Kur’an’da Evrenin Yaratılışı

Fussilet Suresi 53. Ayet

Vakti geldikçe insana, kainatın uçsuz bucaksız ufuklarında ve bizzat kendi iç dünyasında kanıtlarımızı göstereceğiz. Ta ki bu vahyin Hak (tartışmasız gerçek) olduğu herkes için ortaya çıksın. Her şeye şahit olan senin Rabbin (insana) yetmedi mi?

سَنُر۪يهِمْ اٰيَاتِنَا فِي الْاٰفَاقِ وَف۪ٓي اَنْفُسِهِمْ حَتّٰى يَتَبَـيَّنَ لَهُمْ اَنَّهُ الْحَقُّۜ اَوَلَمْ يَكْفِ بِرَبِّكَ اَنَّهُ عَلٰى كُلِّ شَيْءٍ شَه۪يدٌ

Se nurihim ayatina fil afakı ve fi enfusihim hatta yetebeyyene lehum ennehul hakk, e ve lem yekfi bi rabbike ennehu ala kulli şey’in şehid.

Yüce ALLAH; Fussilet/53’teki ayet ile Kur’an’ın mucizesini/delillerini zaman içerisinde apaçık ve kesin olarak göstereceğini bildiriyor ki bu deliller Kur’an’ın ‘’mutlak gerçek’’ olduğunu tartışmaya yer vermeden ortaya çıkarmalıdır. Bu şekilde tartışmasız açıklıktaki deliller de ancak bilimsel olmalıdır. Objektif, bilimsel delilleri hiç kimse yalanlayamaz. 

Kur’an’ın delilleri ve mucizeleri bilimin her alanında vardır, her bilim başlığında sayısız makale yazılabilir, inşALLAH elimden geldiğince bilimin her alanında Kur’an’da Rabbimin işaret ettiği bilimsel mucizelerden sırası geldikçe örnekler vereceğim, bu makalede Kur’an’ın evrenin yaratılışı ile ilgili ayetlerini (Ayet kelimesi Kur’an terminolojisinde ‘’kanıt’’ anlamında da kullanılır) ve bunların bilimsel karşılıklarını inceleyeceğiz.

Evvela, ‘’İlim Sahipleri’’ne işaret edilen ayetlere örnekler vereceğim. Kur’an, neden ilim sahibi olan kullara atıf yapıyor? 

Kur’an’da ilim ‘’kesin, kanıta dayalı olan bilgi’’ anlamında kullanılır. Tekasür Suresi 3,4 ve 5. Ayetler bize ‘ilim’kelimesinin anlamı açısından çok değerli bilgiler veriyor:

Tekasür Suresi 102/3

Hayır, asla bildiğiniz gibi değil; yakında bileceksiniz.

كَلَّا سَوْفَ تَعْلَمُونَۙ

Kella sevfe ta’lemun

Tekasür Suresi 102/4

Yine hayır, bildiğiniz gibi değil; yakında bileceksiniz.

ثُمَّ كَلَّا سَوْفَ تَعْلَمُونَۜ

Summe kella sevfe ta’lemun.

Tekasür Suresi 102/5

Hayır, asla bildiğiniz gibi değil, keşke kesin bilgi ile bilseydiniz.

كَلَّا لَوْ تَعْلَمُونَ عِلْمَ الْيَق۪ينِۜ

Kella lev ta’lemune ilmel yakin.

Tekasür Suresi 3 ve 4. Ayetlerde Rabbimiz ‘’Yakında bileceksiniz, bildiğiniz gibi değil’’ diyor (Cehennem) 5. Ayet ‘te ise ‘’Keşke kesin bilgi ‘’İlmel Yakin’’ ile bilseydiniz’’ buyuruyor. Yüce Rabbimizin İlim sahibi dediği kulları ile kimleri kast ettiğini, kelimenin anlamını iyice anlayarak, bu tanımdan hareketle düşünecek olursak; İlim sahiplerinin ‘’Kur’an’ı anlamadan papağan gibi okuyan, Rabbinin büyüklüğünü kavrayamayan, dini bir oyun, bir eğlence haline getiren, Kur’an’ı anlamak için gayret göstermeyen, ALLAH’ın dinini fırkalara bölen, yaratılmış olan her hangi bir beşere kulluk eden ve en önemlisi Kur’an’da vurgulanan en önemli mesajları idrak edemeyip dolayısıyla yaşadıkları hayata dahil etmeyenler’’ olmadığı çok açıktır ‘’Enfal Suresi 22. Ayet’’. 

Benim Kur’an’dan anladığım; Rabbimin İlim sahibi kulları, pozitif bilimlere de hakim olan takva sahibi mü’minlerdir.

Enfal Suresi 22. Ayet

Allah katında, yeryüzündeki canlıların en değersizi, aklını kullanmayan sağırlar ve dilsizlerdir.

اِنَّ شَرَّ الدَّوَٓابِّ عِنْدَ اللّٰهِ الصُّمُّ الْبُكْمُ الَّذ۪ينَ لَا يَعْقِلُون

İnne şerred devabbi indallahis summul bukmullezine la ya’kılun

Rabbimin ilim sahibi kulları; O’nun kudretini, O’nun yazdığı kainat kitabını okuyarak, Evrende ve kendi nefislerinde (Bilinçlerinde) Allah’ın ayetlerini ‘delillerini’ görerek, Sünnetullah’ı bilim olan Yüce Rabbimizin Pozitif Bilimlerine (Olayların nedenlerini deney, gözlem ve ölçülebilir verilere dayandırarak ispatlayan, kanıtlanabilir bilim dalları) hakim olan veya hakim değilse de gayret ederek anlayan, Yüce ALLAH’ın azametini hiç bir zaman tam anlamıyla kavrayamayacağını fark eden kullardır. Onlar, sonsuz boyutlardaki Rabblerinin ilminden çok çok az bir kısmına (belki bir fetila ‘’string-sicim’’ kadar) şahit olabileceklerini bilir.

İsra Suresi 85. Ayet

Sana ruhtan soruyorlar. De ki: “Ruh, Rabb’imin emridir. Ve size ilimden çok az verilmiştir.”

وَيَسْـَٔلُونَكَ عَنِ الرُّوحِۜ قُلِ الرُّوحُ مِنْ اَمْرِ رَبّ۪ي وَمَٓا اُو۫ت۪يتُمْ مِنَ الْعِلْمِ اِلَّا قَل۪يلاً

Ve yes’eluneke anir ruh, kulir ruhu min emri rabbi ve ma utitum minel ilmi illa kalila

İmanlarına şirk bulaştırmazlar, sadece ALLAH’a haşyet (Azametinden ürpererek saygı duymak) duyarlar, Kur’an’ın ilahi olduğuna delillerle kanaat getirirler, Kur’an’a itimat eder/güvenir ve dosdoğru yol ‘’Kur’an’ın yolu’’ üzerinde olurlar. Yüce ALLAH’ın tüm sıfatlarının tecelli edişine, Yüce ALLAH’ın bahşettiği akıl aracılığıyla tanık/şahit olarak Rabb’lerini ararlar. Kur’an’ı okurken Rabb’inin kendisine konuştuğunu bilir, takvalı olurlar, Hakkı ararlar, halis olarak Rabblerine yönelirler ve dini Rabb’lerine özgü kılarak yaşarlar. 

Zümer Suresi 2. Ayet

Biz, bu Kitap’ı sana Hakk ile indirdik. Öyleyse dini yalnızca O’na has kılarak Allah’a hizmet et.

اِنَّٓا اَنْزَلْـنَٓا اِلَيْكَ الْكِتَابَ بِالْحَقِّ فَاعْبُدِ اللّٰهَ مُخْلِصاً لَهُ الدّ۪ينَۜ

İnna enzelna ileykel kitabe bil hakkı fa’budillahe muhlisan lehud din.

Cin Suresi 20. Ayet

De ki: “Ben yalnızca Rabb’ime dua ederim ve hiçbir şeyi O’na şirk koşmam.”

قُلْ اِنَّمَٓا اَدْعُوا رَبّ۪ي وَلَٓا اُشْرِكُ بِه۪ٓ اَحَداً

Kul innema ed’u rabbi ve la uşriku bihi ehada

Bir dini metinin nasıl Pozitif Bilime hakim olanlar tarafından daha iyi anlaşılacağı sizi şaşırtmasın, Kur’an yüzlerce kanıtlanabilen bilimsel (Matematik, Fizik, Kimya, Astronomi, Tıp, Embryoloji, Biyoloji, Jeoloji gibi) deliller içeren mucize bir kitaptır. 

Kur’an’ın kendisi ‘’kanıttır’’. Rabbimizden geldiğine kanıttır, Kur’an mutlak gerçektir, ‘’Hak’’tır. Kur’an mucizelerinden örnekler vereceğim makalelerimde inşALLAH bu ‘’kanıtlara’’ sizleri de tanık edeceğim.

Ali İmran 60.Ayet

Bu, Rabbinden gelen Hak/gerçek’tir, kuşkulananlardan olma.

اَلْحَقُّ مِنْ رَبِّكَ فَلَا تَكُنْ مِنَ الْمُمْتَر۪ينَ

El hakku min rabbike fe la tekun minel mumterin

Nisa Suresi 174. Ayet

Ey insanlar! Kesinlikle Rabb’inizden size bir “kanıt” geldi. Ve size apaçık bir nur indirdik.

يَٓا اَيُّهَا النَّاسُ قَدْ جَٓاءَكُمْ بُرْهَانٌ مِنْ رَبِّكُمْ وَاَنْزَلْـنَٓا اِلَيْكُمْ نُوراً مُب۪يناً

Ya eyyuhan nasu kad caekum burhanun min rabbikum ve enzelna ileykum nuran mubin.

İlim Sahipleri ile ilgili Ayetler

İsra Suresi 107. Ayet

De ki: “O’na (Kur’an’a) ister iman edin ister iman etmeyin; daha önce kendilerine ilim verilenler, Kur’an onlara okunduğu zamanlar, çeneleri üzerine secdeye kapanırlar.”

قُلْ اٰمِنُوا بِه۪ٓ اَوْ لَا تُؤْمِنُواۜ اِنَّ الَّذ۪ينَ اُو۫تُوا الْعِلْمَ مِنْ قَبْلِه۪ٓ اِذَا يُتْلٰى عَلَيْهِمْ يَخِرُّونَ لِلْاَذْقَانِ سُجَّداًۙ

Kul aminu bihi ev la tu’minu, innellezine utul ilme min kablihi iza yutla aleyhim yahırrune lil ezkani succeda

İlim; kanıta dayalı, kesin ve şüphe edilmeyen bilgidir. Matematik gibi, 2×2, evrenin her yerinde 4 eder.

Fatır Suresi 28. Ayet

İnsanlardan, hayvanlardan ve diğer canlılardan da çeşitli renkte olanları vardır. ALLAH’ın kullarından yalnız “ilim sahibi olanlar” haşyet ederler ‘’gereği gibi çekinerek saygı duyarlar’’. Kuşkusuz ki ALLAH, Mutlak Üstün Olan’dır, Çok Bağışlayıcı’dır.

وَمِنَ النَّاسِ وَالدَّوَٓابِّ وَالْاَنْعَامِ مُخْتَلِفٌ اَلْوَانُهُ كَذٰلِكَۜ اِنَّمَا يَخْشَى اللّٰهَ مِنْ عِبَادِهِ الْعُلَمٰٓؤُ۬اۜ اِنَّ اللّٰهَ عَز۪يزٌ غَفُورٌ

Ve minen nasi ved devabbi vel en’ami muhtelifun elvanuhu kezalik, innema yahşallahe min ibadihil ulemau, innallahe azizun gafur

Kur’an, Yüce ALLAH’a en çok ‘’ilim sahiplerinin’’ haşyet edeceğini/ gereği gibi çekinerek saygı duyacağını işaret ediyor. Yüce ALLAH’ın büyüklüğüne en gerçeğe yakın biçimde kavramaya yaklaşabilenler/eğer yaklaşabilirlerse, yukarıda işaret ettiğim gibi pozitif bilimlere de hakim olan takva sahibi mü’minlerdir.

Ali İmran Suresi 7. Ayet

O ki sana bu kitabı indirdi. Onun bazı ayetleri kesin anlamlıdır (muhkem), ki bunlar kitabın özüdür. Diğerleri de benzer anlamlıdır (müteşabih). Kalplerinde hastalık bulunanlar, insanları şaşırtmak ve farklı anlam vermek için benzer anlamlı olanlarının ardına düşerler. Onların tevilini yalnızca ALLAH bilir. ‘’İlimde derinleşenler, ilimde sağlam kök salanlar’’ da. “Hepsi Rabbimiz katındandır, hepsini onayladık.” derler. Akıl ve anlayış sahiplerinden başkası öğüt almaz

هُوَ الَّـذ۪ٓي اَنْزَلَ عَلَيْكَ الْكِتَابَ مِنْهُ اٰيَاتٌ مُحْكَمَاتٌ هُنَّ اُمُّ الْكِتَابِ وَاُخَرُ مُتَشَابِهَاتٌۜ فَاَمَّا الَّذ۪ينَ ف۪ي قُلُوبِهِمْ زَيْغٌ فَيَتَّبِعُونَ مَا تَشَابَهَ مِنْهُ ابْتِغَٓاءَ الْفِتْنَةِ وَابْتِغَٓاءَ تَأْو۪يلِه۪ۚ وَمَا يَعْلَمُ تَأْو۪يلَهُٓ اِلَّا اللّٰهُۢ وَالرَّاسِخُونَ فِي الْعِلْمِ يَقُولُونَ اٰمَنَّا بِه۪ۙ كُلٌّ مِنْ عِنْدِ رَبِّنَاۚ وَمَا يَذَّكَّرُ اِلَّٓا اُو۬لُوا الْاَلْبَابِ

Huvellezi enzele aleykel kitabe minhu ayatun muhkematun hunne ummul kitabi ve uharu muteşabihat, fe emmellezine fi kulubihim zeygun fe yettebiune ma teşabehe minhubtigael fitneti vebtigae te’vilih, ve ma ya’lemu te’vilehu illallah, ver rasihune fil ilmi yekulune amenna bihi, kullun min indi rabbina, ve ma yezzekkeru illa ulul elbab

Rad Suresi 43. Ayet

Kafirler, “Sen gönderilmiş değilsin.” diyorlar. De ki: “Benimle sizin aranızda en iyi tanık olarak ALLAH ve yanlarında Kitap ilmi olanlar yeter.”

وَيَقُولُ الَّذ۪ينَ كَفَرُوا لَسْتَ مُرْسَلاًۜ قُلْ كَفٰى بِاللّٰهِ شَه۪يداً بَيْن۪ي وَبَيْنَكُمْۙ وَمَنْ عِنْدَهُ عِلْمُ الْكِتَابِ

Ve yekulullezine keferu leste mursela, kul kefa billahi şehiden beyni ve beynekum ve men indehu ilmul kitab

Şimdi evrenin yaratılması ile ilgili ayetlere dönelim; Kur’an, Hud suresi 7. Ayette, evren yaratlırken,’’ Arşın sıvı üzerinde’’ olduğunu işaret ediyor. Yüz yıllar boyunca anlaşılamamış bir ayet, bilim geliştikçe kendini gösteriyor.

Arşın Sıvı Üzerinde Olması

Karanlık Sıvı (Dark Fluid)/ Kuark Gluon Plazması işaretleri

Hud Suresi 7. Ayet 

Gökleri ve yeri altı günde (evrede) yaratmış olan O’dur. O’nun (Allah’ın) arşı sıvı üzerindedir. Onları yaratması, hanginizin daha iyi şeyler yapacağını sınav yapmak içindir. Eğer ayetleri görmezden gelenlere “Gerçekten siz, öldükten sonra diriltilecekseniz.” desen, “Bu ancak apaçık bir büyüdür.” diyecekler.

وَهُوَ الَّذ۪ي خَلَقَ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضَ ف۪ي سِتَّةِ اَيَّامٍ وَكَانَ عَرْشُهُ عَلَى الْمَٓاءِ لِيَبْلُوَكُمْ اَيُّكُمْ اَحْسَنُ عَمَلاًۜ وَلَئِنْ قُلْتَ اِنَّكُمْ مَبْعُوثُونَ مِنْ بَعْدِ الْمَوْتِ لَيَقُولَنَّ الَّذ۪ينَ كَفَرُٓوا اِنْ هٰذَٓا اِلَّا سِحْرٌ مُب۪ينٌ

Ve huvellezi halakas semavati vel arda fi sitteti eyyamin ve kane arşuhu alel mai li yebluvekum eyyukum ahsenu amela, ve le in kulte innekum meb’usune min ba’dil mevti le yekulennellezine keferu in haza illa sihrun mubin.

Ayette evrenin yaratılışına atıf vardır. ‘’Arşın sıvının üzerinde olması’’ kavramı ilginç bir kavram gibi geliyor kulağa, yüzyıllarca anlaşılamamış, anlaşılması bilimin gelişmesiyle ancak mümkün olmuştur. Modern bilimin ışığında evrenin yaratılışı esnasında bu kavram iki şekilde karşımıza çıkmaktadır. Ayet büyük bir mucizeye işaret etmektedir.

  1. Kuark-Gluon Plazması

Kuark-Gluon Plazması akışkan bir sıvıdır ve normal şartlarda atom çekirdeğinde proton ve nötronları bir arada tutan kuvvetli etkileşimin aşırı sıcaklıkta (Binlerce milyar santigrad derece) serbest hale gelmiş halidir. Normalde atom altı parçacıklar kuarklar ve gluonlar (bir çeşit bozon) çekirdekte hapsolmuş haldedir, ancak büyük patlamanın (Big Bang)’in ilk anlarında evren o kadar sıcaktı ki, bu kuvvet kuarkları bağlı tutamadı ve kuarklarla gluonlar serbestleştiller. Bu dönemde evren tıpkı bir sıvı gibi akışkan, kuantum alan teorileriyle tanımlanan bir plazma halindeydi. Bilim insanları labratuarlarda evrenin ilk zaman şartlarını anlayabilmek için deneyler yaparak bu sıvıyı çok çok kısa sayılabilecek bir süreliğine oluşturabiliyorlar. (Alice Collaboration Deneyi)

Modern Fizik bilimi evrenin ilk yaratılış esnasında akışkan bir sıvı halde olduğunu göstermiştir.

  1. Karanlık Sıvı Teorisi 

Karanlık Madde ve Karanlık Enerjiyi tek bir kavramla açıklayan bir teorik modeldir.

‘’Karanlık Sıvı’’, Tekvir Suresi 15 ve 16. Ayetleri’nde işaret edilmektedir. Karanlık Enerji ve Karanlık Madde aynı Karanlık sıvının komponentleridir, belli fiziksel durumda Karanlık madde, bazı fiziksel durumlarda da Karanlık Enerji gibi davranır. (Different manifestations or behaviours of a single fluid.)

Karanlık Madde: Galaksileri bir arada tutar, galaksilerin dış kısmındaki yıldızların beklenenden daha hızlı dönmesi varlığına kanıttır. 

Karanlık Enerji: Evrenin hızlanarak genişlemesine neden olur, Galaksileri birbirinden uzaklaştırır, adeta evreni bir balon gibi şişirir. Madde ile etkileşime girmez,

Zariyat ve Mürselat Sureleri’nde Rabbimiz Karanlık Enerji’yi işaret etmiştir, en doğrusunu Yüce ALLAH bilir.

Mürselat Suresi 1. Ayet

Art arda, dalga dalga gönderilenlere ant olsun.

وَالْمُرْسَلَاتِ عُرْفاًۙ

Vel murselati urfa.

Mürselat Suresi 2. Ayet

Estikçe esenlere

فَالْعَاصِفَاتِ عَصْفاًۙ

Fel asıfati asfa

Mürselat Suresi 3. Ayet

Genişlettikçe genişletenlere

وَالنَّاشِرَاتِ نَشْراًۙ

Vennaşirati neşren.

Mürselat Suresi 4. Ayet

Ayırdıkça ayıranlara

فَالْفَارِقَاتِ فَرْقاًۙ

Fel farikati ferka.

Mürselat ‘gönderilenler’ demektir. Mürselat Suresi’nin bu müteşabih ayetlerinde; ‘’dalga dalga gönderilen, estikçe esen, Madde ile etkileşmeden hızla akan, genişlettikçe genişleten ‘’Evreni’, ayırdıkça ayıran ‘‘Galaksileri‘’ tanımlamaları ile işaret edilen ‘’Karanlık Enerji’’ dir.

Hac Suresi 75’te Yüce ALLAH melekleri de resul olarak seçtiğini bildirmektedir. Melekler; Atomlar, hücreler, kütle çekimi, elektromagnetizma gibi evrenin işleyişindeki madde, enerji ve kuvvet gibi her şekilde bulunarak Yüce ALLAH’ın SünnetULLAH’ı uyarınca vazife yaparlar. Ayette Gönderilen ‘Mürselat’ olarak ifade edilen resuller, Yüce ALLAH’ın melekleridir: ‘Karanlık Enerji’dir’. 

Hac Suresi 75. Ayet

ALLAH meleklerden ve insanlardan resuller seçer. Elbette ALLAH İşitendir, Görendir.

اَللّٰهُ يَصْطَف۪ي مِنَ الْمَلٰٓئِكَةِ رُسُلاً وَمِنَ النَّاسِۜ اِنَّ اللّٰهَ سَم۪يعٌ بَص۪يرٌۚ

Allahu yastafi minel melaiketi rusulen ve minen nas, innallahe semiun basir.

Zariyat Suresi 1. Ayet

And olsun savurarak dağıtıp ayıranlara

وَالذَّارِيَاتِ ذَرْواًۙ

Vez zariyati zerven.

Karanlık Enerji Galaksileri bir birinden uzaklaştırır, Galaksileri ayırır.

Zariyat Suresi 2. Ayet

Ve yük kaldırıp taşıyanlara

فَالْحَامِلَاتِ وِقْراًۙ

Fel hamilati vıkren

Karanlık Enerji Evrendeki tüm Galaksilerin, onların içindeki tüm Gök Cisimlerinin ağırlığını taşır. Taşımakla da kalmaz, Evreni genişletir de. Evrenin kütle çekimine galip gelmiştir. (Kıyamete kadar devam edecektir ancak Kıyamet anında ‘Sa’at’, kütle çekimi galip gelecek, Gök ve Yer ağırlaşacak, Araf Suresi 187’de işaret edilmiştir. Ve Evren içe çökecektir. Geri dönüşümlü Evren, Tarık Suresi 11. Ayet 

Zariyat Suresi 3. Ayet

Ve kolaylıkla akanlara

فَالْجَارِيَاتِ يُسْراًۙ

Fel cariyati yusren.

Karanlık Enerji, kolaylıkla akar ve madde ile etkileşime girmez.

Zariyat Suresi 4. Ayet

Ve bölüştürenlere bir emri

فَالْمُقَسِّمَاتِ اَمْراًۙ

Fel mukassimati, emren

Evrenin her yerine ALLAH’ın emrini bölüştürür, taksim eder. Evrenimizde bulunmadığı hiç bir yer yoktur.

Zariyat Suresi 7. Ayet

Örgüler, dokumalar, yörüngeler sahibi göğe and olsun

وَالسَّمَٓاءِ ذَاتِ الْحُبُكِۙ

Ves semai zatil hubuki

Zariyat Suresi 7. Ayette Yüce ALLAH, Gök Cisimlerinin yörüngelerine işaret ettiği gibi, ‘hubuk’ kelimesi aynı zamanda sıkı dokuma, örgü anlamına da gelmektedir. Evrenimizin her yeri Kuantum dalgalanmaları ‘Quantum Fluctuations’ ile kaplıdır. Kuantum dalgalanmalarının Evrenimizde olmadığı HİÇBİR yer yoktur, vakum da buna dahildir. Ayet Kuantum dalgalarına işaret ediyor olabilir. Sicim Teorisi’ne göre evren çok küçük 10-33 cm büyüklüğünde sicimlerle örülüdür, işaret edilen örgü sicimlerin yaptığı çok sıkı dokuma da olabilir.

En doğrusunu Yüce ALLAH bilir.

Zariyat Suresinin Karanlık Enerji’yi işaret etmesine bir delil de yine aynı surede 47. Ayette işaret edilmiştir. Evrenin genişlemesi’nin açıkça ortaya konulduğu bu ayetin de aynı surede olması -Evrenin Genişlemesi de Karanlık Enerji’ye bağlı olduğundan- Zariyat Suresinin ilk ayetlerinin Karanlık Enerji’yi işaret ettiğini bize güçlü şekilde düşündürür.

Zariyat Suresi 47. Ayet

Göğü kuvvetlerle bina ettik ve doğrusu biz mutlak genişleticileriz

وَالسَّمَٓاءَ بَنَيْنَاهَا بِاَيْدٍ وَاِنَّا لَمُوسِعُونَ

Ves semae beneynaha bi eydin ve inna le musiun.

Evren 4 temel kuvvetle bina edilmiştir. Bunlar Zayıf Nükleer Güç, Kuvvetli Nükleer Güç, Elektromagnetizma ve Kütle Çekim Kuvveti’dir. Rabbimiz Evrenimizi, Karanlık Enerji tarafından hızlandırarak genişletmektedir.

Rad Suresi 2. Ayet

Görebileceğiniz bir direk olmadan gökleri yükselten, sonra tüm yönetime egemen olan, güneşi ve ayı buyruk altına alan ALLAH’tır. Hepsi belli bir süre için akıp gitmektedir. Tüm işleri kontrol eder ve ayetleri detaylı olarak açıklar ki Rabbinizle kavuşma konusunda kuşkunuz kalmasın.

اَللّٰهُ الَّذ۪ي رَفَعَ السَّمٰوَاتِ بِغَيْرِ عَمَدٍ تَرَوْنَهَا ثُمَّ اسْتَوٰى عَلَى الْعَرْشِ وَسَخَّرَ الشَّمْسَ وَالْقَمَرَۜ كُلٌّ يَجْر۪ي لِاَجَلٍ مُسَمًّىۜ يُدَبِّرُ الْاَمْرَ يُفَصِّلُ الْاٰيَاتِ لَعَلَّكُمْ بِلِقَٓاءِ رَبِّكُمْ تُوقِنُونَ

Allahullezi refeas semavati bi gayri amedin terevneha summesteva alel arşı ve sehhareş şemse vel kamer, kullun yecri li ecelin musemma, yudebbirul emre yufassılul ayati leallekum bi likai rabbikum tukınun

Rad Suresi 2. Ayette Yüce ALLAH, Karanlık Enerjinin Evreni hızla genişletmekte ve içe çökmesini engelleyen –Kütle çekimini de göğüsleyerek- direkler gibi işlev gördüğünü buyurmaktadır. ‘Sonra’ geçişini takiben, Güneş Sisteminin yaratılacağı (Big Bang’den 9.2 milyar yıl sonra) evrenin içindeki dumanın, evrenin de içinde olduğu Arştan gelen bilgiyle düzenlenmesine bir işaret vardır. Güneş ve Ay Karanlık Madde içinde yüzer akar, ‘yecrin’ fiilinin geçişi bu noktada mucizevidir, akmak, demektir. ‘’musemmen, belirlenmiş’’ bir ecele doğru, tamamen bilimsel bulgulara uygun, ve asla çelişmeyen işaretlerdir. Güneşin de Ayın da her madde gibi eceli vardır.

Karanlık Madde de Karanlık Enerji de görünmezler, doğrudan ölçülemezler ve etkilerinden anlaşılırlar.

Karanlık Sıvı bazı durumlarda çekim gibi davranır (madde gibi) bazı durumlarda ise itici etki yapar (enerji gibi), bu özellikleri nedeniyle evrenimize bir üst boyuttan geldiği, aynı bir balonun şişirilmesi gibi, evrenimizi şişirdiği düşünülmektedir. ‘’String Theory’’, Teorik Fiziğin uğraş alanıdır. Mutlaka incelemenizi öneririm. 

Tekvir Suresi 15. Ayet

Hayır, ant olsun geri kalıp gizlenenlere

فَلَٓا اُقْسِمُ بِالْخُنَّسِۙ

Fe la uksimu bil hunnes.

Tekvir Suresi 16. Ayet

Akıp gidenlere, dönüp saklananlara

اَلْجَوَارِ الْكُنَّسِۙ

El cevaril kunnes.

Tekvir suresinin 15. ayetinde Yüce Rabbimiz ‘geri kalıp gizlenenler, bil hunnes’ olarak ve 16. ayetteki ‘dönüp saklananlara, l-kunnes’ aynı fiziksel varlığın (Karanlık Sıvı) galaksileri oluşturan ‘Karanlık Madde’ tezahürünü, takip eden, 16. Ayette ise ‘akıp gidenlere, el cevari’ işareti de Karanlık Enerji’ye kasem ediyor olabilir. Müteşabih ayetlerdir. En doğrusunu Yüce ALLAH bilir.

‘Saat’ bir başka deyişle ‘Kıyamet’ anında kütle çekiminin Karanlık Enerjiye galip gelmesi ve evrenin içe çökmesine işaret;

Araf Suresi 187. Ayet

Sana Sa’at’ten soruyorlar. Ne zaman gerçekleşecek diye. De ki: “Onun bilgisi sadece Rabb’imin yanındadır. Onun vaktini O’ndan başkası açıklayamaz. O göklere de, yere de ağır gelecektir. O size ansızın gelecek.” Sanki sen biliyormuşsun gibi onu sana soruyorlar. De ki: “Onun bilgisi sadece ALLAH’ın yanındadır.” Ancak insanların çoğu bu gerçeği bilmez.

يَسْـَٔلُونَكَ عَنِ السَّاعَةِ اَيَّانَ مُرْسٰيهَاۜ قُلْ اِنَّمَا عِلْمُهَا عِنْدَ رَبّ۪يۚ لَا يُجَلّ۪يهَا لِوَقْتِهَٓا اِلَّا هُوَۜ ثَقُلَتْ فِي السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِۜ لَا تَأْت۪يكُمْ اِلَّا بَغْتَةًۜ يَسْـَٔلُونَكَ كَاَنَّكَ حَفِيٌّ عَنْهَاۜ قُلْ اِنَّمَا عِلْمُهَا عِنْدَ اللّٰهِ وَلٰكِنَّ اَكْثَرَ النَّاسِ لَا يَعْلَمُونَ

Yes’eluneke anis sa’ati eyyane mursaha, kul innema ilmuha inde rabbi, la yucelliha li vaktiha illa huv, sekulet fis semavati vel ard, la te’tikum illa bagtete, yes’eluneke ke enneke hafiyyun anha, kul innema ilmuha indallahi ve lakinne ekseren nasi la ya’lemun

Evrenin içe çökmesine ikinci bir işaret te Tarık Suresi’nde 11. Ayetinde buyrulmaktadır;

Tarık Suresi 11. Ayet

Dönüş sahibi Semaya ant olsun

وَالسَّمَٓاءِ ذَاتِ الرَّجْعِۙ

Ves semai zatir rec’

En doğrusunu Yüce ALLAH bilir.

Detaylı bilgi için: https://kuranmucizeler.com/goekler-ve-yer-aras-ndaki-nedir-karanl-k-madde-ve-karanl-k-enerji

Büyük Patlama (Big Bang)

Büyük Patlama’nın (Big Bang) kanıtları arasında; tüm Evrende var olan Kozmik Mikrodalga Arka Plan Işıması ki bu zayıf ışıma Evrenin ilk dönemlerinde yayılan ışığın kalıntısıdır, ikinci olarak; Galaksilerin uzaklaştığını gösteren ‘Kırmızıya Kayma, Red Shift’, uzaktan gelen ışığın dalga boyu uzar ve kırmızıya kayar, evrenin genişlemesine en büyük delillerdendir. Uzak galaksilerden gelen ışığın dalga boyu daha da uzamıştır. (More distant galaxies have higher red shifts: Hubble’s Law) bu Evrenin genişlemesine bağlıdır ve Kur’an’da zikredilen bir mucizedir, Zariyat Suresi 47. Ayet, Rad Suresi 2. Ayet, üçüncü olarak Evrenin başlangıçta çok yoğun ve çok sıcak bir halden gelmesiyle uyumlu olarak (yukarda bahsettiğim Kuark Gluon Plazması, Arşın sıvı üzerinde olması mucizesi ile Kur’an’da işaret edilmiştir.) hafif elementlerin bolluk oranları da Büyük Patlamayı destekleyen fiziksel kanıtlardır.

Büyük Patlama, Kur’an’da işaret edilmiş apaçık bir kanıttır.

Enbiya Suresi 30. Ayet. Büyük bir mucizedir. Aynı ayette Rabbimiz canlı olan her varlığı su’dan yarattığını buyuruyor. Asırlar sonra ancak tespit edilen iki büyük mucizeyi Kur’an bir ayette apaçık ortaya koyuyor.

’’ SUBHANALLAH’’ 

Enbiya Suresi 30. Ayet

İnkar edenler, görmezler mi ki gökler ve yer bitişik durumda idi de biz onları patlattık? Ayrıca her canlıyı da sudan yarattık. Hala gerçeği onaylamayacaklar mı?

اَوَلَمْ يَرَ الَّذ۪ينَ كَفَرُٓوا اَنَّ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضَ كَانَتَا رَتْقاً فَفَتَقْنَاهُمَاۜ وَجَعَلْنَا مِنَ الْمَٓاءِ كُلَّ شَيْءٍ حَيٍّۜ اَفَلَا يُؤْمِنُونَ

E ve lem yerellezine keferu ennes semavati vel arda kaneta retkan fe fetaknahuma, ve cealna minel mai kulle şey’in hayy, e fe la yu’minun.

Bitişik, yani tekillik ‘singularity’ halinde olan gökler ve yer 13.8 milyar yıl önce büyük patlamayla ayrıldı. 4 temel kuvvet oluştu.

Evrenimizin 13.8 milyar yıl yaşındadır, kozmik mikrodalga arka plan ışımasının incelenmesi, en eski galaksi ve yıldız kümeleri, evrenin genişleme hızı (Hubble ‘s Constant) bu bilgiler bir araya toplandığında Büyük patlamanın 13.8 milyar yıl önce olduğu bilimsel olarak ortaya konmuştur.

Güneş Sisteminin Yaratılması

Evrenimiz 13.8 milyar yıl yaşındadır. 6 (altı) evre olarak Yüce ALLAH buyuruyor (Araf Suresi 54. Ayet) 

Araf Suresi 54. Ayet

Rabb’iniz; gökleri ve yeri altı günde/evrede yaratan, sonra arş üstüne isteva eden; geceyi, durmadan takip eden gündüze katan; Güneş’i, Ay’ı ve Yıldızları emrine tabi kılan ALLAH’tır. Dikkat edin! Yaratmak da emretmek de yalnız O’na özgüdür. Alemlerin Rabb’i olan ALLAH, Şanı Çok Yücedir.

اِنَّ رَبَّكُمُ اللّٰهُ الَّذ۪ي خَلَقَ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضَ ف۪ي سِتَّةِ اَيَّامٍ ثُمَّ اسْتَوٰى عَلَى الْعَرْشِ يُغْشِي الَّيْلَ النَّهَارَ يَطْلُبُهُ حَث۪يثاًۙ وَالشَّمْسَ وَالْقَمَرَ وَالنُّجُومَ مُسَخَّرَاتٍ بِاَمْرِه۪ۜ اَلَا لَهُ الْخَلْقُ وَالْاَمْرُۜ تَبَارَكَ اللّٰهُ رَبُّ الْعَالَم۪ينَ

İnne rabbekumullahullezi halakas semavati vel arda fi sitteti eyyamin summesteva alel arşı, yugşil leylen nehare yatlubuhu hasisen veş şemse vel kamere ven nucume musahharatin bi emrih, e la lehul halku vel emr, tebarekallahu rabbulalemin.

Yüce Rabbimiz evreni yaratırken gün yoktu, gün bize göre dünyanın kendi ekseni etrafında bir turudur. Evrenin yaratılışında dünya henüz var olmadığına göre Yüce ALLAH ‘eyyamin’ ifadesi ile evreyi, bölümü bildirmektedir. 6 (altı) evre 13.8 milyar yıl olduğuna göre, bir evre 13.8/6 = 2.3 milyar yıl olur. Yerin ‘Ard’ yani dünyamızın yaşı bilimsel bıulgulara göre 4.6 milyar yıldır. Yani iki evredir, (Fussilet Suresi 9. Ayet) Kur’an’da işaret edildiği gibi, büyük bir mucizedir. Kur’an’da asla çelişki olmaz. (Nisa Suresi/82)

Fussilet Suresi 9. Ayet

De ki: “Gerçekten de yeri iki günde/evrede yaratana mı nankörlük ediyorsunuz? O’na denk olanlar mı görüyorsunuz? O, alemlerin Rabb’idir.”

قُلْ اَئِنَّكُمْ لَتَكْفُرُونَ بِالَّذ۪ي خَلَقَ الْاَرْضَ ف۪ي يَوْمَيْنِ وَتَجْعَلُونَ لَـهُٓ اَنْدَاداًۜ ذٰلِكَ رَبُّ الْعَالَم۪ينَۚ

Kul e innekum le tekfurune billezi halakal arda fi yevmeyni ve tec’alune lehu endada, zalike rabbul alemin

Güneş Sisteminin oluşması için, güneş sisteminin oluşacağı nebulanın hazırlanması, bereketlendirilmesi ise Kur’an ‘da tamamen bilimsel bulgularla uyumlu olarak dört evre olarak işaret edilmiştir, yani 2.3×4=9.2 milyar yıl, bu da tamamen bilimsel bulgularla paralellik göstermektedir. Evrenimiz 9.2 milyar yaşında iken Rabbimiz dünyamız ve güneşimizin oluşma emrini vermiştir, yani 4. Evre’nin sonunda. Kur’an’da asla çelişki olmaz. (Nisa Suresi/82)

Fussilet Suresi 10. Ayet

Orada; onun üzerinde ağır baskılar oluşturdu. Ve orayı bereketli kıldı. Orada rızkını temin etmek isteyenler için, rızıkları, fark gözetmeden dört gün içinde takdir etti

وَجَعَلَ ف۪يهَا رَوَاسِيَ مِنْ فَوْقِهَا وَبَارَكَ ف۪يهَا وَقَدَّرَ ف۪يهَٓا اَقْوَاتَهَا ف۪ٓي اَرْبَعَةِ اَيَّامٍۜ سَوَٓاءً لِلسَّٓائِل۪ينَ

Ve ceale fiha revasiye min fevkıha ve bareke fiha ve kaddere fiha akvateha fi erbeati eyyam, sevaen lis sailin

Güneş Sitemi oluşurken Dünyamızın küçük bir kaya parçası halinden şu anki şekline gelmesini işaret eden Ayetler

Dünya’nın Yuvarlatılarak Genişletilmesi-Büyütülmesi

Naziat Suresi 30. Ayet

Yeryüzünü yayıp yuvarlattı.

وَالْاَرْضَ بَعْدَ ذٰلِكَ دَحٰيهَاۜ

Vel arda ba’de zalike dehaha.

Bu ayette çok büyük bir mucize vardır. Ayetteki ’’dehaha’’ kelimesi Yüce Allah tarafından çok özel olarak seçilmiştir. Bu kelime Dünya’nın oluşması ile ilgili büyük deliller sunmaktadır.

‘’dehaha’’ kelimesi; yaymak (spread), genişletilmiş (expanded), genişletilmiş-büyütülmüş-geniş çaplı hale getirilmiş (extended) anlamlarındadır. Bir şiddetli yağmur sonrası bir kişi şunu der: ‘Yağmur yuvarlak çakış taşlarını topladı, küme haline getirdi, yığın haline getirirdi.’ (It drove the pebbles from the surface of the earth); Bir çocuğun elindeki tahta gibi bir şey ile yere sürterek gitmesi ve önündeki her şeyi süpürmesi, kürümesi. Yukarıdaki açıklamalar Lane’s Lexicon sözlüğünden alınmıştır. Lane’s Lexicon page 863 (of 3039). 

Ayetteki (دَحَاهَا) (dehaha) kelimesi yukarıdaki anlamları ile düşünüldüğünde çakıl taşı gibi parçaların bir araya getirilerek toplanması ile büyük yuvarlak bir cismin daha da büyütülmesi, yuvarlatılması, bu cismin önündeki her şeyi temizlemesi anlamları çıkar. Bu kelime Dünya’nın yüzey alanının yayılmasını işaret eder. Bir kürenin büyümesi ile yüzey alanı büyür. Yüzey alanı genişler, yayılır ve daha geniş olur. Yaklaşık 4,6 milyar yıl önce Yüce Allah duman halindeki göğe (solar nebula: %98 gaz (gas), %2 ağır metallerden oluşmuş toz (dust)) yönelmiş ve bu dumanı yerçekimi marifeti ile döndürüp sıkıştırmıştır. Sıkışma ile birlikte merkezdeki sıcaklık ve basınç artmış ve Güneş’imiz ilk ışıklarını salarak parlamaya başlamış ve bir ‘T Tauri’ yıldızı olarak doğmuştur. Güneş’in parlaması ile gaz ve toz halindeki disk (‘protoplanetary disc’) yıldızdan uzaklaşmış ve dönmeye devam etmiştir. Daha sonar ayetlerde işaret edilen şekilde yüzey alanı genişletilmiş, hacmi artırılmıştır (to spread, to expand, to extend)

Detaylı bilgi için: https://kuranmucizeler.com/dunya-nin-yuvarlatilarak-genisletilmesi-buyutulmesi-yorungesindeki-her-seyi-temizlemesi

Hicr Suresi 19. Ayet

Yaydık, genişlettik yeryüzünü ve revasiyeler attik orada, her türlü bitkiyi bir ölçüye bağlı olarak yetiştirdik.

وَالْاَرْضَ مَدَدْنَاهَا وَاَلْقَيْنَا ف۪يهَا رَوَاسِيَ وَاَنْبَتْنَا ف۪يهَا مِنْ كُلِّ شَيْءٍ مَوْزُونٍ

Vel arda medednaha ve elkayna fiha revasiye ve enbetna fiha min kulli şey’in mevzun.

‘’Medednaha’’ kelime anlamı; ‘’to extend, to expand, to distend’’, Hans Wehr Dictionary 4th edition. Dünyamız yaratılırken yeryüzünün genişletilmesine çok güzel bir örnek daha ‘’medednaha’’ kelimesi; yaymak, genişletmek, şişirerek büyütmek demektir. ‘’Revasiye’’ ise tektonik tabakalar arasındaki mantoya doğru kazık gibi çakılan yapılardır, büyük kıta hareketlerini engeller.

Kaf Suresi 7. Ayet

Ve yine yeryüzünü döşedik, oraya ağır baskılar yerleştirdik. Ve orada her çeşit bitkiden çiftler yetiştirdik.

وَالْاَرْضَ مَدَدْنَاهَا وَاَلْقَيْنَا ف۪يهَا رَوَاسِيَ وَاَنْبَتْنَا ف۪يهَا مِنْ كُلِّ زَوْجٍ بَه۪يجٍۙ

Vel arda medednaha ve elkayna fiha revasiye ve enbetna fiha min kulli zevcin behicin

Bu ayette ise ikinci bir mucize vardır Kur’an botanik bilimi gelişmeden asırlar önce, her bitkinin ‘’enbetna’’ çift olarak ‘’zevcin’’ yaratıldığını yazmıştır. İnsanın aklına geliyor, elmanın, armutun çifti mi olur, ama aynen Kur’an’ın yazdığı gibi bütün bitkilerin çifti vardır, kimisi aynı çiçekte, kimisi farklı çiçekte, bu bilimsel keşfin Kur’an’ın indiği dönemde bilinmesi mümkün değildir. Bundan 1400 sene önce, elmaya bakıp da elmanın dişisi, erkeği var dese bir insan, onu alaya alırlar, Ama Kur’an gerçekleri ortaya koyar, bilimin gelişmesiyle Kur’an’ın ayetleri ortaya çıkmaya başladı. Bazı bitkileride hem erkek hem dişi üreme organı aynı çiçektedir elma armut, şeftali gibi, bazılarında sadece erkek veya sadece dişi çiçekler aynı ağaç üzerinde olabilir, fındık, kestane gibi bazen de ayrı ağaç üzerinde olur, antepfıstğı, incir, hurma gibi. Ancak Rabbimiz bütün bitkileri ‘’çift olarak’’ yaratmıştır. Kur’an’da asla çelişki olmaz. Apaçık bir kanıttır.

Şems Suresi 6. Ayet

Ve yere ve genişletip yayana onu

وَالْاَرْضِ وَمَا طَحٰيهَاۙۖ

Vel ardı ve ma tahaha.

Nuh Suresi 19. Ayet

Allah, yeryüzünü sizin için genişletti, büyüttü ve yaydı

وَاللّٰهُ جَعَلَ لَـكُمُ الْاَرْضَ بِسَاطاًۙ

Vallahu ceale lekumul arda bisata

‘’Tehaha’’ kelimesi ‘’to expand’’ demektir. ‘’Genişleterek büyütmek’’ demektir. Lane’s Lexicon Dict. ‘’Bisata’’ kelimesi de ‘’to enlarge, to expand, to spread’’; ‘’genişletmek, büyütmek ve yaymak’’ anlamlarına gelir. Hans Wehr Dict. 4th edition. Kürenin hacmi de yüzey alanı da yarıçapı arttıkça artar, yarıçap arttıkça uzadıkça, (extend), yüzey alanı genişler, (expand) dünyanın bir kaya parçasından büyütülerek, yayarak, genişleterek ona hacim kazandırılma sürecini yukardaki ayetlerde Kur’an anlatıyor. Rabbimiz dünyanın yaratılışını farklı ayetlerde işaret etmiştir, en güzel kelimeler ile dünyanın yaratılış sürecini Kur’an vurgulamaktadır. İlim sahipleri için büyük bir mucizedir.

Kur’an dünyanın yuvarlak olduğunu 1400 sene önceden haber veriyor.

Zümer Suresi 5. Ayet

Gökleri ve yeri Hakk ile yarattı. Sarar dolar geceyi gündüzün üzerine ve sarar dolar gündüzü gecenin üzerine. Boyun eğdirdi Güneş’e ve Ay’a. Hepsi belirlenmiş bir ecele akıp gitmektedir. İyi bilin ki O, Mutlak Üstün Olan’dır, Çok Bağışlayıcı’dır.

خَلَقَ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضَ بِالْحَقِّۚ يُكَوِّرُ الَّيْلَ عَلَى النَّهَارِ وَيُكَوِّرُ النَّهَارَ عَلَى الَّيْلِ وَسَخَّرَ الشَّمْسَ وَالْقَمَرَۜ كُلٌّ يَجْر۪ي لِاَجَلٍ مُسَمًّىۜ اَلَا هُوَ الْعَز۪يزُ الْغَفَّارُ

Halakas semavati vel arda bil hakk, yukevvirul leyle alen nehari ve yukevvirun nehare alel leyli ve sehhareş şemse vel kamer, kullun yecri li ecelin musemma, e la huvel azizul gaffar.

‘’Yukevviru’’ kelimesi; ‘’yuvarlak yapmak, dolamak, yuvarlak bir şeyi sarmak, top şeklini vermek’’ anlamlarına gelir. ‘’Roll up, to become round, to become ball shaped, spherical.’’ Yüce ALLAH bu ayette, küre şeklinde olan dünya üzerinde gecenin gündüze, gündüzün de geceye dolandığını buyurmaktadır. ‘’Yukevviru’’ kelimesi küre şeklinde, top şeklinde bir şeyi dolamak sarmak anlamına gelir. Büyük bir mucizedir, apaçık bir kanıttır.

Kur’an Kıtaların arasında yarıklar olduğunu ve Kıtaların ‘Yeryüzünün’ Hareket halinde olduğunu 1400 sene önceden haber veriyor

Tarık Suresi 12. Ayet

Yarılma sahibi yeryüzüne ant olsun

وَالْاَرْضِ ذَاتِ الصَّدْعِۙ

Vel ardı zatis sad’

‘’s-sad’’ keime anlamı, ‘’to crack, to break an object’’, Hans Wehr Dict. ‘’Yarılmak, çatlamak, kırılmak’’’tır. Modern bilim yerkabuğu’nun çatlaklarla dolu olduğunu gösteriyor. Dünya’mızın dış kabuğu tek parça bir yapı değildir. Parçalara ayrılmıştır. Bir yap-bozun parçaları gibidir. Bunlara tektonik tabakalar denir. Bu tektonik tabakaların farklı hareketleri ile kıtalar hareket eder. Depremler oluşur. Sıra dağlar oluşur. Bu tektonik hareketler Dünya yüzeyini şekillendiren en büyük kuvvetlerdir. Yüce Allah bu ayetinde Dünya’nın tektonik kırık-yarıklarını işaret etmiş olabilir. Bu tektonik tabakaları ayıran yarıklar-çatlaklar gözle görülmezler. Çoğu denizler altındadır. Dışarıdan gözle görülemeyen bu büyük çatlakların-yarıkların 1400 yıl önce inmiş olan Kuran’da zikredilmesi Kuran’ın evrenlerin ve dünyamızın yaratıcısından geldiğine büyük bir delildir. 1400 yıl önce yaşamış bir beşer Dünya’nın dev çatlaklar ve yarıklara sahip olduğunu bilemez. Bu nedenle 86:12 ayeti Kuran’ın Allah katından geldiğine büyük bir delildir. 

Bu ayette anlatılan jeolojik olayla bağlantılı bir ayet te Neml Suresi 88. Ayettir. Bu ayette yarıklarla dolu olan yerkabuğunun, aynı zamanda, çok yavaş bir şekilde, aynı bulutlar gibi, hareket halinde olduğunu bize bildirir Yüce Rabbimiz. 

Neml Suresi 88. Ayet

Dağlara bakarsın, onları hareketsiz sanırsın. Halbuki onlar bulutların hareket ettiği gibi hareket ederler. Bu, her şeyi sağlam yapan Allah’ın işidir. O, yaptığınız her şeyin iç yüzünü bilir

وَتَرَى الْجِبَالَ تَحْسَبُهَا جَامِدَةً وَهِيَ تَمُرُّ مَرَّ السَّحَابِۜ صُنْعَ اللّٰهِ الَّـذ۪ٓي اَتْقَنَ كُلَّ شَيْءٍۜ اِنَّهُ خَب۪يرٌ بِمَا تَفْعَلُونَ

Ve terel cibale tahsebuha camideten ve hiye temurru merres sehab, sun’allahillezi etkane kulle şey’, innehu habirun bima tef’alun.

 Dağlar nasıl olur da yürür?

 Yeryüzünün en üst katmanı olan ‘’Taşküre’’ sürekli hareket halindedir ancak çok yavaş hareket ettiği için gözle görülmesi, bir insanın hayatı içerisinde bunu fark etmesi mümkün değildir. Yüzbinlerce yıl, milyonlarca yıllık süreler geçince kıtaların büyük yer değişimleri yaptığı görülür. Bir insanın bunu anlaması hem de bundan 1400 sene önce, mümkün değildir ve açık bir şekilde Kur’an’ın Dünyamızın yaratıcısı Alemlerin Rabbi’nden geldiğine kanıttır.

Modern Jeolojik bulgulara göre: Dünyadaki kıtalar yaklaşık 335 milyon yıl önce bir araya gelerek tek bir süperkıta oluşturmuştu. Bu süperkıtanın adı ‘’Pangea’’ idi. Pangea yaklaşık 175 milyon yıl önce parçalandı ve zamanla bugünkü kıtalara dönüştü. Rabbimizin Kur’an’da bizlere açıkladığı Kıta hareketi dünyamızda bu şekilde gerçekleşmiştir.

Dağların, ‘’bulutların hareket etmesi gibi’’ hareket ettiği örneği de muhteşemdir, bu örnek ile ile Rabbimiz kıtaların çok yavaş hareket ettiğine işaret etmektedir. Kur’an’ın ALLAH kelamı olmadığını düşünenler için soruyorum; Muhammed Peygamber neden böyle bir şey söylemiş olsun? Bu çıplak gözle fark edilmesi mümkün olmayan bir olay, Müşrikler: Dağlar hareket etmiyor işte, hani dağlar hareket ediyor diyordun, hepsi olduğu yerde duruyor? demezler mi? Neden böylesi bariz ‘’yanlış gibi’’ görülen bir iddia ortaya atsın? 

Kur’an’ın Alemlerin Rabbi’nden geldiğine apaçık bir kanıttır.

Dünyamıza Suyun inişi

Dünyamız suyu kendisi üretmemiştir. Su dünyamıza uzaydan indirilmiştir, aynen ‘demir’ gibi İkisi için de Kur’an aynı fiili kullanır: ‘’enzelna’’ Muminun Suresi 18. Ayet, Hadid Suresi 25. Ayet, ve ikisi de tabii ki modern bilim ile kanıtlanmıştır. Su da, Demir de Yüce ALLAH’ın emri ile dünyamıza indirilmiştir. 

Hesaplamalara göre yaklaşık 4 milyar yıl önce Satürn ve Jüpiter’in yörünge değişikliği çok sayıda kayanın-taşın iç gezegenlere doğru yönelmesine neden oldu. Günümüzden 3.8 milyar yıl önce de bu taşlar Dünya gezegenine bol miktarda düştü. Tabii ki içerdikleri su ve moleküller ile. 

Suyun nereden geldiğini anlamak için ağır su oranı inceleniyor. Sudaki hidrojen atomu sayısı ile deutoryum atomu sayısı oranı karşılaştırılıyor (D/H). Dünya’daki suyun D/H oranı 1.56 × 10-4. Yapılan çalışmalarda Jüpiter ailesi ‘Jupiter family’ olarak bilinen daha iç kısımlardaki kuyruklu yıldızlardaki suyun D/H oranı Dünya’daki su ile aynı. Yine karbonlu kondritler (‘carbonaceous chondrite’) olarak bilinen su içeren asteroitlerin D/H oranı da Dünyadaki su ile aynı. Bilimsel bulgulara göre dünyamıza su uzaydan indirilmiştir.

Muminun Suresi 18. Ayet

Gökten kararınca su indirdik. Ve onu toprakta depoladık, kuşkusuz biz, onu gidermeye de gücü yetenleriz.

وَاَنْزَلْنَا مِنَ السَّمَٓاءِ مَٓاءً بِقَدَرٍ فَاَسْكَنَّاهُ فِي الْاَرْضِۗ وَاِنَّا عَلٰى ذَهَابٍ بِه۪ لَقَادِرُونَۚ

Ve enzelna mines semai maen bi kaderin fe eskennahu fil ardı ve inna ala zehabin bihi le kadirun.

Suyun canlı yaşamındaki önemini anlatmaya gerek yoktur diye düşünüyorum. Kur’an’da vurgulanması da beklenebilir peki ya demir? Demiri neden işaret etti acaba Yüce Rabbimiz? Neden demiri de indirdik diyor Kur’an? 

Hadid Suresi 25. Ayet 

Elçilerimizi apaçık kanıtlarla gönderdik, onlarla birlikte kitabı ve yasayı indirdik ki halk adaleti gözetsin. Büyük bir kuvvete ve halk için yararlara sahip olan demiri de indirdik ki ALLAH kendisini ve elçisini onaylayıp destekleyenleri ayırsın. ALLAH Güçlüdür, Üstündür

لَقَدْ اَرْسَلْنَا رُسُلَنَا بِالْبَيِّنَاتِ وَاَنْزَلْنَا مَعَهُمُ الْكِتَابَ وَالْم۪يزَانَ لِيَقُومَ النَّاسُ بِالْقِسْطِۚ وَاَنْزَلْنَا الْحَد۪يدَ ف۪يهِ بَأْسٌ شَد۪يدٌ وَمَنَافِعُ لِلنَّاسِ وَلِيَعْلَمَ اللّٰهُ مَنْ يَنْصُرُهُ وَرُسُلَهُ بِالْغَيْبِۜ اِنَّ اللّٰهَ قَوِيٌّ عَز۪يزٌ۟

Lekad erselna rusulena bil beyyinati ve enzelna meahumul kitabe vel mizane li yekumen nasu bil kıst, ve enzelnel hadide fihi be’sun şedidun ve menafiu lin nasi ve li ya’lemallahu men yensuruhu ve rusulehu bil gayb, innellahe kaviyyun aziz.

Demir hem uzaydan dünyamıza indirilmiş ‘’enzelna’’ hem de yeryüzünden dünyamızın merkezine indirilmiştir. Demir yıldızların da merkezinde bulunur, nükleer füzyon tepkimeleri ‘’Fe’’ yani demirde sonlandığı için yıldızların ölüm fermanını yazarak yıldızların patlamasına ve kara deliklerin ve nötron yıldızlarının da oluşmasına sebep olur. Bu şekilde uzaya salınan maddeler, uzayda yaşamı başlatır. Demir nasıl tüm yıldızların ve dünyamızın merkezinde ise Kur’an’da da Rabbimiz Demir Suresi’ni 114 surenin tam merkezine koymuştur. ‘’57. Sure. ‘’

Demirin Atom numarası 26’dır Atom Numarası, bir elementin kimliğidir, başka hiçbir elementin Atom numarası yani Proton sayısı 26 değildir. Demirin Arapçası olan ‘hadid’
حديد kelimesinin Ebced değeri 26’dır. El hadid, ٱلْحَدِيدَ ise hadid kelimesinin belirlilik takısı almış halidir, (iron, the iron gibi.) Bu kelimenin (El Hadid) Ebced değeri ise 57’dir, Demir suresinin Kur’an’daki sıra numarasıdır. 

Arap harfleri Kur’an’ın indiği dönemde rakam olarak kullanılıyordu ve her bir harfin rakamsal karşılığı vardı. Kur’an’da Ebced ile ilgili insan yeteneğini aşan matematiksel kanıtlar vardır. İnşALLAH ileriki makalelerimde ‘Kur’andaki bilimsel mucizeler’ konularına girdiğimde bunları anlatacağım. 

Kısaca anlatacak olursak; hadid kelimesi Arapça, dört harften oluşur, Ha,8, Dal,4,Ya,10,ve yine Dal,4, toplam 26 eder, el hadid’de ise elif,1 ve Lam,30 harfleri eklenir Ebced toplamı el hadid için 57 olur.

Önemli Not: Kur’an’da sure sırası Demir örneğinde olduğu gibi ilahidir, bununla ilgili de çok örnekler göstereceğim. Rabbimiz ‘’Alak Suresi’’ni ki ilk inen suredir, sondan 19. Sıraya, 2. Olarak inen Kalem Suresini 68. Sıraya boşuna koymadı. Levh-i Mahfuz’dan gelen ‘mecid’ Kur’an’da her harfin bulunduğu yer önemlidir. Örneklerini vereceğim inşALLAH. Kur’an’daki sure sırası ilahidir, uzun sureler başa konulup kısa sureler sonlara yerleştirilmiş gibi iddiaların hakikatle bir ilgisi yoktur. Bu konun ıspatlarını size sunacağım ve inşALLAH siz de sure sırasının İLAHİ olduğuna tanık olacaksınız. Çok fazla örnek var ama demir konusunu işliyorken, demirle ilgili olan bir tanesini vereyim, Demirin ilk geçtiği ayet 17. Sure’nin 50. Ayetidir ki Kur’an’ın 2077. Ayetidir. Buna mukabil, 34. Sure’nin 10. Ayeti’nde ise ‘’Demiri Yumuşattık’’ ifadesi geçmektedir. Bu ayet ise Kur’an’ın 3614. Ayetidir. 2077. Ayet de dahil olmak üzere bu iki ayet arasında tam 1538 ayet vardır. 1538 Demirin erime derecesidir, yani ‘yumuşadığı’ derecedir. Apaçık bir İLAHİ işarettir ilim sahipleri için.

Demir de yaşamsal öneme haizdir dünyamızda, Manyotosferi yaparak dünyamızı solar radyasyondan korur. Manyotosfer Enbiya Suresi 32. Ayette işaret edilmiştir, büyük mucizedir İlim sahipleri için. 

Enbiya Suresi 32. Ayet

Gökyüzünü korunmuş bir tavan yaptık. Onlar hala ayetlerimden yüz çeviriyorlar.

وَجَعَلْنَا السَّمَٓاءَ سَقْفاً مَحْفُوظاًۚ وَهُمْ عَنْ اٰيَاتِهَا مُعْرِضُونَ

Ve cealnes semae sakfen mahfuza, ve hum an ayatiha mu’ridun

Bu koruma sistemi Dünya’nın manyetik alanı (manyotosfer) ve iyonosfer tabakası sayesinde gerçekleşmektedir. Dünyanın manyetik alanı bu zararlı radyasyonu kutuplara doğru yönlendirir. Kutuplardaki iyonosfer, tabakasında bulunan atomlara (Nitrojen, oksijen atomları) çarpar ve atomlara enerji yükler ve bu yüksek enerji ile atomlardan elektronlar fırlatılır ve atılır. Elektron serbest hale gelir gelmez anında fotonlar (parlama) salınır. Atom iyon haline gelir. Bu fırlatılan elektronlar daha sonra tekrar başka atomların yörüngelerine girerler.  Yüce ALLAH’ın bu koruma sistemi ile bu zararlı radyasyon etkisiz hale getirilmiş böylelikle dünyada yaşam mümkün olmuştur. Güneş’ten gelen yüksek enerjili parçacıklar bu şekilde Dünya’nın manyetik alanı sayesinde (Demir çekirdeğin dönmesi ile dinamo etkisi neticesinde oluşur) kutuplara yönlendirilir. Bundan 1400 sene önce bir beşer Atmosferin dünyayı koruduğunu nereden bilecekti?

Canlı Hayatın Su’da Başlaması

Kur’an canlı olan her şeyin Su’da yaratıldığını bundan 14 asır önce, iki ayrı ayette açık bir şekilde bildirmiştir. Büyük bir mucizesidir Kur’an’ın: Enbiya Suresi 30. Ayet ve Nur Suresi 45. Ayetler. Kur’an’da bu iki ayetle çelişen de hiç bir ayet te yoktur. Kur’an’ın Alemlerin yaratıcısından geldiğine apaçık kanıttır.

Nur Suresi 45. Ayet

Allah, her canlıyı sudan yarattı. Onların kimisi karnı, kimisi iki ayağı, kimisi de dört ayağı üzerinde yürür. Allah, dilediğini yaratır. Kuşkusuz, Allah’ın Her Şeye Gücü Yeter.

وَاللّٰهُ خَلَقَ كُلَّ دَٓابَّةٍ مِنْ مَٓاءٍۚ فَمِنْهُمْ مَنْ يَمْش۪ي عَلٰى بَطْنِه۪ۚ وَمِنْهُمْ مَنْ يَمْش۪ي عَلٰى رِجْلَيْنِۚ وَمِنْهُمْ مَنْ يَمْش۪ي عَلٰٓى اَرْبَعٍۜ يَخْلُقُ اللّٰهُ مَا يَشَٓاءُۜ اِنَّ اللّٰهَ عَلٰى كُلِّ شَيْءٍ قَد۪يرٌ

Vallahu halaka kulle dabbetin min main, fe minhum men yemşi ala batnih ve minhum men yemşi ala ricleyn ve minhum men yemşi ala erba’, yahlukullahu ma yeşau, innellahe ala kulli şey’in kadir

Enbiya Suresi 30. Ayet

İnkar edenler, görmezler mi ki gökler ve yer bitişik durumda idi de biz onları patlattık? Ayrıca her canlıyı da sudan yarattık. Hala gerçeği onaylamayacaklar mı?

اَوَلَمْ يَرَ الَّذ۪ينَ كَفَرُٓوا اَنَّ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضَ كَانَتَا رَتْقاً فَفَتَقْنَاهُمَاۜ وَجَعَلْنَا مِنَ الْمَٓاءِ كُلَّ شَيْءٍ حَيٍّۜ اَفَلَا يُؤْمِنُونَ

E ve lem yerellezine keferu ennes semavati vel arda kaneta retkan fe fetaknahuma, ve cealna minel mai kulle şey’in hayy, e fe la yu’minun

Su, H2O olup 2 hidrojen ve 1 oksijen atomunun birleşimi ile oluşan bir moleküldür. Belirli bir sıcaklık aralığında sıvı haldedir. Bazı kimyasal ve fiziksel özellikleri nedeni ile diğer maddelerin sıvı hallerinden ayrışırlar. Bu özellikleri nedeni ile yaşamın başlaması ve devam etmesi için eşşiz özellikler sunarlar.

  1. Çok iyi bir çözücüdür (solvent). Yaşam için gerekli karbon-hidrojen bağlarının kurulabilmesi için atomların çok uygun bir seviyede akışkan olmalarını sağlar ki bağlar kurulabilir ve canlı organizmaların ilk molekülleri oluşabilir.
  2. Yaşamın başlangıcı için gereken kimyasal reaksiyonlar için çok iyi mediatördür (aracı). 3 boyutlu hidrojen bağlantılarını mümkün kılar.

Modern bilim; 1400 yıl önce Yüce ALLAH’ın işaret ettği ‘’her canlı şeyi sudan yarattık’’ ifadesini doğrulamaktadır.

Yaşamın suda tek hücreli organizmalar ile başladığı artık kesin bir bilgidir. Yüce Allah yaşamı suda başlatmıştır, çünkü suyu yaşamı başlatacak özelliklerde donatmıştır. Karbon, hidrojen ve oksijen atomları ile moleküller oluşmuş. Daha sonra hücre membranı (zarı) oluşarak ilk tek hücreli organizmalar meydana gelmiştir. 

Bu organizmalar milyonlarca yılda ALLAH’ın evrimi ile farklılaşmış ve çok hücreli organizmalar haline gelmişlerdir. Eşeyli üremeye başlamaları da suda meydana gelmiştir. Daha sonra kara organizmalarının oluşumu ve evrimi başlamıştır. Daha sonra sürüngenler, kanatlılar ve memeliler Allah’ın evrimi ile yeryüzüne yayılmışlardır. 

Kur’an’da asla çelişki olmaz;

Nisa Suresi 82. Ayet

Onlar, Kur’an’ı incelemiyorlar mı? Eğer, ALLAH’tan başkası tarafından gönderilmiş olsaydı, onda birçok çelişki bulurlardı.

اَفَلَا يَتَدَبَّرُونَ الْقُرْاٰنَۜ وَلَوْ كَانَ مِنْ عِنْدِ غَيْرِ اللّٰهِ لَوَجَدُوا ف۪يهِ اخْتِلَافاً كَث۪يراً

E fe la yetedebberunel kur’an. Ve lev kane min indi gayrillahi le vecedu fihihtilafen kesira

Cin Suresi 22. Ayet

De ki: “Beni, ALLAH’a karşı hiç kimse savunamaz ve ben asla O’ndan başka sığınak bulamam.”

قُلْ اِنّ۪ي لَنْ يُج۪يرَن۪ي مِنَ اللّٰهِ اَحَدٌ وَلَنْ اَجِدَ مِنْ دُونِه۪ مُلْتَحَداًۙ

Kul inni len yucireni minallahi ehadun ve len ecide min dunihi multehada

Yüce ALLAH’a karşı bizi hiç kimse savunamaz

Cin Suresi 18. Ayet

Mescitler sadece ALLAH’ındır. O halde ALLAH’ın yanı sıra başka bir kimseye çağrıda bulunmayın.

وَاَنَّ الْمَسَاجِدَ لِلّٰهِ فَلَا تَدْعُوا مَعَ اللّٰهِ اَحَداًۙ

Ve ennel mesacide lillahi fe la ted’u maallahi ehada.

Yüce ALLAH’tan başkasına yalvarmayın

Nisa Suresi 116. Ayet

ALLAH kendisine ortak koşulmasını affetmez; bunun aşağısındaki günahları ise dilediği kişiye affeder. Kim ALLAH’a ortak koşarsa tamamen sapıtmış olur.

اِنَّ اللّٰهَ لَا يَغْفِرُ اَنْ يُشْرَكَ بِه۪ وَيَغْفِرُ مَا دُونَ ذٰلِكَ لِمَنْ يَشَٓاءُۜ وَمَنْ يُشْرِكْ بِاللّٰهِ فَقَدْ ضَلَّ ضَلَالاً بَع۪يداً

İnnallahe la yagfiru en yuşrake bihi ve yagfiru ma dune zalike li men yeşau. Ve men yuşrik billahi fe kad dalle dalalen baida.

Yüce ALLAH müşrikleri bağışlamaz

ALLAH Subhanahu ve Teala her şeyin en doğrusunu bilir.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir