehbitu ba’dukum li ba’dın aduvv, ve lekum fil’ardı mustekarrun ve metaun ila hin.

Araf Suresi 25. Ayet

De ki: “Orada yaşayacaksınız, orada öleceksiniz ve oradan çıkarılacaksınız. “

قَالَ ف۪يهَا تَحْيَوْنَ وَف۪يهَا تَمُوتُونَ وَمِنْهَا تُخْرَجُونَ۟

Kale fiha tahyevne ve fiha temutune ve minha tuhrecun

Bakara 37-38 ve Araf Suresi 24-25. Ayetlerinden anlarız ki Hz Adem’in nezdinde tüm yaratılmış insanlar tövbe eder. Yüce ALLAH merhamet göstererek tövbeleri kabul etmiş ve bizi dünya gezegeninde tekrar diriltmiştir yani biz hepimiz birinci yaşamımızda şeytana mağlup olduk ve bu ikinci ve son şansımız.

Yüce ALLAH bütün isimlerini tecelli ettiren Sübhan sıfatı ve Sünnetullah’ı ile yaşadığımız evreni yaratmıştır ve şeytanla da ikinci savaş başlamıştır. Bu insanın ikinci canlanmasıdır ve insan için son şanstır.

Bakara Suresi 28 ve Mümin Suresi 11. Ayetler bu hususa işaret etmektedir.

Bakara Suresi 28. Ayet

ALLAH’a, nasıl küfrediyorsunuz? Siz ölüler iken sizi var etti, sonra sizi öldürecek, sonra tekrar dirilterek kendisine döndürecektir.

كَيْفَ تَكْفُرُونَ بِاللّٰهِ وَكُنْتُمْ اَمْوَاتاً فَاَحْيَاكُمْۚ ثُمَّ يُم۪يتُكُمْ ثُمَّ يُحْي۪يكُمْ ثُمَّ اِلَيْهِ تُرْجَعُونَ

Keyfe tekfurune billahi ve kuntum emvaten fe ahyakum, summe yumitukum summe yuhyikum summe ileyhi turceun

Mümin Suresi 11. Ayet

Dediler ki: “Rabb’imiz! Bizi iki kez öldürdün, iki kez dirilttin. Artık suçlarımızı itiraf ettik. Şimdi bu durumdan kurtulmanın bir yolu var mı? “

قَالُوا رَبَّنَٓا اَمَتَّنَا اثْنَتَيْنِ وَاَحْيَيْتَنَا اثْنَتَيْنِ فَاعْتَرَفْنَا بِذُنُوبِنَا فَهَلْ اِلٰى خُرُوجٍ مِنْ سَب۪يلٍ

Kalu rabbena emettenesneteyni ve ahyeytenesneteyni fa’terefna bi zunubina fe hel ila hurucin min sebil

Dünya üzerinde yaşamış ve yaşayacak olan tüm insanlar Yüce ALLAH ile antlaşma yaptık, kendimize güvendik, İblis’in meydan okumasını Kabul ettik, İblis’e tekrar uymayacağımıza dair Yüce ALLAH’a söz verdik, misak yaptık Rabbimizle. Buna ilişkin Ayetlerden ikisini örnek olarak verelim;

Araf Suresi 172. Ayet

Kıyamet günü, “Biz bundan habersizdik. ” demeyesiniz diye. Rabb’in, ademoğullarının sırtlarından soylarını çıkardı. Ve onları kendilerine tanık yaptı. “Ben sizin Rabb’iniz değil miyim? ” dedi. “Evet, Rabb’imizsin, Tanıklık ediyoruz. ” dediler.

وَاِذْ اَخَذَ رَبُّكَ مِنْ بَن۪ٓي اٰدَمَ مِنْ ظُهُورِهِمْ ذُرِّيَّتَهُمْ وَاَشْهَدَهُمْ عَلٰٓى اَنْفُسِهِمْۚ اَلَسْتُ بِرَبِّكُمْۜ قَالُوا بَلٰىۚۛ شَهِدْنَاۚۛ اَنْ تَقُولُوا يَوْمَ الْقِيٰمَةِ اِنَّا كُنَّا عَنْ هٰذَا غَافِل۪ينَۙ

Ve iz ehaze rabbuke min beni ademe min zuhurihim zurriyyetehum ve eşhedehum ala enfusihim, e lestu birabbikum, kalu bela, şehidna, en tekulu yevmel kıyameti inna kunna an haza gafilin.

Araf Suresi 172. Ayette açıkça Rabbimiz insanlardan söz aldığını buyurmaktadır. Ayette zikredildiği üzere Kıyamet günü ‘’Haberimiz yoktu Ya Rabbim! ’’ diyemeyecek insanoğlu. 

Rad Suresi 20. Ayet

Onlar, ALLAH’la olan ahdi yerine getirirler, misakı bozmazlar.

اَلَّذ۪ينَ يُوفُونَ بِعَهْدِ اللّٰهِ وَلَا يَنْقُضُونَ الْم۪يثَاقَۙ

Ellezine yufune bi ahdillahi ve la yenkudunel misak.

İnsanın Evrelerden Geçirilerek Yaratılışı

İkinci Şans verilen Ademoğulları’nı Yüce ALLAH bu dünyada evrelerden geçirilerek, aşama aşama yaratmıştır. Bu süreç Rabbimizin Sünnetullah’ıdır, ve Rabbimiz bu şekilde bu dünyada tekrar dirilttiği insana adaleti ve merhameti gereği; zikir (hatırlatıcı) Kitaplar/Nebiler/Resuller göndereceğini bildirmiştir.

Kur’an; Canlılığın evrimini ve takva sahibi yapılan insanın yaratılışını en güzel örneklerle işaret eder. İnsanın Yaratılışı dünya gezegeninde canlılığın ortaya çıkışı ile başlar. 3.5-4 milyar yıl önce ilk basit tek hücreli canlılar suda yaratıldı, zamanla bazı canlılar enerji üretmeye, çoğalmaya başladılar. Milyonlarca yıl içinde daha karmaşık (kompleks) hücreler ortaya çıktı, denizlerde çok hücreli canlılar gelişti, balık benzeri canlılar oluştu. Yüce ALLAH bazı canlıların karaya uyum sağlamasını geliştirdi ve ilk amfibileri oluşturdu. Sonra sürüngenleri ortaya çıkardı. Dinozorlar çağında küçük memeliler de yaşamaya başladı. Yüce Rabbimiz dinozorların yok olmasını sağladı ve memeliler hızla çeşitlendi. Primatlar gelişti, yaklaşık birkaç milyon yıl önce insan soy hattı ayrıldı. Australopithecus gibi erken insan benzeri türler den sonra, Homo cinsi ortaya çıktı. Homo habilis, Homo erectus gibi türler alet kullanmaya başladı sonunda takvası (Prefrontal korteks) geliştirilen insan ‘’Homo sapiens’’ yaklaşık 300 bin yıl önce yaratıldı.

Yaşamın suda başladığı Kur’an’da aşağıda belirttiğim ayetlerde apaçık olarak işaret edilmiştir.

24/45 Nur Suresi

ALLAH, hareket eden her canlıyı sudan yarattı. Onların kimisi karnı, kimisi iki ayağı, kimisi de dört ayağı üzerinde yürür. Allah, dilediğini yaratır. Kuşkusuz, ALLAH’ın Her Şeye Gücü Yeter.

وَاللّٰهُ خَلَقَ كُلَّ دَٓابَّةٍ مِنْ مَٓاءٍۚ فَمِنْهُمْ مَنْ يَمْش۪ي عَلٰى بَطْنِه۪ۚ وَمِنْهُمْ مَنْ يَمْش۪ي عَلٰى رِجْلَيْنِۚ وَمِنْهُمْ مَنْ يَمْش۪ي عَلٰٓى اَرْبَعٍۜ يَخْلُقُ اللّٰهُ مَا يَشَٓاءُۜ اِنَّ اللّٰهَ عَلٰى كُلِّ شَيْءٍ قَد۪يرٌ

Vallahu halaka kulle dabbetin min main, fe minhum men yemşi ala batnih ve minhum men yemşi ala ricleyn ve minhum men yemşi ala erba’, yahlukullahu ma yeşau, innellahe ala kulli şey’in kadir.

21/30 Enbiya Suresi 

İnkar edenler, görmezler mi ki gökler ve yer bitişik durumda idi de biz onları patlattık? Ayrıca her canlıyı da sudan yarattık. Hala gerçeği onaylamayacaklar mı?

اَوَلَمْ يَرَ الَّذ۪ينَ كَفَرُٓوا اَنَّ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضَ كَانَتَا رَتْقاً فَفَتَقْنَاهُمَاۜ وَجَعَلْنَا مِنَ الْمَٓاءِ كُلَّ شَيْءٍ حَيٍّۜ اَفَلَا يُؤْمِنُونَ

E ve lem yerellezine keferu ennes semavati vel arda kaneta retkan fe fetaknahuma, ve cealna minel mai kulle şey’in hayy, e fe la yu’minun

Su, H2O olup 2 hidrojen ve 1oksijen atomunun birleşimi ile oluşan bir moleküldür. Belirli bir sıcaklık aralığında sıvı haldedir. Bazı kimyasal ve fiziksel özellikleri nedeni ile diğer maddelerin sıvı hallerinden ayrışırlar. Bu özellikleri nedeni ile yaşamın başlaması ve devam etmesi için eşsiz özelliklersunarlar.

  1. Çok iyi bir çözücüdür (solvent). Yaşam için gerekli karbon-hidrojen bağlarının kurulabilmesi için atomların çok uygun bir seviyede akışkan olmalarını sağlar ki bağlar kurulabilir ve canlı organizmaların ilk moleküllerioluşabilir.
  2. Yaşamın başlangıcı için gereken kimyasal reaksiyonlar için çok iyi mediatördür (aracı). 3 boyutlu hidrojen bağlantılarını mümkün kılar.

Modern bilim; 1400 yıl önce Yüce ALLAH’ın işaret ettiği ‘’her canlı şeyi sudan yarattık’’ ifadesini doğrulamaktadır.

Yaşamın sudatek hücreli organizmalar ile başladığı artık kesin bir bilgidir. Yüce ALLAH yaşamı suda başlatmıştır, çünkü suyu yaşamı başlatacak özelliklerde donatmıştır. Karbon, hidrojen ve oksijen atomları ile moleküller oluşmuş. Daha sonra hücre membranı (zarı) oluşarak ilk tek hücreli organizmalar meydana gelmiştir. Ancak ‘’Evrim Süreci’’ Teoride olduğu şekilde tamamen tesadüf eseri olarak ortaya çıkmamıştır. Bu organizmalar milyonlarca yılda ALLAH’ın evrim sürecini yönetmesiyle farklılaşmış ve çok hücreli organizmalar haline gelmişlerdirAteistler tarafından istismar edilen bu konunun da nasıl gerçekleştiğini ileriki makalelerimden birinde değineceğim ancak ilgilenenler için de biraz bilgi verelim; Öncelikle Evrim Teorisi tüm hatlarıyla ortaya konmuş, delillendirilebilmiş değildir, detayları kesinlikle net değildir. Bu konuya örnek olacak çok sayıda kaynak vardır ancak detaylı araştırmaları nedeniyle, bir jeofizikçi aynı zamanda Bilim Felsefecisi olan Cambridge Üniversitesi’nden Prof. Stephen Meyer’in internetten de ulaşabileceğiniz araştırmaları ve kitapları bu konuda önerilebilir. 

Stephen Meyer, DNA’nın yaratılmış, geliştirilmiş bir dizayn olduğunu savunur. Evrimin sadece doğal süreçlerle değil, Tanrı’nın belirli zamanlarda yaptığı müdahalelerle gerçekleştiğini ileri sürer. Ona göre Tanrı, evrim sürecinde kritik müdahalelerde bulunmuştur. Meyer’in bu görüşleri “Signature in the Cell”, “Darwin’s Doubt” ve “Return of the God Hypothesis” gibi kitaplarında detaylı şekilde ele alınmıştır. Bu kitaplar, evrimin Tanrısal bir tasarım olmaksızın yeterli açıklama sunamayacağını iddia eden yaklaşımları içerir. Stephen Meyer’in YouTube kanalı’nda konuyla ilgili detaylı belgesel-videolar mevcuttur. İlgilenen arkadaşlara kesinlikle öneririm.

Evrimin tesadüfen, ‘’kendi kendine’’ olma ihtimali, benzer şekilde DNA’nın ve biyolojik çeşitliliğin kendi kendine olmuş olma ihtimali var mıymış, bir bakalım. Önce tabii ki Kur’an’dan bir ayetle başlayalım, Zümer Suresi 23. Ayette Âlemlerin Rabbi Yüce ALLAH ‘’ahsenel hadis’’ buyurmaktadır. Aynı ayetin devamında da ‘’ikişerli kitap’’ ve ‘’Kur’an’ın katmanlı yapısı’’na da işaret vardır. Bunların ışığında Ayet’te buyrulan ‘’ahsenel hadis’’ kavramından kasıt sadece Kur’an mıdır, yoksa Kur’an’ın katmanlı yapısıyla birlikte değerlendirildiğinde canlıların ‘’Genetik kod’’u yani ‘’DNA’’ da işaret edilmiş olabilir mi acaba? DNA’yı neden bir söz, bir kitap olarak gördüğümüzü anlatmaya çalışacağım. 

DNA, ancak sıradan, gelişigüzel bir kitap değildir, bir örnek verelim, tek bir insanın vücudundaki bütün hücrelerdeki DNA’ları uc uca dizersek uzunluğu ne kadar olur sizce? 1km?, 10 km?, 100 km? 

Sadece tek bir insanın vücudundaki DNA’ları uc uca dizdiğimizde Dünya ile Güneş arası mesafenin yüzlerce katı kadar bir uzunluğa erişir. ‘’Dikkat edin tek bir insan’’ SubhanALLAH

39/23 Zümer Suresi

Allah, hadislerin en güzelini, müteşabih mesani /birbirine benzer ikişerli yapıda bir kitap olarak indirmiştir. Rabb’lerinden çekinenlerin bundan dolayı derileri ürperir, sonra derileri ve kalpleri Allah’ın zikri ‘’Kur’an’’ karşısında yumuşar. İşte bu kitap, Allah’ın rehberidir. O, gereğini yapan kullarını bu rehberle hidayete erdirir. Allah’ın sapık saydığını yola getirecek kimse yoktur

اَللّٰهُ نَزَّلَ اَحْسَنَ الْحَد۪يثِ كِتَاباً مُتَشَابِهاً مَثَانِيَۗ تَقْشَعِرُّ مِنْهُ جُلُودُ الَّذ۪ينَ يَخْشَوْنَ رَبَّهُمْۚ ثُمَّ تَل۪ينُ جُلُودُهُمْ وَقُلُوبُهُمْ اِلٰى ذِكْرِ اللّٰهِۜ ذٰلِكَ هُدَى اللّٰهِ يَهْد۪ي بِه۪ مَنْ يَشَٓاءُۜ وَمَنْ يُضْلِلِ اللّٰهُ فَمَا لَهُ مِنْ هَادٍ

Allahu nezzele ahsenel hadisi kitaben muteşabihen mesaniye takşaırru minhu culudullezine yahşevne rabbehum, summe telinu culuduhum ve kulubuhum ila zikrillah, zalike hudallahi yehdi bihi men yeşau, ve men yudlilillahu fe ma lehu min had

Ayette ‘’Ahsenel Hadis’’in Kur’an’a işaret olduğu apaçık ortadadır, ancak ayette aynı zamanda Kur’an’ın katmanlı yapısına da işaret olduğunu unutmayın. 

Canlılığın Genetik Kodu, DNA, bir söz, bir kitap ‘’Ahsenel Hadis’’ olabilir mi, ?

  • DNA ve genetik kod bir kitaba benzetilebilir. DNA’nın “harfleri” vardır: Bir kitap A, B, C gibi harfler kullanır. DNA ise dört kimyasal “harf” kullanır: A, T, C, G; yani adenin, timin, sitozin ve guanin.
  • DNA’nın “kelimeleri” vardır: DNA’da üç harften oluşan gruplar bir tür “kelime” gibi düşünülebilir. Bunlara kodon denir. Örneğin: ATG. Bir kodon, hücreye protein yaparken hangi amino asidin kullanılacağını söyleyebilir.
  • DNA’nın “cümleleri” veya “talimatları” vardır: Bir gen, bir şeyin — genellikle bir proteinin — yapılması için talimat veren bir cümle veya paragraf gibi düşünülebilir.
  • DNA’nın bölümleri vardır: Kromozomlar, birçok geni içeren büyük bölümler veya ciltler gibi düşünülebilir.
  • Hücre DNA’yı okur: Hücredeki moleküler mekanizmalar DNA’yı “okur”, onu RNA’ya kopyalar ve bu bilgiyi protein yapmak için kullanır.

Bu anlamda DNA, bir bilgi depolama sistemi gibidir. DNA bir kitaba benzetilebilir; çünkü harf dizileriyle kodlanmış bilgi depolar. Fakat sıradan bir kitaptan farklı olarak DNA, hücreler tarafından okunan, kopyalanan, onarılan ve kullanılan canlı bir kimyasal bilgi sistemidir. Peki DNA’da kodlanan bilgi yani enformasyon nereden geliyor? Hangi kodla hangi proteinin yapılacağı nasıl ve neden kodlanıyor? Akıl sahipleri için cevabı belli olan sorulardır bunlar.

DNA neden “sadece şansla açıklanamayacak kadar düzenli” görünür?

DNA, A, T, C ve G adı verilen dört bazdan oluşan diziler içerir. Bu diziler kopyalanabilir, okunabilir, tamir edilebilir ve proteinlere çevrilebilir. Genetik kod ise üç harfli kodonları amino asitlerle eşleştiren bir sistemdir.

Örneğin:

• DNA/RNA dizisi → bilgi depolama
• Genetik kod → çeviri kuralı
• Ribozom, tRNA ve enzimler → okuma ve inşa mekanizması
• Proteinler → işlevsel moleküller

Bu durum bir “tavuk-yumurta” problemi doğurur:

• DNA proteinlerin talimatlarını taşır.
• Proteinler DNA’nın kopyalanmasına ve kullanılmasına yardım eder.
• Fakat protein yapmak için zaten bir çeviri sistemine ihtiyaç vardır.
• Çeviri sistemi için de genetik bilgi gerekir.

Bu nedenle DNA’nın yalnızca kör tesadüfle açıklanması makul görünmemektedir.

Rastgele oluşum astronomik derecede düşüktür

Eğer biri modern bir genin veya genomun tamamen rastgele karıştırmalarla bir anda oluştuğunu hayal ederse, olasılık son derece küçülür.

Örneğin 100 amino asitten oluşan küçük bir protein için olası amino asit dizisi sayısı:

20100

kadardır.

Bu yaklaşık olarak:

1,27 × 10130

farklı ihtimal demektir.

Yani şu soruyu sorarsak:

“Rastgele olarak tam olarak belirli bir 100 amino asitlik proteini elde etme ihtimali nedir? ”

Cevap yaklaşık olarak:

10130 da 1

olur. Evrendeki atom sayısı bile bu sayıdan kat kat daha azdır.

Bu akıl almaz derecede küçük bir ihtimaldir.

Üstelik yaşayan bir hücre yalnızca tek bir proteine değil, birbirleriyle etkileşim hâlinde çalışan birçok moleküle ihtiyaç duyar. Bu yüzden ilk hücrenin tamamen oluşmuş hâlde rastgele ortaya çıktığını varsayarsak, bu ihtimal pratik olarak imkânsız görünür.

Genetik kodun kendisi de açıklanması zor bir konudur

Genetik kod, kodonların amino asitlere karşılık geldiği kural sistemidir.

Örneğin:

• AUG metiyonini kodlar.
• UUU fenilalanini kodlar.
• GGG glisini kodlar.

Bu kodun kökeni hâlâ tartışmalıdır.

Peki DNA’nın evrimleşme olasılığı nedir?

DNA’nın ve genetik hayatın evrimleşme olasılığı için bilim dünyasında kabul edilmiş kesin bir sayı yoktur.

Çünkü şunları bilmiyoruz:

• Başlangıç kimyasının tam olarak ne olduğunu,
• Erken Dünya’da kaç kimyasal deneme gerçekleştiğini,
• İlk kendini kopyalayan sistemin ne olduğunu,
• İlk işlevsel moleküllerin ne kadar büyük olması gerektiğini,
• her aşamada seçilimin ne kadar güçlü olduğunu,
• Benzer kimyanın evrenin başka yerlerinde de gerçekleşip gerçekleşmediğini.

Modern DNA’nın tamamen rastgele birleşmeyle ortaya çıkma ihtimali astronomik derecede küçüktür.

Kaynaklar

1. Koonin & Novozhilov, Origin and evolution of the genetic code: the universal enigma, 2009.
https://pmc.ncbi.nlm.nih.gov/articles/PMC3293468/

2. Nobel Prize, The RNA World.
https://www.nobelprize.org/prizes/chemistry/1989/altman/article/ 

3. Robertson & Joyce, The Origins of the RNA World, 2012.
https://pmc.ncbi.nlm.nih.gov/articles/PMC3331698/

4. UC Berkeley Evolution 101, But it’s not random either!
https://evolution.berkeley.edu/misconceptions-about-natural-selection-and-adaptation/but-its-not-random-either/

5. MedlinePlus Genetics, How are gene variants involved in evolution?
https://medlineplus.gov/genetics/understanding/mutationsanddisorders/evolution/

6. Daubin & Szöllősi, Horizontal Gene Transfer and the History of Life, 2016.
https://pmc.ncbi.nlm.nih.gov/articles/PMC4817804/

7.NobelPrize,Altman&Cech/catalytic RNA and ribozymes.
https://www.nobelprize.org/prizes/chemistry/1989/8986-ribonucleic-acid-rna-the-biomolecule-which-can-do-it-all/

Kur’an’da DNA’ya işaret ettiğini düşündüren iki ayeti daha sizinle paylaşacağım

13/41 Rad Suresi

Yeryüzünün uçlarından eksilttiğimizi görmüyorlar mı? ALLAH hüküm verir ve O’nun hükmünü izleyip çevirecek de yoktur. O, en hızlı hesaplayandır.

اَوَلَمْ يَرَوْا اَنَّا نَأْتِي الْاَرْضَ نَنْقُصُهَا مِنْ اَطْرَافِهَاۜ وَاللّٰهُ يَحْكُمُ لَا مُعَقِّبَ لِحُكْمِه۪ۜ وَهُوَ سَر۪يعُ الْحِسَابِ

E ve lem yerev enna ne’til arda nenkusuha min etrafiha, vallahu yahkumu la muakkıbe li hukmih, ve huve seriul hısab

21/44 Enbiya Suresi

Halbuki biz onları ve atalarını yaşlanıncaya kadar nimetlendirdik, uzun bir ömür verdik Yeryüzünün uçlarından habire eksilttiğimizi görmüyorlar mı? Buna rağmen onlar mı üstün gelecek?

بَلْ مَتَّعْنَا هٰٓؤُ۬لَٓاءِ وَاٰبَٓاءَهُمْ حَتّٰى طَالَ عَلَيْهِمُ الْعُمُرُۜ اَفَلَا يَرَوْنَ اَنَّا نَأْتِي الْاَرْضَ نَنْقُصُهَا مِنْ اَطْرَافِهَاۜ اَفَهُمُ الْغَالِبُونَ

Bel metta’na haulai ve abaehum hatta tale aleyhimul umur, e fe la yerevne enna ne’til arda nenkusuha min etrafiha, e fehumul galibun.

Çok ilginç, Yeryüzünün uçlarından eksiltmek ne olabilir acaba?

Enbiyâ 44 ve Rad 41’de geçen “arzın uçlarından eksiltilmesi” ifadesi, kromozomların uçlarında bulunan koruyucu DNA dizileri olan ‘’Telomer Kısalması’’ olgusuyla güçlü bir mecazî paralellik içinde düşünülebilir.

Telomerler, kromozomların uçlarında bulunan koruyucu DNA dizileridir. Hücre her bölündüğünde DNA kopyalanır; fakat kromozomların en uç bölgeleri tam olarak kopyalanamadığı için telomerler zamanla kısalır. Bu olaya ‘’Telomer Kısalması’’ denir.

Bu süreçte dikkat çekici olan nokta şudur: Eksilme merkezden değil, uçlardan başlar.

‘’Arzın uçtan eksilmesi’’ Kromozomun genetik bilgi taşıyan ana bölgesi hemen zarar görmesin diye uçlarda bulunan telomerler koruyucu bölgeler olarak görev yaparlar. Fakat her hücre bölünmesinde bu uç bölgeler biraz daha kısalır. Telomerler kritik seviyeye indiğinde hücre artık sağlıklı şekilde bölünemez; yaşlanma, bölünmenin durması veya hücre ölümü gibi süreçler devreye girer.

Bu açıdan bakıldığında telomerler, biyolojik sistemlerde zamanın ve faniliğin moleküler bir göstergesi gibidir.

Bu benzetme şu şekilde kurulabilir:

Kromozomda Telomerler uçlardan kısalır.
Hücre her bölünmede ömründen biraz kaybeder.
İnsan yaşadıkça biyolojik kapasitesi zamanla azalır.
• Toplumlar ve medeniyetler de çoğu zaman merkezden değil, sınırlarından zayıflamaya başlar.
• Yeryüzündeki hayat, bedenler, nesiller ve güçler zaman içinde görünmeyen ama sürekli bir eksilmeye tabidir.

Dolayısıyla telomer kısalması, “ömürlerinin hiç bitmeyeceğini sanmaları” düşüncesine karşı biyolojik bir örnek sunar. İnsan bedeni bile hücresel düzeyde sınırsız değildir. Hücreler bölündükçe kromozom uçlarındaki telomerler azalır; bu da biyolojik ömrün sınırlı olduğunu gösterir.

Özet olarak, ‘’Telomer Kısalması’’, ökaryotik hücrelerde her DNA replikasyonu sonrasında kromozom uçlarında meydana gelen kademeli nükleotid kaybıdır. Bu kayıp, hücrenin bölünme kapasitesini sınırlar ve organizmanın yaşlanma süreçleriyle ilişkilidir. Bu nedenle, bu biyolojik olgu, “Arzın uçlardan eksilmesi” ifadesinin canlı sistemlerde moleküler düzeyde gözlemlenebilen bir karşılığı olarak değerlendirilebilir.

En doğrusunu Yüce ALLAH bilir.

71/14 Nuh Suresi

“Oysa O, sizi çeşitli aşamalardan geçirerek, evre evre yarattı. “

وَقَدْ خَلَقَكُمْ اَطْوَاراً

Ve kad halakakum etvara

etvaran kelimesi kökü, daha ileriye geliştirme(to develop further), yavaş yavaş geliştirme (evolve), evre evre(stage), faz faz geliştirme(phases) anlamındadır. Hans Wehr 4th ed., page 669 (of 1303)

71/17 Nuh Suresi

“Allah, sizi yerden bir bitki gibi bitirdi. “

وَاللّٰهُ اَنْبَتَكُمْ مِنَ الْاَرْضِ نَبَاتاًۙ

Vallahu enbetekum minel ardı nebata.

nebaten kelimesi kökü,bitki(plant) anlamındadır.  Hans Wehr 4th ed., page 1100 (of 1303)

enbeteha kelimesi kökü, bitkiyetiştirmek(to grow plants) anlamındadır. Hans Wehr 4th ed., page 1100 (of 1303)

Aynı surede geçen bu ayetler bize canlılığın evriminin işaret edildiğini göstermektedir. Enbiya Suresi 30. Ayet ile birlikte düşünüldüğünde canlı hayatının suda başladığı, insanın evrim sürecinde tıpkı bitki gibi olduğu bir dönemden geçtiği ve Yüce ALLAH’ın insanı evre evre, daha ileriye doğru geliştirerek takva sahibi (Prefrontal korteksi gelişmiş) hale getirdiğini bize anlatmaktadır. Bitkilerin dişil ve eril üreme hücrelerinin aynı bitki üzerinde bulunduğu gibi insanın da evriminin ilk basamaklarında böyle bir evreden geçtiği (gerçek hermafrodit) buyrulmaktadır. Yüce ALLAH bir şeyi istediği anda, OL! demesi ile o iş olur, ancak zaman kavramından münezzeh olan Yüce ALLAH’ımızın Sünnetullah’ı yani tabiri caizse işi ele alışı bu evrende tamamen bilimsel yöntemle olmaktadır. Örnek olarak bir insanın ölümüne bir hastalığın sebep olması veya bebeğin birdenbire ortaya çıkması değil de 9 ay evrelerden geçerek yaratılışı (Ana rahminde de insan evrelerden geçirilerek yaratılır, ayette buna da vurgu vardır) veya yıldızların nükleer füzyon reaksiyonlarıyla iki hidrojen atomunun birleşip helyum atomunun ortaya çıkarması ve bu reaksiyon sırasında etrafa ısı ve ışık olarak enerji yayması, Yüce ALLAH’ın Sünnetullah’ının örnekleridir.

55/4 Rahman Suresi

Ona beyanı (konuşmayı, ifade etmeyi) öğretti.

عَلَّمَهُ الْبَيَانَ

Allemehul beyan

Rahman Suresi 4. Ayette Yüce ALLAH’ın İnsana konuşmayı öğretmesi ve bunun ayette insanlara hatırlatması büyük bir mucizedir. İnsanın konuşmasını evrimleştirerek zaman içinde geliştirmiştir Rabbimiz.

İnsanın konuşması tek bir anda ortaya çıkmış bir özellik değildir. Beyin, boğaz ve ağız yapısı, işitme, nefes kontrolü, el-kol hareketleri, sosyal hayat ve öğrenme gibi birçok unsurun uzun süre birlikte evrimleşmesiyle oluşmuş görünmektedir. Konuşma yalnızca ses çıkarmak değil; düşünceyi sembollere dönüştürmek, bu sembolleri anlamlı biçimde sıralamak ve başkalarına aktarmaktır. 

İnsanın Evrimi Sürecinde Yüce ALLAH insan beynini büyütmüş ve bağlantılarını kompleks hale getirmiştir; İnsan soyunda beyin hacmi ve özellikle beyin bölgeleri arasındaki bağlantılar zamanla geliştirilmiştir. Konuşmada Broca bölgesi, Wernicke bölgesi, motor korteks ve işitsel korteks gibi alanlar önemlidir. Broca bölgesi konuşma üretimi ve cümle kurmayla; Wernicke bölgesi anlamayla; motor korteks dil, dudak, çene ve gırtlak hareketleriyle; işitsel korteks ise seslerin ayırt edilmesiyle ilişkilidir. Günümüzde dilin tek bir merkezden değil, geniş bir beyin ağı üzerinden çalıştığı kabul edilmektedir. 

İnsan konuşması çok hassas hareketler gerektirir. Dudak, dil, damak, çene, yutak ve gırtlak milimetrik hareketlerle farklı sesleri üretir. İnsanlarda yüz ve çene yapısının küçülmesi, dilin daha esnek konumlanması, gırtlak ve yutak yapısındaki değişimler ve nefes kontrolünün gelişmesi konuşmayı kolaylaştırmıştır. Bu durum, konuşmanın evrimsel açıdan güçlü bir avantaj sağlamış olabileceğini düşündürür.

Konuşma yalnızca ses üretmek değildir; karşıdakinin sesini ince ayrıntılarıyla duymak da gerekir. İnsan kulağı konuşma frekanslarını ayırt etmeye oldukça uygundur. FOXP2 geni, konuşma ve dil hareketlerinin planlanmasıyla ilişkili bazı sinirsel süreçlerde rol oynar. Bu gendeki bazı bozukluklar insanlarda konuşma ve dil sorunlarına yol açabilir. Ancak FOXP2 tek başına dili açıklamaz. Dil; çok sayıda genin, beyin gelişiminin, öğrenmenin ve sosyal çevrenin birlikte etkisiyle ortaya çıkan karmaşık bir yetenektir. 

Bazı araştırmacılara göre konuşmanın kökeninde yalnızca sesler değil, el hareketleri ve jestler de bulunur. İlk insanlar birlikte avlanırken, taş alet yaparken, yiyecek paylaşırken ve tehlikelere karşı iş birliği yaparken işaretleşmek zorundaydı. El işaretleri, yüz ifadeleri, basit sesler, taklitler ve ortak dikkat zamanla daha gelişmiş iletişime dönüşmüş olabilir. Taş alet yapımı da önemlidir; çünkü alet yapmak sıralı hareketleri planlamayı, öğrenmeyi ve başkasına öğretmeyi gerektirir. İnsan çok sosyal bir canlıdır. Küçük gruplar hâlinde yaşayan atalarımız için iletişim büyük avantaj sağlamıştır. Yiyeceğin yerini söylemek, tehlikeyi haber vermek, hangi bitkinin zehirli olduğunu aktarmak, birlikte avlanmayı planlamak ve çocuklara bilgi öğretmek konuşma sayesinde daha etkili hâle gelmiştir. Böylece bilgi kuşaktan kuşağa aktarılmış, kültür birikmiş ve insan toplulukları daha başarılı olmuştur.

İlk primat atalarda duygusal sesler ve uyarı çağrıları vardı. Erken homininlerde jestler, yüz ifadeleri ve ortak dikkat gelişti. Homo türlerinde alet yapımı, grup avcılığı ve daha kontrollü sesler ortaya çıktı. Homo erectus ve sonrasında daha büyük beyin, daha karmaşık sosyal yapı ve uzun öğrenme dönemi önem kazandı. Neandertal ve erken Homo sapiens döneminde gelişmiş sesli iletişim bulunmuş olabilir. Modern Homo sapiens’te ise sembolik düşünce, dilbilgisi, hikâye anlatma, din, sanat ve soyut kavramlar gelişti.

İnsanın konuşması; beynin sembolik düşünme kapasitesi, sesleri hassas kontrol eden motor sistem, gırtlak, dil, ağız ve nefes yapısındaki değişimler, konuşma seslerini ayırt eden işitme sistemi, FOXP2 gibi genlerin katkısı, alet yapımı, öğrenme, sosyal iş birliği ve kültür aktarımının birlikte evrimleşmesiyle ortaya çıkmış görünmektedir. Bu nedenle konuşma yalnızca ağzın veya boğazın evrimi ile değil; Yüce ALLAH’ın insan bedenini, beynini ve toplum hayatını birlikte evrimleştirmesinin sonucudur. 

Bu süreç neticesinde insan, düşüncelerini, ve fikirlerini diğer insanlara beyan etmeye başladı. Bu sürecin doğal sonucu olarak insan edinmiş olduğu deneyimleri bir sonraki nesle aktarabilme olanağını buldu, bu da insanoğlunun gelişmiş bir canlı olmasını sağladı. Ayette insanın beyan etme yeteneğinin vurgulanması bu nedenlerle gerçekten büyük bir mucizedir.

Kaynaklar

Lieberman, P. (2007). The evolution of human speech: Its anatomical and neural bases. Current Anthropology, 48(1), 39–66.

Fitch, W. T. (2010). The Evolution of Language. Cambridge University Press.

Hauser, M. D., Chomsky, N., & Fitch, W. T. (2002). The faculty of language: What is it, who has it, and how did it evolve? Science, 298(5598), 1569–1579.

Berwick, R. C., & Chomsky, N. (2016). Why Only Us: Language and Evolution. MIT Press.

Dediu, D., & Levinson, S. C. (2013). On the antiquity of language: The reinterpretation of Neandertal linguistic capacities and its consequences. Frontiers in Psychology, 4, 397.

Martínez, I. et al. (2013). Communicative capacities in Middle Pleistocene humans from the Sierra de Atapuerca in Spain. Quaternary International, 295, 94–101.

Lai, C. S. L., Fisher, S. E., Hurst, J. A., Vargha-Khadem, F., & Monaco, A. P. (2001). A forkhead-domain gene is mutated in a severe speech and language disorder. Nature, 413, 519–523.

Enard, W. et al. (2002). Molecular evolution of FOXP2, a gene involved in speech and language. Nature, 418, 869–872.

Fisher, S. E., & Scharff, C. (2009). FOXP2 as a molecular window into speech and language. Trends in Genetics, 25(4), 166–177.

Arbib, M. A. (2012). How the Brain Got Language: The Mirror System Hypothesis. Oxford University Press.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir