İnsanın Yaratılışı ve İman Sahibi İnsan’ın Sorumlulukları
İnsanın Melekler ve Cinlerden Farkı
Şems Suresi 7.Ayet
Ve nefse ve onu biçimlendirene
وَنَفْسٍ وَمَا سَوّٰيهَاۙۖ
Ve nefsin ve ma sevvaha
Şems Suresi 8.Ayet
Sonra ona (nefse) fücurunu ve takvasını ilham etti.
فَاَلْهَمَهَا فُجُورَهَا وَتَقْوٰيهَاۙۖ
Fe elhemeha fucureha ve takvaha
Şems Suresi 9.Ayet
Onu (nefsini) arındıran kişi elbette kurtulmuştur
دْ اَفْلَحَ مَنْ زَكّٰيهَاۙۖ
Kad efleha men zekkaha.
Şems Suresi 10.Ayet
Nefsini karanlığa gömen ise kayıptadır.
وَقَدْ خَابَ مَنْ دَسّٰيهَاۜ
Ve kad habe men dessaha.
Şems Suresinin ilgili ayetlerinde yüce Allah İnsan nefsini biçimlendirirken önce nefsin fücurunu (İd-Altbenlik) sonra takvasını (Süperego-Üstbenlik) geliştirdiğini buyurmaktadır ki bilimsel olarak beyin gelişimindeki sıra ile bire bir uyumlu büyük bir mucizedir.
Güncel bilim Fücur (id)’in ve Takva (superego)’nın bileşkesi ile benliğin (ego) ortaya çıktığını göstermektedir. İd (fücur) zevk temelli isteklerin kaynağı en ilkel ve ahlak kurallarını hiçe sayan benliktir, insan beyninde alt tabakalarda, amygdala, basal ganglion ve hippocampus ‘tadır. Güdüsel özellikleri ön planda olup erdemlilik, vicdan gibi özelliklerden yoksundur. Süperego ( takva) ise erdemliliği, ahlaki değerleri savunur, id ile çatışma halindedir. İnsan beyninde daha üst tabakalarında yer alan orbito frontal, ventromedial fronral korteks, Prefrontal korteks gibi yapılarda yer alır.
İnsanın evrim sürecinde insan ( homo sapiens) öncüsü türlerde (Homo Habilis, Homo Erectus, Homo Naenderthalis…gibi) sadece fücurun etkin olduğuu, takvanın yani yani beynin üst tabakalarının Prefrontal korteks gibi henüz gelişmediğini görüyoruz. Kur’an’dan insan öncüsü bu türlerin ahlaki değerlerinin olmadığını, çok kan dökdüklerini buna meleklerin tanık olmasından anlıyoruz. (Bakara Suresi/30)
Bakara Suresi 30. Ayet
Hani! Bir zamanlar Rabb’in, meleklere: “Ben yeryüzünde bir halife tayin edeceğim.” demişti. Melekler: orada bozgunculuk yapacak, kan dökecek birisini mi halife yapacaksın? Oysa biz Seni övgü ile yüceltip kutsuyoruz.” dediler. Allah: “Ben sizin bilmediklerinizi bilirim.” dedi.
وَاِذْ قَالَ رَبُّكَ لِلْمَلٰٓئِكَةِ اِنّ۪ي جَاعِلٌ فِي الْاَرْضِ خَل۪يفَةًۜ قَالُٓوا اَتَجْعَلُ ف۪يهَا مَنْ يُفْسِدُ ف۪يهَا وَيَسْفِكُ الدِّمَٓاءَۚ وَنَحْنُ نُسَبِّحُ بِحَمْدِكَ وَنُقَدِّسُ لَكَۜ قَالَ اِنّ۪ٓي اَعْلَمُ مَا لَا تَعْلَمُونَ
Şems 9 ve 10. Ayetlerde yüce Allah takvayı yani erdemliliği öne çıkaranın kazanacağını , aksine onu gömenin , bastıranın ise kaybedeceğini buyururken ikisinin çatışmasını , kazanın ise kişiyi yükselteceğini veya alçaltacağını bu noktada Kur’an bilimsel bulgularla tam bir paralellik göstererek bu kanıtların ışığında önce altbenlik yani id , daha sonra prefrontal korteksin gelişmesi ile takvanın ortaya çıkış sırasını önce fücur sonra takvanın ilham edilmesi işareti doğru sırası ile Şems Suresi 8. Ayette vererek mucizevi olarak ortaya koymuştur. Böylelikle Yüce Allah insanoğlunu homo sapiens seviyesine yükseltmiştir, halife (diğer insan öncüsü türlerin yerine geçen) yapmıştır. Yüce Allah insanı takva sahibi olarak yaratacağını ve onun (homo sapiens) kan döken primitif insan öncüllerinden olmayacağını ‘Ben sizin bilmediklerinizi bilirim’ buyurarak bildirmiştir.
Şems Suresi 9.Ayet
Onu (nefsini) arındıran kişi/Takvasını yükselten elbette kurtulmuştur
دْ اَفْلَحَ مَنْ زَكّٰيهَاۙۖ
Kad efleha men zekkaha.
Şems Suresi 10.Ayet
Nefsini karanlığa gömen/Takvasını bastıran ise kayıptadır.
وَقَدْ خَابَ مَنْ دَسّٰيهَاۜ
Ve kad habe men dessaha.
Cinler ve iblis takvadan yoksundur, fücurları vardır, melekler ise fücurdan yoksundurlar sadece takvaları vardır ve zekidirlar. Yüce Allah insanı hem takva hem fücur sahibi olarak yaratmış ve takvasının üstün gelmesini emretmiştir. Takvası üstün gelen kazanacak, fücuru üstün gelen ise kaybedecektir (Şems/9-10).
Prefrontal Korteks, beynin karar verme mekanizması olarak görev yapar ve seçenekler arasında mantıklı değerlendirilmeler yapılmasını sağlar. Takva’sının geliştirilmesyle (Prefrontal Korteks) önceki insansı formlarının ‘’halife’’si durumuna geçirilen Ademoğulları’nda karar verme mekanizmasının beynin ön lobu olan bu kısmı olduğu ile ilgili Kur’an’da mucizevi bir örnek vardır.
Alak Suresi 13. Ayet
Ne dersin, o yalanlayıp, yüz çevirdiyse?
اَرَاَيْتَ اِنْ كَذَّبَ وَتَوَلّٰىۜ
E reeyte in kezzebe ve tevella.
Alak Suresi 14. Ayet
Bilmez mi ki her şeyi görür ALLAH?
اَلَمْ يَعْلَمْ بِاَنَّ اللّٰهَ يَرٰىۜ
E lem ya’lem bi ennellahe yera
Alak Suresi 15. Ayet
Doğrusu, buna son vermezse, yakalarız (onu) alnından/ön lobundan
كَلَّا لَئِنْ لَمْ يَنْتَهِ۬ لَنَسْفَعاً بِالنَّاصِيَةِۙ
Kella le in lem yentehi le nesfean bin nasıyeh
Alak Suresi 16. Ayet
Yalancı ve yanlış yapan alnından/ön lobundan.
نَاصِيَةٍ كَاذِبَةٍ خَاطِئَةٍۚ
Nasiyetin kazibetin hatıeh
Neden Yüce ALLAH, alın bölgesini işaret etmiştir? Alın bölgesinin, yalancılık ve günahkarlıkla nasıl bir bağlantısı olabilir?
Alın bölgesinde bulunan ‘’Prefrontal Korteks’’ bir insanın kişiliğini oluşturan bölgedir. 16. Ayette geçen (خَاطِئَةٍ) hatietin kelimesi kökü (خطا) anlamının hataya-yanlışa veya günaha rehberlik etmekolduğu düşünüldüğünde hatalı veya yanlış kararın verildiği kısım beynin bu bölümüdür. İnsanın ‘’karar verme merkezi’’ de bu kısımdadır. İnsan düşünüp karar verip, yalan söyleyebilir, günahkar olabilir veya doğru söyleyip günahtan uzak da durabilir. Tüm bu sürecin gerçekleşme yeri beynin bu ön kısmındadır.
Yapılan çalışmalarda yalan söyleyen kişilerin frontal lob aktivitesinin arttığı gösterilmiştir. Avinash Vaidya ve arkadaşlarının yaptığı 2020 yılına ait bir çalışmada bu gösterilmiştir. ‘’Brown Univ. RI, USA , McGill University; Quebec Canada’’
Kişilik de beynimizdeki frontal (ön) bölgesindeki hücrelerin kurmuş olduğu ağdan ibarettir. Rabbimiz, yaratmış olduğu insanı tabii ki çok iyi bilmektedir. Bu ayetler, apaçık bir Kur’an mucizesidir.
Rabbimiz insanı yarattığı zaman insan Rabbinin isimlerinin tecellisini de öğrenmiştir. İnsanın meleklerden üstün olmasının nedeni öğrenebilme becerisidir. Yüce Allah’ın isimlerini insan saymış ve Yüce Allah’ın Subhan sıfatına tanık olmuştur.
Bakara Suresi 31. Ayet
Allah, Adem’e bütün isimleri öğretti. Sonra onları meleklere sunup: “Eğer doğru söyleyenlerden iseniz bunların isimlerini bana bildirin.” dedi.
وَعَلَّمَ اٰدَمَ الْاَسْمَٓاءَ كُلَّهَا ثُمَّ عَرَضَهُمْ عَلَى الْمَلٰٓئِكَةِ فَقَالَ اَنْبِؤُ۫ن۪ي بِاَسْمَٓاءِ هٰٓؤُ۬لَٓاءِ اِنْ كُنْتُمْ صَادِق۪ينَ
Ve alleme ademel esmae kulleha summe aradahum alel melaiketi fe kale enbiuni bi esmai haulai in kuntum sadikin.
Bakara Suresi 32. Ayet
Melekler de: “Sen subhansın. Bize öğrettiklerinden başka bizim hiçbir bilgimiz yoktur. Şüphesiz Sen her şeyi gerçeği ile bilensin.” dediler.
قَالُوا سُبْحَانَكَ لَا عِلْمَ لَنَٓا اِلَّا مَا عَلَّمْتَنَاۜ اِنَّكَ اَنْتَ الْعَل۪يمُ الْحَك۪يمُ
Kalu subhaneke la ilme lena illa ma allemtena inneke entel alimul hakim
Bakara Suresinin 28 ve Mümin Suresinin 11. Ayetleri’nde Allah’ın insanı bu evrende yaratmadan önce insanoğlunun başka bir cennet evreninde yaşadığını , o cennet evreninde insanın acıkmadığı, susamadığı, derisinin yanmadığı Taha Suresi 118-119. Ayetler, o cennet evreninde, üreyebildiği, kadın erkek olarak cinsiyeti ile var olduğu ancak yine ölümlü olduğunu Rabbimiz Kur’anda buyuruyor.
Bakara Suresi 28.Ayet
Allah’a, nasıl küfrediyorsunuz? Siz ölüler iken sizi var etti, sonra sizi öldürecek, sonra tekrar dirilterek kendisine döndürecektir.
كَيْفَ تَكْفُرُونَ بِاللّٰهِ وَكُنْتُمْ اَمْوَاتاً فَاَحْيَاكُمْۚ ثُمَّ يُم۪يتُكُمْ ثُمَّ يُحْي۪يكُمْ ثُمَّ اِلَيْهِ تُرْجَعُونَ
Keyfe tekfurune billahi ve kuntum emvaten fe ahyakum, summe yumitukum summe yuhyikum summe ileyhi turceun
‘emvaten’ ölüler demektir, bu ayette Yüce Allah; dünya gezegeninde ve bu evrende diriltilmeden önce başka bir evrende/boyutta yaşayıp ölmüş olduğumuzu buyuruyor. Sonra bu dünyada da ölüp tekrar ahiret hayatında diriltileceğiz.
Mümin Suresi 11.Ayet
Dediler ki: “Rabb’imiz! Bizi iki kez öldürdün, iki kez dirilttin. Artık suçlarımızı itiraf ettik. Şimdi bu durumdan kurtulmanın bir yolu var mı?”
قَالُوا رَبَّنَٓا اَمَتَّنَا اثْنَتَيْنِ وَاَحْيَيْتَنَا اثْنَتَيْنِ فَاعْتَرَفْنَا بِذُنُوبِنَا فَهَلْ اِلٰى خُرُوجٍ مِنْ سَب۪يلٍ
Kalu rabbena emettenesneteyni ve ahyeytenesneteyni fa’terefna bi zunubina fe hel ila hurucin min sebil
Bu ayette de Yüce Allah iki kez insanın öldüğünü ve iki kez diriltildiğini buyurmaktadır. Öldürdün fiili, ‘emettena’ geçmiş zaman kipiyle gelmiştir. Mutlak daha önce canlı olan bir varlığın öldürülmesi eylemi işaret edilir.
Taha Suresi 118. Ayet
“Senin için orada acıkmak ve açıkta kalmak yoktur.”
اِنَّ لَكَ اَلَّا تَجُوعَ ف۪يهَا وَلَا تَعْرٰىۙ
İnne leke ella tecua fiha ve la ta’ra
Taha Suresi 119. Ayet
“Orada susuz kalmazsın ve sıcaktan zarar görmezsin.”
وَاَنَّكَ لَا تَظْمَؤُ۬ا ف۪يهَا وَلَا تَضْحٰى
Ve enneke la tazmeu fiha ve la tadh
Şimdi hatırlamasak da herbirimizin bu dünyaya gelmeden önce Yüce Allah’a söz verdiğini, antlaşmanın yapıldığını ve iblisle savaş ile ilgili olarak bilgilendirildiğimizi bir adı Zikr (hatırlatma) olan Kur’an bize bildiriyor; bakalım nasıl hatırlatıyor ve durum ne kadar ciddi
Ikinci cennet evreninde yaşamaya başlamadan önce insanın Yüce Allah’la bir misak, yani bir antlaşma yaptığını belirttiğim ilgili ayetlerden anlıyoruz :
Doğmadan önce Yüce Allah ile antlaşma yaptık, kendimize güvendik, söz verdik
MİSAK (ANTLAŞMA) VE AHİD AYETLERİ
Araf Suresi 172. Ayet
Kıyamet günü, “Biz bundan habersizdik.” demeyesiniz diye. Rabb’in, ademoğullarının sırtlarından soylarını çıkardı. Ve onları kendilerine tanık yaptı. “Ben sizin Rabb’iniz değil miyim?” dedi. “Evet, Rabb’imizsin, Tanıklık ediyoruz.” dediler.
وَاِذْ اَخَذَ رَبُّكَ مِنْ بَن۪ٓي اٰدَمَ مِنْ ظُهُورِهِمْ ذُرِّيَّتَهُمْ وَاَشْهَدَهُمْ عَلٰٓى اَنْفُسِهِمْۚ اَلَسْتُ بِرَبِّكُمْۜ قَالُوا بَلٰىۚۛ شَهِدْنَاۚۛ اَنْ تَقُولُوا يَوْمَ الْقِيٰمَةِ اِنَّا كُنَّا عَنْ هٰذَا غَافِل۪ينَۙ
Ve iz ehaze rabbuke min beni ademe min zuhurihim zurriyyetehum ve eşhedehum ala enfusihim, e lestu birabbikum, kalu bela, şehidna, en tekulu yevmel kıyameti inna kunna an haza gafilin.
Maide Suresi 7. Ayet
Allah’ın, size olan nimetini ve “İşittik ve itaat ettik.” dediğinizde, onunla sizi bağladığı sözünüzü hatırlayın. Allah’a karşı takvalı olun. Kuşkusuz, Allah göğüslerde olanı gerçeğiyle bilendir.
وَاذْكُرُوا نِعْمَةَ اللّٰهِ عَلَيْكُمْ وَم۪يثَاقَهُ الَّذ۪ي وَاثَقَكُمْ بِه۪ٓۙ اِذْ قُلْتُمْ سَمِعْنَا وَاَطَعْنَاۘ وَاتَّقُوا اللّٰهَۜ اِنَّ اللّٰهَ عَل۪يمٌ بِذَاتِ الصُّدُورِ
Vezkuru ni’metellahi aleykum ve misakahullezi vasekakum bihi iz kultum semi’na ve ata’na vettekullah innallahe alimun bizatis sudur.
Ali İmran Suresi 76. Ayet
Hayır! Kim sözünü yerine getirir/taahhüdüne sadık kalırsa ve takvalı olursa, kuşkusuz Allah, takvalı olanları sever.
بَلٰى مَنْ اَوْفٰى بِعَهْدِه۪ وَاتَّقٰى فَاِنَّ اللّٰهَ يُحِبُّ الْمُتَّق۪ينَ
Bela men evfa bi ahdihi vetteka fe innallahe yuhibbul muttekin.
Ali İmran 81. Ayet
Hani Allah, Nebilerden söz almıştı: “Size, Kitap ve Hikmet verdim; şimdi yanınızdakini tasdik eden bir resul geldiğinde, ona kesinlikle inanacak ve yardım edeceksiniz.” “Bunu kabul ettiniz mi? Bu önemli görevi üstlendiniz mi?” demişti. “Kabul ettik.” dediler. Allah: “Öyleyse tanık olun, Ben de sizinle birlikte tanık olanlardanım.” dedi.
وَاِذْ اَخَذَ اللّٰهُ م۪يثَاقَ النَّبِيّ۪نَ لَـمَٓا اٰتَيْتُكُمْ مِنْ كِتَابٍ وَحِكْمَةٍ ثُمَّ جَٓاءَكُمْ رَسُولٌ مُصَدِّقٌ لِمَا مَعَكُمْ لَتُؤْمِنُنَّ بِه۪ وَلَتَنْصُرُنَّهُۜ قَالَ ءَاَقْرَرْتُمْ وَاَخَذْتُمْ عَلٰى ذٰلِكُمْ اِصْر۪يۜ قَالُٓوا اَقْرَرْنَاۜ قَالَ فَاشْهَدُوا وَاَنَا۬ مَعَكُمْ مِنَ الشَّاهِد۪ينَ
Ve iz ehazallahu misakan nebiyyine lema ateytukum min kitabin ve hikmetin summe caekum resulun musaddikun lima meakum le tu’minunne bihi ve le tensurunneh, kale e akrartum ve ehaztum ala zalikum ısri, kalu akrarna, kale feşhedu ve ene meakum mineş şahidin
Ahzab Suresi 7 ve Ali İmran Suresi 81. Ayetlerde Kur’an’da Yüce Allah’ın Nebiler ile yaptığı antlaşma için ‘misak’ kelimesi kullanılırken aynı kelime insanlar ile Yüce Allah’ın yaptığı antlaşma için de Bakara Suresi 27. Ayet ve Hadid Suresi 8. Rad Suresi 20. Ayetlerinde aynı şekilde geçmektedir. Yani Yüce Allah’a her birimiz söz verdik, şimdi bir kısım insanlar inkar etse de, hatırlamasa da veya reddetse de.
Ahzab Suresi 7. Ayet
Hani Biz, Nebilerden kesin söz almıştık. Ve senden, Nuh’tan, İbrahim’den, Musa’dan ve Meryem Oğlu İsa’dan, hepsinden sağlam söz aldık.
وَاِذْ اَخَذْنَا مِنَ النَّبِيّ۪نَ م۪يثَاقَهُمْ وَمِنْكَ وَمِنْ نُوحٍ وَاِبْرٰه۪يمَ وَمُوسٰى وَع۪يسَى ابْنِ مَرْيَمَۖ وَاَخَذْنَا مِنْهُمْ م۪يثَاقاً غَل۪يظاًۙ
Ve iz ehazna minen nebiyyine misakahum ve minke ve min nuhın ve ibrahime ve musa ve isebni meryeme ve ehazna minhum misakan galiza
Bakara Suresi 27. Ayet
O kimseler misaklerinden sonra Allah’ın ahdini bozarlar. Allah’ın bağlı kalınmasını istediği şeyle bağlarını koparırlar ve yeryüzünde bozgunculuk yaparlar. İşte onlar, hüsrana uğrayanlardır.
اَلَّذ۪ينَ يَنْقُضُونَ عَهْدَ اللّٰهِ مِنْ بَعْدِ م۪يثَاقِه۪ۖ وَيَقْطَعُونَ مَٓا اَمَرَ اللّٰهُ بِه۪ٓ اَنْ يُوصَلَ وَيُفْسِدُونَ فِي الْاَرْضِۜ اُو۬لٰٓئِكَ هُمُ الْخَاسِرُونَ
Ellezine yenkudune ahdallahi min ba’di misakıh, ve yaktaune ma emerallahu bihi en yusale ve yufsidune fil ard ulaike humul hasirun.
Rad Suresi 20. Ayet
Onlar, Allah’la olan ahdi yerine getirirler, misakı bozmazlar.
اَلَّذ۪ينَ يُوفُونَ بِعَهْدِ اللّٰهِ وَلَا يَنْقُضُونَ الْم۪يثَاقَۙ
Ellezine yufune bi ahdillahi ve la yenkudunel misak.
Bakara Suresi 177. Ayet
Yüzlerinizi doğu veya batı yönüne çevirmeniz iyilik değil. İyiler o kimseler ki ALLAH’ı, ahiret gününü, melekleri, kitabı ve peygamberleri onaylarlar; akrabalara, yetimlere, muhtaçlara, evsizlere, dilencilere ve köleleri özgürlüğe kavuşturmaya seve seve para yardımında bulunurlar; Salatı gözetir, zekatı verir, sözleştikleri vakit sözlerinde dururlar; zorluğa, sıkıntıya ve zulme karşı direnirler. İşte doğru olanlar onlardır, erdemli olanlar da onlardır.
لَيْسَ الْبِرَّ اَنْ تُوَلُّوا وُجُوهَكُمْ قِبَلَ الْمَشْرِقِ وَالْمَغْرِبِ وَلٰكِنَّ الْبِرَّ مَنْ اٰمَنَ بِاللّٰهِ وَالْيَوْمِ الْاٰخِرِ وَالْمَلٰٓئِكَةِ وَالْكِتَابِ وَالنَّبِيّ۪نَۚ وَاٰتَى الْمَالَ عَلٰى حُبِّه۪ ذَوِي الْقُرْبٰى وَالْيَتَامٰى وَالْمَسَاك۪ينَ وَابْنَ السَّب۪يلِ وَالسَّٓائِل۪ينَ وَفِي الرِّقَابِۚ وَاَقَامَ الصَّلٰوةَ وَاٰتَى الزَّكٰوةَۚ وَالْمُوفُونَ بِعَهْدِهِمْ اِذَا عَاهَدُواۚ وَالصَّابِر۪ينَ فِي الْبَأْسَٓاءِ وَالضَّرَّٓاءِ وَح۪ينَ الْبَأْسِۜ اُو۬لٰٓئِكَ الَّذ۪ينَ صَدَقُواۜ وَاُو۬لٰٓئِكَ هُمُ الْمُتَّقُونَ
Leysel birre en tuvellu vucuhekum kıbelel maşrıkı vel magrıbi ve lakinnel birre men amene billahi vel yevmil ahırı vel melaiketi vel kitabi ven nebiyyin, ve atel male ala hubbihi zevil kurba vel yetama vel mesakine vebnes sebili, ves sailine ve fir rıkab, ve ekames salate ve atez zekat, vel mufune bi ahdihim iza ahed, ves sabirine fil be’sai ved darrai ve hinel be’s ulaikellezine sadaku, ve ulaike humul muttekun.
Hadid Suresi 8. Ayet
Size ne oluyor ki Allah’a inanmıyorsunuz? Oysa Peygamber sizi Rabbinize inanmaya çağırıyor. Allah da önceden sizden söz almıştı. İnanacaksanız şimdi inanınız!
وَمَا لَكُمْ لَا تُؤْمِنُونَ بِاللّٰهِۚ وَالرَّسُولُ يَدْعُوكُمْ لِتُؤْمِنُوا بِرَبِّكُمْ وَقَدْ اَخَذَ م۪يثَاقَكُمْ اِنْ كُنْتُمْ مُؤْمِن۪ينَ
Ve ma lekum la tu’minune billah, ver resulu yed’ukum li tu’minu bi rabbikum ve kad e haze misakakum in kuntum mu’minin.
Rad Suresi 25. Ayet
Allah’a verdikleri sözü, onu antlaşma haline getirdikten sonra bozanlara, Allah’ın bitiştirilmesini emrettiği şeyi bitiştirmeyenlere ve yeryüzünde bozgunculuk çıkaranlara gelince, böyleleri için lanet vardır ve yurdun en kötüsü de onların olacaktır.
وَالَّذ۪ينَ يَنْقُضُونَ عَهْدَ اللّٰهِ مِنْ بَعْدِ م۪يثَاقِه۪ وَيَقْطَعُونَ مَٓا اَمَرَ اللّٰهُ بِه۪ٓ اَنْ يُوصَلَ وَيُفْسِدُونَ فِي الْاَرْضِۙ اُو۬لٰٓئِكَ لَهُمُ اللَّعْنَةُ وَلَهُمْ سُٓوءُ الدَّارِ
Vellezine yankudune ahdallahi min ba’di misakıhi ve yaktaune ma emerallahu bihi en yusale ve yufsidune fil ardı ulaike lehumul la’netu ve lehum suud dar.
Maide Suresi 13. Ayet
Anlaşmalarını bozmalarından dolayı onlara lanet ettik ve kalplerini katılaştırdık. Kelimeleri bağlamlarından kopararak çarpıtıyorlar, öğütlendikleri şeyden nasiplenmeyi unuturlar, içlerinden çok azı hariç, daima onların hainlik ettiklerini görürsün. Yine de vazgeç ve yaptıklarına aldırma. Kuşkusuz Allah, iyi davrananları sever.
فَبِمَا نَقْضِهِمْ م۪يثَاقَهُمْ لَعَنَّاهُمْ وَجَعَلْنَا قُلُوبَهُمْ قَاسِيَةًۚ يُحَرِّفُونَ الْكَلِمَ عَنْ مَوَاضِعِه۪ۙ وَنَسُوا حَظاًّ مِمَّا ذُكِّرُوا بِه۪ۚ وَلَا تَزَالُ تَطَّلِعُ عَلٰى خَٓائِنَةٍ مِنْهُمْ اِلَّا قَل۪يلاً مِنْهُمْ فَاعْفُ عَنْهُمْ وَاصْفَحْۜ اِنَّ اللّٰهَ يُحِبُّ الْمُحْسِن۪ينَ
Fe bima nakdihim misakahum leannahum ve cealna kulubehum kasiyet, yuharrifunel kelime an mevadııhi ve nesu hazzan mimma zukkiru bih, ve la tezalu tettaliu ala haınetin minhum illa kalilen minhum fa’fu anhum vasfah innallahe yuhıbbul muhsinin.
Bu ayetlerde dikkat edilmesi gereken nokta bu antlaşmaların insanlar arasındakiler değil (savaş sebebiyle.. vs) doğrudan Allah ile yapılan misak/antlaşmalar olduğudur.
İnsan antlaşmada (Misak) Yüce Allah’a asla şirk koşmadan iman edeceği, takva sahibi olacağı ve misak’a uyacağı, şeytana asla uymayacağı konusunda söz veriyor. Yüce Allahı insana secde edilmesi emrini veriyor, emre tüm melekler uyuyor iblis ise kibrinden dolayı secde etmeyi reddediyor,
Bakara Suresi 34. Ayet
Sonra meleklere: “Adem için secde edin.” dedik. İblis hariç hemen secde ettiler. O, yüz çevirip büyüklük tasladı. O Kafirlerdendi.
وَاِذْ قُلْنَا لِلْمَلٰٓئِكَةِ اسْجُدُوا لِاٰدَمَ فَسَجَدُٓوا اِلَّٓا اِبْل۪يسَۜ اَبٰى وَاسْتَكْبَرَ وَكَانَ مِنَ الْكَافِر۪ينَ
Ve iz kulna lil melaiketiscudu li ademe fe secedu illa iblis, eba vestekbere ve kane minel kafirin
İblis cin soyundandır, fücuru vardır, melek değildir. İnsandan önce yaratılmıştır. Dumanı olmayan ateşten yaratılmıştır. Soyu vardır, insanlar gibi ürerler, çoğalırlar, farklı bir boyutta yaşamaktadırlar. İblisin kibrinin Allah’a olan korkusundan bile fazla olduğunu Kur’an’dan anlıyoruz, İblis yaratılış gereği takvadan yoksundur. Dumansız ateşi maddeden üstün saymış, daha önce yaratlmasını da bir üstünlük sebebi saymış ve kendini üstün görmüştür. Bunun üzerine Yüce Allah iblisi huzurundan kovmuştu onu alçaltarak, yaşadığı evrenden/cennetten çıkarmıştır.
Huzurdan kovulan Şeytan ise Yüce Allah’tan, kendisinin insandan üstün olduğunu ıspat etmesi içinizin ve mühlet istiyor ve yaratılış gereği takva sahibi olması gereken insanların çoğunu kandıracağını söylüyor. İnsana meydan okuyor.
Şeytanın Dosdoğru Yol üzerine oturması nedir?
Araf Suresi 16. Ayet
“Azdırmandan dolayı, onlar için senin dosdoğru yolunun üzerine oturacağım.” dedi.
قَالَ فَبِمَٓا اَغْوَيْتَن۪ي لَاَقْعُدَنَّ لَهُمْ صِرَاطَكَ الْمُسْتَق۪يمَۙ
Kale fe bima agveyteni le ak’udenne lehum sıratekel mustekim
Sıratekel müstakim yani dosdoğru yol Kur’andır. Bu sözüyle şeytan var gücüyle insanların Kur’an’a yaklaşmarını engelleyeceğini deklare etmiştir.
Hac Suresi 54. Ayet
İlim verilen kimselerin, onun Rabb’inden gelen bir gerçek olduğunu bilmeleri, ona iman etmeleri ve kalplerinin tatmin olması içindir. Allah, İman Edenler’e dosdoğru yolu gösterendir.
وَلِيَعْلَمَ الَّذ۪ينَ اُو۫تُوا الْعِلْمَ اَنَّهُ الْحَقُّ مِنْ رَبِّكَ فَيُؤْمِنُوا بِه۪ فَتُخْبِتَ لَهُ قُلُوبُهُمْۜ وَاِنَّ اللّٰهَ لَهَادِ الَّذ۪ينَ اٰمَنُٓوا اِلٰى صِرَاطٍ مُسْتَق۪يمٍ
Ve li ya’lemellezine utul ılme ennehul hakku min rabbike fe yu’minu bihi fe tuhbite lehu kulubuhum, ve innallahe le hadillezine amenu ila sıratın mustakim.
Yüce Allah’ın , 22/54 ayetinde buyurduğu ‘dosdoğru yol’ da ilim sahiplerine Yüce Allah’ın gösterdiği yol olan Kur’an’ın yoludur.
Şeytan’ın dosdoğru yol üzerine oturması insan için çok acı bir imtihandır. İmtihanı hatırlatan ayetler ; Cin Suresi / 15,16,17. Ayetler, imtihanın buyrulduğu 16. Ayetten bir ayet önce dosdoğru yol yani Kur’an’ın takip edilmesi ile insanın ecrini (mükafatını) alacağı buyrulmaktadır, yani Dosdoğru yol (Kur’an) ve İblis karşı karşıyadır.
Bizim tek dayanağımız biricik Kur’andır, tek yardımcımız ve tek yardım isteyebileceğimiz varlık Yüce Allah’tır, hem kendi nefsimizde hem maddi dünya ve evren kanıtlarla doludur (Yüce Allah’ın ayetleri), İnsan halis bir kalple Allah’ını aramalıdır, kibrine yenik düşmemelidir ki kibir şeytanın belirgin bir özelliğidir , kibriyle şeytan insana secde etmemiştir. İblis nasihatle yaklaşır, iblisin ‘dosdoğru yola oturması’ insanın aklını karıştırarak Yüce Allah’a şirk koşturmasıdır ki bu ona kananları cehenneme götürür. Allah Subhanahu ve Teala hepimizi korusun
Cin Suresi 15. Ayet
Asilik edip kendilerine haksızlık yapanlar, işte onlar Cehennem’e odun oldular.
وَاَمَّا الْقَاسِطُونَ فَكَانُوا لِجَهَنَّمَ حَطَباًۙ
Cin Suresi 16. Ayet
Eğer onlar, yolda dosdoğru gitselerdi, onları kesinlikle bol su ile sulardık ki;
وَاَنْ لَوِ اسْتَقَامُوا عَلَى الطَّر۪يقَةِ لَاَسْقَيْنَاهُمْ مَٓاءً غَدَقاًۙ
Cin Suresi 17. Ayet
Onları bu nimetlerle imtihan ederdik. Kim Rabb’inin öğüdünden (Kur’an’dan) yüz çevirirse, O da onu çok şiddetli bir azaba uğratır.
لِنَفْتِنَهُمْ ف۪يهِۚ وَمَنْ يُعْرِضْ عَنْ ذِكْرِ رَبِّه۪ يَسْلُكْهُ عَذَاباً صَعَداًۙ
İblis de insan da antlaşmayı kabul etmiştir, Yüce Allah, şeytan’a mühlet vermiştir, şeytan farklı bir boyuttan insana vesvese vererek birinci evrende (Bu evren Big bang’den önceki evrendir) Yüce Allah’ın ‘yaklaşmayın’ dediği ağaca insanoğlunu yaklaştırarak insanı ölümsüz olacağı yalanıyla kandırmış ve ayetlerde Yüce Allah’ın buyurduğu üzere birinci cennetten insanın kovulmasını sağlamayı başarmıştır.
Bakara Suresi 35. Ayet
Dedik ki: “Ey Adem! Eşinle birlikte cennette oturun. Orada dilediğiniz her şeyden bol bol yiyin. Fakat şu ağaca yaklaşmayın; yoksa haksızlık yapmış olursunuz.”
وَقُلْنَا يَٓا اٰدَمُ اسْكُنْ اَنْتَ وَزَوْجُكَ الْجَنَّةَ وَكُلَا مِنْهَا رَغَداً حَيْثُ شِئْتُمَاۖ وَلَا تَقْرَبَا هٰذِهِ الشَّجَرَةَ فَتَكُونَا مِنَ الظَّالِم۪ينَ
Ve kulna ya ademuskun ente ve zevcukel cennete ve kula minha ragaden haysu şi’tuma ve la takraba hazihiş şecerete fe tekuna minez zalimin.
Araf Suresi 20. Ayet
Derken şeytan, kötülüklerini kendilerine göstermek için onlara fısıldadı. Rabb’iniz size bu ağacı melik olmayasınız veya kalıcılardan olmayasınız diye yasakladı.” dedi.
فَوَسْوَسَ لَهُمَا الشَّيْطَانُ لِيُبْدِيَ لَهُمَا مَا وُ۫رِيَ عَنْهُمَا مِنْ سَوْاٰتِهِمَا وَقَالَ مَا نَهٰيكُمَا رَبُّكُمَا عَنْ هٰذِهِ الشَّجَرَةِ اِلَّٓا اَنْ تَكُونَا مَلَكَيْنِ اَوْ تَكُونَا مِنَ الْخَالِد۪ينَ
Fe vesvese lehumuş şeytanu li yubdiye lehuma ma vuriye anhuma min sev’atihima ve kale ma nehakuma rabbukuma an hazihiş şecereti illa en tekuna melekeyni ev tekuna minel halidin.
Araf Suresi 21. Ayet
Ve ikisine: “Ben gerçekten ikinizin de iyiliğini istemekteyim.” diye yemin etti.
وَقَاسَمَـهُمَٓا اِنّ۪ي لَكُمَا لَمِنَ النَّاصِح۪ينَۙ
Ve kasemehuma inni lekuma le minen nasıhin.
Araf Suresi 22. Ayet
Böylece ikisini aldatıp baştan çıkardı. O ağaçtan tadınca, çirkinlikleri açığa çıktı. Cennet yapraklarını üst üste koyup örtünmeye başladılar. Rabb’leri onlara: “Ben sizi o ağaçtan men etmedim mi? Bu şeytan size apaçık bir düşmandır demedim mi?” diye seslendi.
فَدَلّٰيهُمَا بِغُرُورٍۚ فَلَمَّا ذَاقَا الشَّجَرَةَ بَدَتْ لَهُمَا سَوْاٰتُهُمَا وَطَفِقَا يَخْصِفَانِ عَلَيْهِمَا مِنْ وَرَقِ الْجَنَّةِۜ وَنَادٰيهُمَا رَبُّهُمَٓا اَلَمْ اَنْهَكُمَا عَنْ تِلْكُمَا الشَّجَرَةِ وَاَقُلْ لَكُمَٓا اِنَّ الشَّيْطَانَ لَكُمَا عَدُوٌّ مُب۪ينٌ
Fedellahuma bi gurur, fe lemma zakaş şecerete bedet lehuma sev’atuhuma ve tafika yahsıfani aleyhima min varakıl cenneh, ve nadahuma rabbuhuma e lem enhekuma an tilkumeş şecereti ve ekul lekuma inneş şeytane lekuma aduvvun mubin
Araf Suresi 23. Ayet
“Ey Rabb’imiz! Biz, kendimize zulmettik. Eğer bizi bağışlamaz ve merhamet etmezsen hüsrana uğrayanlardan oluruz.” dediler.
قَالَا رَبَّـنَا ظَلَمْنَٓا اَنْفُسَنَا وَاِنْ لَمْ تَغْفِرْ لَنَا وَتَرْحَمْنَا لَنَكُونَنَّ مِنَ الْخَاسِر۪ينَ
Kala rabbena zalemna enfusena ve in lem tagfirlena ve terhamna le nekunenne minel hasirin.
Bakara Suresi 37. Ayet
Derken Adem, Rabb’inden kelimeler aldı. Böylece, Adem’in tevbesini kabul etti. Kuşkusuz O, Tevbeleri Kabul Eden’dir, Rahmeti Kesintisiz’dir.
فَتَلَقّٰٓى اٰدَمُ مِنْ رَبِّه۪ كَلِمَاتٍ فَتَابَ عَلَيْهِۜ اِنَّهُ هُوَ التَّوَّابُ الرَّح۪يمُ
Fe telekka ademu min rabbihi kelimatin fe tabe aleyh, innehu huvet tevvabur rahim
Her bir insan birinci cennetten ölerek çıkmıştır, İnsan Yüce Allah’a verdiği yemini tutmamış ahdine sadık olmamıştır. Dolayısıyla maalesef ilk savaşı iblis kazanmıştır.
Ayetlerde Arapça gramer olarak çoğul ifadesi olduğu için sadece Hz Adem ve eşine değil (Kur’an’da Havva ismi zikredilmez) burada cennet evreninden kovulanların dünyada yaşayan bütün insanlar olduklarını anlarız.
Bakara Suresi 38. Ayet
“Oradan topluca ininiz” dedik, “Benden size bir yol gösterici geldiği zaman, o yol göstericiye uyanlar için artık bir korku yok ve onlar üzülmeyecekler.”
قُلْنَا اهْبِطُوا مِنْهَا جَم۪يعاًۚ فَاِمَّا يَأْتِيَنَّكُمْ مِنّ۪ي هُدًى فَمَنْ تَبِعَ هُدَايَ فَلَا خَوْفٌ عَلَيْهِمْ وَلَا هُمْ يَحْزَنُونَ
Kulnahbitu minha cemia, fe imma ye’tiyennekum minni hudenfe men tebia hudaye fe la havfun aleyhim ve la hum yahzenun
Araf Suresi 24. Ayet
“Bir kısmınız bir kısmınıza düşman olarak inin.” dedi. Yeryüzünde, size belli bir süreye kadar yerleşme ve yararlanma imkanı vardır.” dedi.
قَالَ اهْبِطُوا بَعْضُكُمْ لِبَعْضٍ عَدُوٌّۚ وَلَكُمْ فِي الْاَرْضِ مُسْتَقَرٌّ وَمَتَاعٌ اِلٰى ح۪ينٍ
Kalehbitu ba’dukum li ba’dın aduvv, ve lekum fil’ardı mustekarrun ve metaun ila hin.
Araf Suresi 25. Ayet
De ki: “Orada yaşayacaksınız, orada öleceksiniz ve oradan çıkarılacaksınız.”
قَالَ ف۪يهَا تَحْيَوْنَ وَف۪يهَا تَمُوتُونَ وَمِنْهَا تُخْرَجُونَ۟
Kale fiha tahyevne ve fiha temutune ve minha tuhrecun
Bakara 37-38 ve Araf Suresi 24-25. Ayetlerinden anlarız ki Hz Adem’in nezdinde tüm yaratılmış insanlar tövbe eder . Yüce Allah merhamet gösterek tövbeleri kabul etmiş ve bizi dünya gezegeninde tekrar diriltmiştir yani biz hepimiz birinci yaşamımızda şeytana mağlup olduk ve bu ikinci ve son şansımız.
Yüce Allah bütün isimlerini tecelli ettiren Sübhan sıfatı ve Sünnetullahı ile yaşadığımız evreni yaratmıştır ve şeytanla da ikinci savaş başlamıştır. Bu insanın ikinci canlanmasıdır ve insan için son şanstır.
Bakara Suresi 28 ve Mümin Suresi 11. Ayetler bu hususa işaret etmektedir.
Bakara Suresi 28.Ayet
Allah’a, nasıl küfrediyorsunuz? Siz ölüler iken sizi var etti, sonra sizi öldürecek, sonra tekrar dirilterek kendisine döndürecektir.
كَيْفَ تَكْفُرُونَ بِاللّٰهِ وَكُنْتُمْ اَمْوَاتاً فَاَحْيَاكُمْۚ ثُمَّ يُم۪يتُكُمْ ثُمَّ يُحْي۪يكُمْ ثُمَّ اِلَيْهِ تُرْجَعُونَ
Keyfe tekfurune billahi ve kuntum emvaten fe ahyakum, summe yumitukum summe yuhyikum summe ileyhi turceun
Mümin Suresi 11.Ayet
Dediler ki: “Rabb’imiz! Bizi iki kez öldürdün, iki kez dirilttin. Artık suçlarımızı itiraf ettik. Şimdi bu durumdan kurtulmanın bir yolu var mı?”
قَالُوا رَبَّنَٓا اَمَتَّنَا اثْنَتَيْنِ وَاَحْيَيْتَنَا اثْنَتَيْنِ فَاعْتَرَفْنَا بِذُنُوبِنَا فَهَلْ اِلٰى خُرُوجٍ مِنْ سَب۪يلٍ
Kalu rabbena emettenesneteyni ve ahyeytenesneteyni fa’terefna bi zunubina fe hel ila hurucin min sebil
Yüce Allah insanlara zikir (hatırlatıcı) Kitaplar/Nebiler/Resuller göndereceğini bildirmiştir
Kur’an’ın bir zikir, bir hatırlatma olduğu Kur’an’da çokça geçer:
Abese Suresi 11. Ayet
Doğrusu, bu (Kur’an) bir hatırlatmadır
كَلَّٓا اِنَّهَا تَذْكِرَةٌۚ
Kella inneha tezkirah.
Abese Suresi 12. Ayet
Dileyen ondan (Kur’an) öğüt alır.
فَمَنْ شَٓاءَ ذَكَرَهُۢ
Fe men şae zekerah.
Abese Suresi 13. Ayet
O şerefli sayfalardadır
ف۪ي صُحُفٍ مُكَرَّمَةٍۙ
Fi suhufin mukerrameh.
Abese Suresi 14. Ayet
Yüce ve temiz
مَرْفُوعَةٍ مُطَهَّرَةٍۙ
Merfuatin mutahherah
Abese Suresi 15. Ayet
Yazıcıların elleriyle
بِاَيْد۪ي سَفَرَةٍۙ
Bi eydi seferah
Abese Suresi 17. Ayet
O insan kendisini mahvetti, o ne kadar da nankördür.
قُتِلَ الْاِنْسَانُ مَٓا اَكْفَرَهُۜ
Kutilel insanu ma ekferah
Tekvir Suresi 25. Ayet
O, kovulan şeytanın sözü olamaz
وَمَا هُوَ بِقَوْلِ شَيْطَانٍ رَج۪يمٍۚ
Ve ma huve bi kavli şeytanin recim.
Tekvir Suresi 26. Ayet
O halde nereye gidiyorsunuz?
فَاَيْنَ تَذْهَبُونَۜ
Fe eyne tezhebun.
Tekvir Suresi 27. Ayet
O (Kur’an) alemler için hatırlatmadan başka bir şey değildir.
اِنْ هُوَ اِلَّا ذِكْرٌ لِلْعَالَم۪ينَۙ
İn huve illa zikrun lil alemin
Tekvir Suresi 28. Ayet
Sizden doğru yoldan gitmek/doğru olmak isteyenler için.
لِمَنْ شَٓاءَ مِنْكُمْ اَنْ يَسْتَق۪يمَ
Li men şae minkum en yestekim
Tekvir Suresi 29. Ayet
Alemlerin Rabb’i Allah dilemedikçe siz dileyemezsiniz.
وَمَا تَشَٓاؤُ۫نَ اِلَّٓا اَنْ يَشَٓاءَ اللّٰهُ رَبُّ الْعَالَم۪ينَ
Ve ma teşaune illa en yeşaallahu rabbul alemin.
Müddessir Suresi 54. Ayet
Doğrusu O (Kur’an) bir öğüttür.
كَلَّٓا اِنَّهُ تَذْكِرَةٌۚ
Kella innehu tezkireh
Müddessir Suresi 55. Ayet
Dileyen ondan öğüt alır.
فَمَنْ شَٓاءَ ذَكَرَهُۜ
Fe men şae zekereh
Müddessir Suresi 56. Ayet
ALLAH dilemezse onlar öğüt alamazlar. O, erdemli davranmanın kaynağıdır; bağışlamanın kaynağıdır
وَمَا يَذْكُرُونَ اِلَّٓا اَنْ يَشَٓاءَ اللّٰهُۜ هُوَ اَهْلُ التَّقْوٰى وَاَهْلُ الْمَغْفِرَةِ
Ve ma yezkurune illa en yeşaallah, huve ehlut takva ve ehlul magfireh
Müddessir Suresi 31. Ayet
Biz ateşe bekçi olarak sadece melekleri atadık. Onların sayısını (ondokuz’u) da, (1) inkarcılar için bir fitne (sınav/huzursuzluk kaynağı) yaptık, (2) kitap verilmiş olanları ikna etsin, (3) iman edenlerin onayını güçlendirsin, (4) kitap verilmiş olanlarla iman edenlerin kuşkularını ortadan kaldırsın ve (5) kalplerinde hastalık olanlarla inkarcılar da, “ALLAH bu örnekle ne demek istiyor?” desinler. Böylece ALLAH dilediğini/dileyeni saptırır ve dilediğini/dileyeni de doğruya iletir. Rabbinin ordularını kendisinden başkası bilmez. Bu (sayı) insanlara bir hatırlatmadır.
وَمَا جَعَلْنَٓا اَصْحَابَ النَّارِ اِلَّا مَلٰٓئِكَةًۖ وَمَا جَعَلْنَا عِدَّتَهُمْ اِلَّا فِتْنَةً لِلَّذ۪ينَ كَـفَرُواۙ لِيَسْتَيْقِنَ الَّذ۪ينَ اُو۫تُوا الْـكِتَابَ وَيَزْدَادَ الَّذ۪ينَ اٰمَنُٓوا ا۪يمَاناً وَلَا يَرْتَابَ الَّذ۪ينَ اُو۫تُوا الْـكِتَابَ وَالْمُؤْمِنُونَۙ وَلِيَقُولَ الَّذ۪ينَ ف۪ي قُلُوبِهِمْ مَرَضٌ وَالْـكَافِرُونَ مَاذَٓا اَرَادَ اللّٰهُ بِهٰذَا مَثَلاًۜ كَذٰلِكَ يُضِلُّ اللّٰهُ مَنْ يَشَٓاءُ وَيَـهْد۪ي مَنْ يَشَٓاءُۜ وَمَا يَعْلَمُ جُنُودَ رَبِّكَ اِلَّا هُوَۜ وَمَا هِيَ اِلَّا ذِكْرٰى لِلْبَشَرِ۟
Ve ma cealna ashaben nari illa melaiketen ve ma cealna ıddetehum illa fitneten lillezine keferu li yesteykınellezine utul kitabe ve yezdadellezine amenu imanen ve la yertabellezine utul kitabe vel mu’minune, ve li yekulellezine fi kulubihim maradun vel kafirune maza eradallahu bi haza mesela, kezalike yudıllullahu men yeşau ve yehdi men yeşa, ve ma ya’lemu cunude rabbike illa hu, ve ma hiye illa zikra lil beşer.
İnsan maalesef ikinci savaşı da kaybedecektir, insanoğlu yaşadığımız bu dünyadan ölerek ayrılacak ve Din Günü’nde , Ahiret evreni’nde, yaşamış olduğu ikinci hayatın da (dünya hayatının) hesabını verecektir. Bu hesaplaşma sonucunda insanlar : Sabıklar, Ashab-I Meymene ve Ashab-I Meşeme olarak üç kısma ayrılacaktır. İblis varsayımında /zannında doğru çıkacaktır, insanların çoğu müşrik olacaktır . Kur’an bize Furkan Suresi’nde Muhammed Peygamber’in Din Gününde halkının Kur’an’ı yakınında tutup aynı zamanda terk ettiğini bildiriyor. Aklımızı çalıştırmalıyız, imtihanda olduğumuzu unutmamalı, iblisin oyunlarına kanmamalı ve Resulün Din günündeki yakarışına muhatap olmamalıyız ancak maalesef çoğumuz cehennemlik olacağız. Bu husus aşağıda belirttiğim ayetlerde sabittir.
Furkan Suresi 30. Ayet
Resul: “Ey Rabb’im, halkım bu Kur’an’ı terk edilmiş’dışlanmış tuttu.” dedi.
وَقَالَ الرَّسُولُ يَا رَبِّ اِنَّ قَوْمِي اتَّخَذُوا هٰذَا الْقُرْاٰنَ مَهْجُوراً
Ve kaler resulu ya rabbi inne kavmittehazu hazel kur’ane mehcura.
Araf Suresi 179. Ayet
Gerçek şu ki, cinnden ve insten çoğalttıklarımızın çoğu Cehennem’liktir. Ki onların kalpleri vardır onunla kavramazlar, gözleri vardır onunla görmezler, kulakları vardır onunla işitmezler. İşte bunlar hayvanlar gibidirler, hatta daha da bilinçsizdirler. İşte gafil olanlar bunlardır.
وَلَقَدْ ذَرَأْنَا لِجَهَنَّمَ كَث۪يراً مِنَ الْجِنِّ وَالْاِنْسِۘ لَهُمْ قُلُوبٌ لَا يَفْقَهُونَ بِهَاۘ وَلَهُمْ اَعْيُنٌ لَا يُبْصِرُونَ بِهَاۘ وَلَهُمْ اٰذَانٌ لَا يَسْمَعُونَ بِهَاۜ اُو۬لٰٓئِكَ كَالْاَنْعَامِ بَلْ هُمْ اَضَلُّۜ اُو۬لٰٓئِكَ هُمُ الْغَافِلُونَ
Özetle; İlk cennet evrenimizde iblisin kandırmasıyla Yüce Allah’ın ilâhlık sıfatına ortak koştuğumuz ağaç bizi ilk cennette müşrik yapmıştır. İblis bu ağaçtan tattığımızda ölümsüzler olacağımız yalanıyla hepimizi kandırdı ve ilk cennet evreninden çıkmamıza neden oldu. Bizler Yüce Allah’ı çağırmak yerine bir ağaca bel bağladık. Ağacın bizlere ilâhi yardım edeceğine inandık. Bu günahın bedelini ilk cennetten öldürülerek çıkarılmayla ödedik. Ancak Rabbimiz yine bizim tevbemizi kabul etti ve bizlere 2. bir şans verdi. Daha alçak olan bir evrene gönderildik. İblisle olan sınavın 2. periyodunu şu an yaşamaktayız. Birinci diriliş böylece gerçekleşmiş oldu, insan yeryüzünde yaşamaya başladı. İnsan belirli bir dünya hayatı yaşadıktan sonra bu dünyada 2. ölümü yaşayacaktır. Ahiret evreninde de 2. diriliş yaşanacaktır. Rabbimize karşı takvalı ve sorumluluğumuzun farkında olup hayatımızı ona göre yaşamalıyız.
Ali İmran Suresi 198. Ayet
Fakat Rabblerine karşı sorumluluklarının bilincinde olanlar, içinden ırmaklar akan ve içlerinde uzun süre kalacakları cennetlere kavuşacaklardır. Allah’tan ne güzel bir karşılama! Allah katında olan, gerçek takva/erdem sahipleri için en hayırlı olandır.
لٰكِنِ الَّذ۪ينَ اتَّقَوْا رَبَّهُمْ لَهُمْ جَنَّاتٌ تَجْر۪ي مِنْ تَحْتِهَا الْاَنْهَارُ خَالِد۪ينَ ف۪يهَا نُزُلاً مِنْ عِنْدِ اللّٰهِۜ وَمَا عِنْدَ اللّٰهِ خَيْرٌ لِلْاَبْرَارِ
Lakinillezinettekav rabbehum lehum cennatun tecri min tahtihal enharu halidine fiha nuzulen min indillah, ve ma indallahi hayrun lil ebrar
Yüce Allah zaman mefhumundan münezzehtir), zaman fizikte bir boyuttur, evrenimizde 4. boyut kabul edilir, Yüce Allah ve Cibril gibi şerefl elçiler zamandan münezzehtir, Cibril gibi Allah’ın şerefli elçileri geçmiş, gelecek arasında anında istediği yerde olabilir. Sonsuz boyutlardaki Yüce Allah , hangimizin cennete hangimizin cehenneme gideceğini tabii ki biliyor, ama bu bizim özgür irademizin üzerinde bir boyuttur. Allahın bilmesi bizim irademizi etkilemez ,O üst boyutlardan biliyor, İki amatör satranç oyuncusu satranç oynarken çok daha kabiliyetli bir satranç büyükustasının onları izleyip hangisinin galip geleceğini önceden bilmesi gibi ama satranç oyuncularının oyununa da müdahale etmez. Bu örnek Yüce Allah’ın her şeyi bilmesinin yanında çok basit, hatta nokta kadar kalır çünkü O, her şeyin, her atomun, her elektronun, her protonun sayısını bilir, ( Cin suresi /28). Bizim her hangi bir eylemi yapmadan önceki hissimizi bile, gizlediğimizi , açığa vurduğumuzu bilir. O her zaman bizimledir (Mücadele Suresi/7)
Cin Suresi 28. Ayet
Böylece, resullerin Rabbi’lerinin mesajını ilettikleri ortaya çıksın. O onların yaptıklarını tümüyle kuşatmıştır ve her şeyi sayı olarak, tek tek hesaplamıştır
لِيَعْلَمَ اَنْ قَدْ اَبْلَغُوا رِسَالَاتِ رَبِّهِمْ وَاَحَاطَ بِمَا لَدَيْهِمْ وَاَحْصٰى كُلَّ شَيْءٍ عَدَداً
Li ya’leme en kad eblegu rısalati rabbihim ve ehata bima ledeyhim ve ahsa kulle şey’in adeda.
Mücadele Suresi 7. Ayet
ALLAH’ın göklerde ve yerde olan her şeyi bildiğini anlamaz mısın? Üç kişi gizli konuşsa, mutlaka O onların dördüncüsüdür. Beş kişi olsalar, mutlaka O onların altıncısıdır. İster bundan az veya çok ve nerede olursa olsunlar, O onlarla beraberdir. Sonra diriliş gününde onlara yaptıklarını haber verir. ALLAH her şeyi Bilendir.
اَلَمْ تَرَ اَنَّ اللّٰهَ يَعْلَمُ مَا فِي السَّمٰوَاتِ وَمَا فِي الْاَرْضِۜ مَا يَكُونُ مِنْ نَجْوٰى ثَلٰثَةٍ اِلَّا هُوَ رَابِعُهُمْ وَلَا خَمْسَةٍ اِلَّا هُوَ سَادِسُهُمْ وَلَٓا اَدْنٰى مِنْ ذٰلِكَ وَلَٓا اَكْثَرَ اِلَّا هُوَ مَعَهُمْ اَيْنَ مَا كَانُواۚ ثُمَّ يُنَبِّئُهُمْ بِمَا عَمِلُوا يَوْمَ الْقِيٰمَةِۜ اِنَّ اللّٰهَ بِكُلِّ شَيْءٍ عَل۪يمٌ
E lem tere ennellahe ya’lemu ma fis semavati ve ma fil ard, ma yekunu min necva selasetin illa huve rabiuhum ve la hamsetin illa huve sadisuhum ve la edna min zalike ve la eksere illa huve me’ahum eyne ma kanu, summe yunebbiuhum bi ma amilu yevmel kıyameh, innellahe bi kulli şey’in alim
Nahl Suresi 23. Ayet
Kuşkusuz ALLAH onların gizlediklerini de açığa vurduklarını da bilir. O, büyüklük taslayanları , kibirli olnları sevmez
ا جَرَمَ اَنَّ اللّٰهَ يَعْلَمُ مَا يُسِرُّونَ وَمَا يُعْلِنُونَۜ اِنَّهُ لَا يُحِبُّ الْمُسْتَكْبِر۪ينَ
La cereme ennallahe ya’lemu ma yusirrune ve ma yu’linun, innehu la yuhıbbul mustekbirin.
Her Müslümanım diyen Mü’min midir?
Kur’an’a göre değildir, Mubin (Apaçık) Kur’an tabii ki Mü’minlerde olması gereken davranışları da net olarak anlatmıştır. Mü’minler Allah’a şirk koşmadan iman ederler, Ahirete iman ederler, salihat (iyiye/ barışa yönelik) işler yaparlar. Bakara Suresi/62, Kehf Suresi/110. Müminler gayba inanırlar ; Yüce Allah’I gözümüzle göremeyiz ancak Kur’andaki bilimsel kanıtları ve mucizeleri, evrendeki /doğadaki ve kendi bünyemizdeki bilimsel kanıtları görerek Allah’a iman etmeliyiz. Allah ‘dileseydim herkesi hidayete erdirirdim ‘buyurmaktadır, Secde Suresi/13. Bu noktada insanın yaratılış amcı ve sorumluluğu gündeme geliyor Allah’ın rahmetine mazhar olabilmek için kendimiz çalışmalıyız, sorumluluklarımızı yerine getirmeliyiz.
İnsanın ‘tesbih’i zikrettiğim kanıtlarla gözümüzle göremediğimiz Yüce Rabbimize iman etmek ve mü’min olmanın gereğini yapmaktır. Hadid Suresi/3, Bakara Suresi/3
Bakara Suresi 3. Ayet
Onlar ki (Sakınanlar) duyularıyla algılayamadıkları gerçekleri de onaylarlar, salatı (dayanışmayı) gözetirler, kendilerine verdiğimiz rızıktan muhtaçlara verirler
اَلَّذ۪ينَ يُؤْمِنُونَ بِالْغَيْبِ وَيُق۪يمُونَ الصَّلٰوةَ وَمِمَّا رَزَقْنَاهُمْ يُنْفِقُونَۙ
Ellezine yu’minune bil gaybi ve yukimunes salate ve mimma razaknahum yunfikun
Hadid Suresi 3. Ayet
Evvel’dir O (Allah) , başlangıcı yoktur; Ahir’dir O, sonu yoktur; Zahir’dir O, her şeyde belirir/en dıştadır; Batın’dır O, gözlerden gizlenmiştir/en içtedir. Her şeyi bilendir o.
هُوَ الْاَوَّلُ وَالْاٰخِرُ وَالظَّاهِرُ وَالْبَاطِنُۚ وَهُوَ بِكُلِّ شَيْءٍ عَل۪يمٌ
Huvel evvelu vel ahiru vez zahiru vel batın, ve huve bi kulli şey’in alim
Allah anıldığı zaman ürperirler, gece , gündüz Allah’ın kainatı boşuna yaratmadığını düşünüp sorumluluklarını hatırlarlar, geceleri yataklarından kalkıp Rabb’lerine korku ve ümit ile dua ederler. Secde Suresi/ 16, köle azad ederler (O zaman için), Beled suresi/13, kendisi de tok değilken açları ve yetimleri doyururlar. Beled Suresi /14-15 , güvenilidirler, emanate sahip çıkarlar Muminun Suresi /8
Hucurat Suresi 14. Ayet
Araplar, “iman ettik.” dediler. De ki: “Siz iman etmediniz, fakat teslim olduk, deyin. Çünkü henüz iman kalbinize girmedi. Eğer Allah’a ve Resul’üne itaat ederseniz, O, yaptıklarınızdan hiçbir şeyi eksiltmez.” Kuşkusuz Allah, Çok Bağışlayıcı’dır, Rahmeti Kesintisiz’dir.
قَالَتِ الْاَعْرَابُ اٰمَنَّاۜ قُلْ لَمْ تُؤْمِنُوا وَلٰكِنْ قُولُٓوا اَسْلَمْنَا وَلَمَّا يَدْخُلِ الْا۪يمَانُ ف۪ي قُلُوبِكُمْۜ وَاِنْ تُط۪يعُوا اللّٰهَ وَرَسُولَهُ لَا يَلِتْكُمْ مِنْ اَعْمَالِكُمْ شَيْـٔاًۜ اِنَّ اللّٰهَ غَفُورٌ رَح۪يمٌ
Kaletil a’rabu amenna, kul lem tu’minu ve lakin kulu eslemna ve lemma yedhulil imanu fi kulubikum, ve in tutiullahe ve resulehu la yelitkum min a’malikum şey’a, innallahe gafurun rahim.
Enfal Suresi 2. Ayet
Gerçekten Mü’minler o kimselerdir ki: Allah anıldığı zaman kalpleri ürperir, onlara Allah’ın ayetleri okunduğunda bu imanlarını artırır ve yalnızca Rabb’lerine güvenirler.
اِنَّمَا الْمُؤْمِنُونَ الَّذ۪ينَ اِذَا ذُكِرَ اللّٰهُ وَجِلَتْ قُلُوبُهُمْ وَاِذَا تُلِيَتْ عَلَيْهِمْ اٰيَاتُهُ زَادَتْهُمْ ا۪يمَاناً وَعَلٰى رَبِّهِمْ يَتَوَكَّلُونَۚ
İnnemel mu’minunellezine iza zukirallahu vecilet kulubuhum ve iza tuliyet aleyhim ayatuhu zadethum imanen ve ala rabbihim yetevekkelun
Mü’minler; Yüce Allah’ın varlığına , O’nun evren kitabını O’nun bahşettği akıl ve ilim ile okuyarak delillerle tanık/şahit olan; Kur’an’ın ilahi olduğuna kanıtlarla kanaat getiren, Kur’an’a itimat eden/güvenen ve dosdoğru yol (Kur’an’ın yolu) üzerinde olanlardır. Mü’minler, Yüce Allah’ın tüm sıfatlarının tecelli edişine Yüce Allah’ın bahşettiği akıl aracılığıyla tanık/şahit olarak Rabb’lerini ararlar , bu, takva sahibi insanın Rabbini tesbih’idir.
Her varlığın tesbihi, kendinin yaradılış amacına uygun olarak hareket etmesidir, Yüce Allah’ın yarattığı canlı, cansız tüm varlıklar Yüce Allah’ı tesbih eder, istese de tesbih eder istemese de tesbih eder, örneğin bir ateist, yaratıcı olduğuna ne kadar inanmazsa inanmasın , kalbi atmaya devam eder, damarlarında kan dolaşmaya devam eder, akciğerleri kana oksijen vermeye devam eder, böbrekleri idrarı süzmeye , gözleri görmeye devam eder, hadi durdursun bu dediklerimi? Hiç birini durduramaz çünkü o organlar, organların dokuları, dokuların hücreleri, hücrelerin atomlar, atomların protonları,elektronları,, quarkları, ,leptonları, ona sormadan Allah’tan aldıkları vahiy ile Yüce Allah’ı tesbih eder varlık olarak yaratılışlarına uygum olarak Allahın yapmalarını emrettiği iş her ne ise onu yaparlar, insan da takva sahibi olup, aklını, takvasını kullanarak, insana yakışır biçimde Kur’an üzere dosdoğru yolda, Rabb’ini tesbih edecektir. İnsanın yaradılış amacı budur.

